Nihad MATKAP- Son kalan, o yaptığımız görüşmede iki madde üzerinde kaygıları olduğunu söyledi. Birinci kaygısı, eğer benzer bir durum yaşanırsa ileride, yani hem
kurultay delegeleri tam sayısının %20’sinin bir
kurultay arayışı olursa, hem Genel Başkanında benzer bir arayışı olursa veya bir başka %20’lik grubun bir arayışı olursa bu gündemleri birleştirme anlayışını biz devreye sokmak istedik. İki ayrı
kurultay yapacağına Genel Başkan o dönemde bu gündemleri birleştirir, tek bir kurultayda bitebilir ve bugün sokaktaki CHP’ye dönük eleştirileri bitirmiş oluruz. Bununla ilgili acaba böyle bir madde konulması halinde o %20’lik iradeye yanlış yapılır mı? O %20’lik idarenin talebi sulandırılır mı diye önceki Genel Başkanımızın böyle bir kaygısı vardı. Şimdi yapılan düzenlemede aynı salonu paylaşmak mümkün oluyor. Yoksa gündemlere dokunulmuyor. Dolayısıyla bu yapılan düzenleme önceki Genle Başkanımız Sayın Baykal’ın talebi doğrultusunda şekillenmiş oldu. Gündemlere dokunulmayacak, o gündemin özel durumu aynen korunacak. Fakat belki o gündemler aynı salonda, aynı gün veyahutta iki gün içerisinde paylaşılacak. Dolayısıyla bu talebi karşılandı.
Önceki Genel Başkanımızın diğer bir kaygısı şuydu; 84. maddede program ve tüzüğümüz üzerinde yapılması düşünülen değişikliklerde
kurultay üye tam sayısının salt çoğunluğu oyu aranır diye bir hüküm var. Acaba bu hüküm ertesi gün yapılacak olan kurultayın önünü kesmek için mi konmuş diye bir kaygısı var. Hakikaten o büyük bir haksızlık olur. 362 imza atan arkadaşımızın iradesine saygısızlık olur. Doğruda olmaz. Böyle bir uyarısı oldu. Şimdi o maddeyle ilgilide şöyle, o anlayışı rahatlatan, ferahlatan şöyle bir düzenlememiz var. O değişiklik 34. Olağan kurultayımızda tüm yapacağımız değişiklikler bundan sonra yapacağımız ilk olağan kurultayımızda yürürlüğe girer diye bir madde koyuyoruz. Yani 3 ay sonra, 4 ay sonra hangi tarihte 34. Olağan kurultayımızı toplayacaksak bütün yaptığımız, şimdi yapmayı düşündüğümüz değişiklikler kurultayın toplandığı gün yürürlüğe girecek. O nedenle bu kaygıya da yer yok.
Dolayısıyla önceki Genel Başkanımızın bütün bize yapmış olduğu öneriler şuan yerini bulmuş sayılır. O nedenle böyle bir kaygıya yer yok.
Büşra ARSLANTAŞ- Peki yine tüzükle ilgili son sorum. Sayın Sav’a yakın delegelerin 26 Şubat günü ihtimal vermiyorum dediniz ama kurultaya katılmayıp Anıtkabir’e gideceği, arkasından da belirlenecek bir otelde bulaşacağı, yani ilk kurultayı boykot edeceği söyleniyor. Böyle bir tavrı şimdi CHP Genel Merkezinden bir heyet
kurultay öncesinde Anıtkabir’e gidecek.
Nihad MATKAP- O şey,
kurultay adına temsili bir heyet.
Büşra ARSLANTAŞ- Tabi
kurultay adına. Sav’a yakın delegelerinde oraya gittiğini varsayarsak iki ayrı CHP tablosu Anıtkabir’de.
Nihad MATKAP- Şimdi bunun olmaması için ben azami gayret harcayacağım. CHP’nin bütünlüğe her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. CHP’nin her üyesinin katkısına ihtiyacı var. Çünkü güçlü CHP’ye Türkiye’nin ihtiyacı var. Böyle bir lüksümüz yok. Bunun aşılması için bu tartışmaların bitmesi için ben üzerime düşen her şeyi yapacağım. Çünkü bu geçmişte görev yapan çok kıymetli arkadaşlarımız var. Bilgi birikimleriyle, deneyim birikimleriyle kendilerine CHP’nin en çok ihtiyaç duyduğu bir dönem. Biz o bütünlüğü sağlamaya çalışacağız.
Benim umudum şu; bu kurultaylar aynı zamanda hem bu iç işleyişimize dönük barikatların aşıldığı bir
kurultay olacak hem de bir
bütünleşme kurultayı olacak. Ama sanki böyle bir tahrik var. Bunu aşmak için ben özellikle elimden geleni yapacağım. Çünkü gerçekten söylediğim gibi ayrışma lüksümüz yok. Her birimizin enerjisine ihtiyacımız var. Çünkü ben örgütler sorumlusuyum. Örgütlenme sorumlusuyum. Onun için bütün arkadaşlarımızın bu konudaki anlayışını bekliyorum. Çünkü iddialarım şu; ötekileştirme olmayacak. CHP’de kimsenin kimseden fazlası yok. Bugün ben yönetici olabilirim yarın diğer arkadaşlarım olacak. Onun için sorumluluklarımız eşit. Türkiye’ye karşı büyük bir sorumluluk duyduğumuz bir dönemden geçiyoruz. Düşünün kurultayını toplamayan bir CHP’ye seçmen dönüp oy mu verir? Böyle bir sorumluluk alır mı kimse? Hele CHP’liler alır mı? Partisini hançerler mi? Ben buna kesinlikle ihtimal vermiyorum. Tartışılabilir, konuşulabilir, belli kırgınlıklar olabilir, öfkeler olabilir. Ama bunlar kendi içimizde nötrleştirilebilir. Yönetime dönük, Genel Başkana dönük arayışlar zaten 3-4 ay sonra o açılacak alanda yeniden gündeme gelebilir.
Büşra ARSLANTAŞ- Peki, Sayın Sav’la veya Sayın Baykal’la
kurultay öncesinde bir görüşme planlıyor musunuz?
Nihad MATKAP- Neden olmasın? Olabilir. O benim görevlerim arasındadır.
Büşra ARSLANTAŞ- İki gün önce Taraf Gazetesi yazarı Neşe Düzel’e verdiğiniz bir
röportaj da ilginç açıklamalarınız var. Türkiye’nin giderek laiklikten koptuğu endişenizin azaldığını söylüyorsunuz. Şimdi son olarak Başbakanın dindar nesil açıklamaları, üniversitelerde başörtüsü serbestisi, Kuran kurslarında yaş sınırının düşmesi, son olarak bu 12 yıllık eğitimin 12 yıl olmasını öngören teklifle birlikte imam hatiplerin ortaöğretim bölümlerinin yeniden açılmasının gündeme gelmesi tüm bunlara baktığımızda aslında eskiden CHP çok sert tepki gösterirdi böyle gelişmelere. Şimdi bunlara rağmen endişeni azaldı mı? Neden?
Nihad MATKAP- Bu Arap Baharıyla birlikte Sayın Başbakan Mısır ziyaretinde laikliğin önemini orada vurguladı. Şimdi ben şöyle bakıyorum olaya; eğer Ortadoğu ülkelerinde Arap Baharı diye nitelenen bu demokrasi ve özgürlük arayışı varsa ve başkaldırı kültürü geliştiyse, demokrasi ve özgürlük arayışı bir kültür haline geldiyse artık o ülkelerde demokratik olmayan bir yönetim modelini oturtturma şansınız olmaz. Mecburen o başkaldırı kültürü, bu iletişim olanaklarının bu kadar güçlenmesi o ülkelerde de demokratik bir yönetim kurulmasına götürecektir o ülkeleri. Eğer demokrasiyle yönetilecekseniz zaten laiklik ilkesini içinizde barındırmak durumundasınız.
Tabiî ki var olan hükümetin şu anki temsilciler ve destekçilerin temsilcileri gençlik yıllarında laiklik karşıtı bir devlet yönetimi hayalleriyle büyüdüler. Hep bunu hayal ettiler. Ancak dünyadaki gelişmeler, çağımızdaki gelişmeler bu tür arayışların nafile arayışlar olduklarını gösterdi.
Bizim daha öneli sorunlarımız var. Türkiye’nin dikkatini, partili arkadaşlarımızın dikkatini başka yere çekmek istedim. Güçlü CHP’ye Türkiye’nin ihtiyacı var. 33 ilde milletvekili çıkaramamışız. Bunları sorgulamamız lazım. Siyaset bilimcilerini devreye sokmamız lazım. Bizim görevimiz CHP’yi daha başarılı bir noktaya getirmek. Çünkü bölgelerde aldığımız oy oranlarımızda ciddi bir eşitsizlik var. Ciddi bir dengesizlik var. Sürekli laiklik konusunda zaman kaybedip onları görmezlikten gelemeyiz. Tabili laikliğe dönük bir tehlike varsa hep karşısında olacağız. Sürekli bu konuda nöbette olacağız. Buna izin vermeyeceğiz. Çünkü Tayyip Erdoğan’ın bu açıklamasıyla birlikte kendilerinin demokrasi, hukuk devleti konularında içtensizlik oldukları, hiç bu konuda samimi olmadıkları bir kez daha görüldü.
Büşra ARSLANTAŞ- MİT’le ilgili Sayın Hakan Fidan’ın ifadeye çağrılmasından sonra başlayan süreç, sizce AKP ile cemaat arasında bir kavga, bir çatışma var mı?
Nihad MATKAP- En çok konuşulan, en çok tartışılan konu şu; iktidarın görünen bakanları var. İçişleri Bakanı var, Adalet Bakanı var, Başbakan var. Birde sanki görünmez Başbakan var. Görünmez Adalet Bakanı var. Görünmez İçişleri Bakanı var. İster istemez şimdi bu tartışmalar var. Çünkü kurumlar arasında ciddi bir çatışma var. Emniyet-MİT bir arada. Yargı farklı bakıyor olaya. Ayrıca dış müdahalelerin olduğu yaygın bir şekilde söyleniyor. Çünkü ilk defa Türkiye’de kişiye dönük bir hukuk düzenlemesi yapılıyor. Bu uzun süre tartışılacaktır Türkiye’de. Acaba Türkiye’yi kim yönetiyor? Görünmeyen bir Başbakanımız mı var? Bir yerlerden talimat mı alınıyor? Şimdiki kimi bakanlarımız şekli mi duruyor? İster istemez bunlar daha Türkiye’nin gündeminde uzun bir süre kalacak.
Uludere olayını yaşadık. Düşünün ki, Uludere olayında bir yanlışlık oldu. 34 gencimiz öldürüldü. Katledildi. Büyük bir skandal, büyük bir hata. Öyle bir hükümet yönetiyor ki, Türkiye’yi taziye ziyaretine dahi gidemedi.
Büşra ARSLANTAŞ- Bu konuyu da ilerleyen günlerde gündeme getirmeye devam edecek anladığımız kadarıyla.
Nihad MATKAP- Tabi. Onun için güçlü CHP’ye ihtiyaç olduğu bir dönemden geçiyoruz.
Büşra ARSLANTAŞ- Çok teşekkür ederiz Sayın Matkap programımıza katıldığınız için.