loading
close
SON DAKİKALAR

Nihat Matkap 'Bütünleşme Kurultayı'

Nihat Matkap 'Bütünleşme Kurultayı'
Tarih: 23.02.2012 - 10:42
Kategori: Siyaset

Matkap 'Bu kurultaylar hem iç işleyişimize dönük barikatların aşıldığı bir kurultay olacak, hem de bir bütünleşme kurultayı olacak.' dedi

“Bütün umutların CHP’ye bağlandığı, bütün yüzlerin CHP’ye döndüğü bu dönemde, hangi CHP’li delege Kurultay’a katılmama sorumluluğunu alabilir. Kurultayını toplamayan bir CHP’ye seçmen oy mu verir? Böyle bir sorumluluğu CHP’liler alır mı? Partisini hançerler mi?”

-“İktidarın görünen Başbakanı, bakanları var. Bir de sanki görünmez Başbakan ve bakanlar var. Acaba Türkiye’yi kim yönetiyor? Görünmeyen bir Başbakanımız mı var? Bir yerlerden talimat mı alınıyor? Şimdiki kimi bakanlarımız şekli mi duruyor? “

CHP Genel Başkan Yardımcısı Nihat Matkap CNNTÜRK’ ün canlı yayınında Büşra Arslantaş’ın sorularını şöyle yanıtladı;

Büşra ARSLANTAŞ- Genel Merkez her fırsatta demokrasi şöleni olacak dese de Cumhuriyet Halk Partisinin 26 ve 27 Şubat’ta yapacağı tüzük kurultaylarına ilişkin tartışmalar ve iddiaların ardı arkası kesilmiyor. İşte hem gündemdeki konular, hem de CHP içindeki tartışmalara ilişkin konuğumuz Genel Başkan Yardımcısı Cumhuriyet Halk Partisinin Nihad Matkap’la gündemi değerlendireceğiz. Efendim hoş geldiniz öncelikle. Bize öncelik tanıdığınız için teşekkür ederiz. 

Nihad MATKAP- Ben teşekkür ederim, sağ olun. 

Büşra ARSLANTAŞ- Hemen Cumhuriyet Halk Partisi içindeki tartışmalarla başlayalım. Eski Genel Sekreter Önder Sav’a yakın delegelerin ilk kurultaya katılmama iradesi gösterdiği, Sayın Sav’ında bu iradeye saygı göstereceği belirtiliyor. Korkuyor musunuz, kaygılı mısınız Sav ve ekibinden? Ya da ilk kurultayda çoğunluk sağlanamaması ihtimalinden?

Nihad MATKAP- Bunlar söylenti halinde benimde kulağıma geldi. Bu tür konuşmaların yapıldığını duydum. Ama pek ihtimal vermiyorum. Çünkü kurultay delegelerimizin hem sorumlulukları, hem görevleri var. Ki yaşamsal düzeyde önemli bir kurultay topluyoruz. Bir nevi anayasamız sayılan tüzüğümüzün değiştirilmesi konusunda görüşmeler yapacağız. Eğer kurultay delegelerimiz böyle bir günde görev yapmayacaksa ne zaman görev yapacak? Ben buna hiç ihtimal veremiyorum. Çünkü bu işin bir tarafı. Görevini yapmayan kurultay delegesi pozisyonuna girerler. Onun dışında böyle bir gayretin Cumhuriyet Halk Partisine katacağı bir şey yok ki. Kurultayını toplamayan bir Cumhuriyet Halk Partisinin halkın karşısındaki itibari ne olur? O kurultay delegesi bu sorumluluğu üstlenebilir mi? Veyahutta bunu yönlendirmek isteyen arkadaşlarımız eğer varsa, ben ihtimal vermiyorum. Bunun sorumluluğunu üstlenebilir mi? Cumhuriyet Halk Partisine bütün umutların bağlandığı bir dönemde, bütün yüzlerin Cumhuriyet Halk Partisine döndüğü bir dönemde kim bu sorumluluğu alabilir?

Büşra ARSLANTAŞ- Peki diyelim ki, ilk kurultayda 26 Şubat kurultayında çoğunluk sağlanamazsa ya da 27 Şubat kurultayında muhalifler olarak adlandırılan kesimin 9 madde geçerse o zaman ne olacak? Mesela Genel Başkan istifa resti çekecek mi? Seçimli kurultay öne çekilecek mi tarihi?

Nihad MATKAP- Büşra hanım, toplanmama ihtimali yok. Ben bu ihtimal üzerinde hiçbir değerlendirme yapmak istemiyorum. 

Büşra ARSLANTAŞ- Peki ikinci gün 9 madde geçerse?

Nihad MATKAP- Cumhuriyet Halk Partisinin kurultay delegeleri Cumhuriyet Halk Partisini yöneten insanlardır. Kesinlikle buna ihtimal vermiyorum. O nedenle bunun üzerinde değerlendirme yapmayı doğru bulmuyorum.
26’sıda önemli, 27’side önemli. Hep birlikte orada olacağız. Tartışacağız, eksiğimizi, fazlamızı kendi aramızda görüşeceğiz. Hatta 27’sinde de biz kurultayımızı aynı salonda yapmak istemiştik ama başka bir angajman dolayısıyla salonu alamadık. 

Büşra ARSLANTAŞ- Peki o zaman şöyle soruyum. 27 Şubat’ta da bir kurultay yapılacak. İlk toplanmayacağına ihtimal vermiyorsunuz. 27 Şubat’ta da bir kurultay yapılacak. O gün sizin bazı uzlaşılamayan maddeler olduğunu biliyoruz. O maddelerde geçerse ne olacak? O zaman Genel Başkan nasıl bir hamle yapacak?

Nihad MATKAP- Şimdi şöyle söyleyeyim. 362 kurultay delegesi arkadaşımızın 9 önerisi var. Bizim yaptığımız hazırlık çalışmalarında şuana kadar o 9 önerinin 6’sında bir mutabakat gördük. Geri kalan 3 madde de mutabakat olmayacak. Orada oylama yapılacak, kurultay ne takdir ederse o olur. 

Büşra ARSLANTAŞ- Yani Genel Merkez o 3 maddede geçerse bunu kabullenecek mi yoksa seçimli kurultayı öne çeker mi?

Nihad MATKAP- Kabullenmek durumunda. Kurultay iradesine kimse karşı koyamaz ki. O zaman demokrasiden söz edemeyiz ki. 

Büşra ARSLANTAŞ- Peki sizce bu tepki gösteren isimler Kılıçdaroğlu’nu devirmek, yerine yeni bir Genel Başkan mı getirmek istiyor? Yani amaçları ne sizce?

Nihad MATKAP- Şimdi siyaset çok dinamik bir alan. Eğer Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanına dönük tartışma varsa, parti yönetimine dönük tartışma varsa 3 – 4 ay sonra zaten olağan kurultayımızı yapacağız. Seçimli kurultayımızı yapacağız. Bu tür tartışmaları oraya bırakmak gerekiyor. O nedenle şimdiki bu değişiklik önerileri talebi gerçekten parti işleyişinin önündeki engellerin, barikatların aşılması içindir. Yani burada bir iyi niyet var. 

Büşra ARSLANTAŞ- Sizce muhaliflerin bir adayı var mıdır seçimli kurultay için?

Nihad MATKAP- Seçimli kurultay için o günkü koşullar çıkarabilir. Cumhuriyet Halk Partisi dinamik bir parti.

Büşra ARSLANTAŞ- Yani sizi rahatsız eder mi bir aday çıkması?

Nihad MATKAP- Hayır. Ondan daha doğal bir şey yok. O zaman niye seçim maddesini eklemişiz ki tüzüğümüze? O zaman bir madde koyarız filan Genel Başkan 40 yıl Genel Başkandır deriz. Olur mu böyle? Tabi 3 aday çıkar, 5 aday çıkar, daha iyisi aranır. Kurultayın toplanma nedeni bu zaten. 

Büşra ARSLANTAŞ- Tabi birde bu gelişmelerin Baykal cephesi var. Eski lider, eski Genel Başkan Deniz Baykal hala kurultaya katılıp katılmamayı değerlendiriyor. Aslında siz geçtiğimiz hafta Sayın Atila Emek’le birlikte bir ziyaret gerçekleştirmiştiniz. O açıklamalar bu görüşmeden sonra hava biraz daha olumlu gibiydi. Ama daha sonra Sayın Baykal yakın çevresine benim birkaç önerim oldu 54 ve 84. madde, o önerilerimi dikkate almadıklarını düşünüyorum. Bu yüzden de gitmemi gerektirecek bir durum kalmadı açıklamasında bulunuyor yakın çevresine. Nedir sizce o durumu değiştiren? Değişmeyecek mi 54 ve 84. madde?

Nihad MATKAP- Önceki Genel Başkanımızın kimi kaygıları vardı. Kendisiyle değerlendirme yaptığımızda aslında kaygıları daha fazlaydı. Yaklaşık bir aydır bu değiştirilmesi istenen maddeler üzerinde bir çalışmamız var. Başlangıç günümüzle bugün arasında ciddi bir olgunlaşma oldu taslak üzerinde. 

Büşra ARSLANTAŞ- Neydi kaygıları Sayın Baykal’ın?

Nihad MATKAP- Son kalan, o yaptığımız görüşmede iki madde üzerinde kaygıları olduğunu söyledi. Birinci kaygısı, eğer benzer bir durum yaşanırsa ileride, yani hem kurultay delegeleri tam sayısının %20’sinin bir kurultay arayışı olursa, hem Genel Başkanında benzer bir arayışı olursa veya bir başka %20’lik grubun bir arayışı olursa bu gündemleri birleştirme anlayışını biz devreye sokmak istedik. İki ayrı kurultay yapacağına Genel Başkan o dönemde bu gündemleri birleştirir, tek bir kurultayda bitebilir ve bugün sokaktaki CHP’ye dönük eleştirileri bitirmiş oluruz. Bununla ilgili acaba böyle bir madde konulması halinde o %20’lik iradeye yanlış yapılır mı? O %20’lik idarenin talebi sulandırılır mı diye önceki Genel Başkanımızın böyle bir kaygısı vardı. Şimdi yapılan düzenlemede aynı salonu paylaşmak mümkün oluyor. Yoksa gündemlere dokunulmuyor. Dolayısıyla bu yapılan düzenleme önceki Genle Başkanımız Sayın Baykal’ın talebi doğrultusunda şekillenmiş oldu. Gündemlere dokunulmayacak, o gündemin özel durumu aynen korunacak. Fakat belki o gündemler aynı salonda, aynı gün veyahutta iki gün içerisinde paylaşılacak. Dolayısıyla bu talebi karşılandı. 

Önceki Genel Başkanımızın diğer bir kaygısı şuydu; 84. maddede program ve tüzüğümüz üzerinde yapılması düşünülen değişikliklerde kurultay üye tam sayısının salt çoğunluğu oyu aranır diye bir hüküm var. Acaba bu hüküm ertesi gün yapılacak olan kurultayın önünü kesmek için mi konmuş diye bir kaygısı var. Hakikaten o büyük bir haksızlık olur. 362 imza atan arkadaşımızın iradesine saygısızlık olur. Doğruda olmaz. Böyle bir uyarısı oldu. Şimdi o maddeyle ilgilide şöyle, o anlayışı rahatlatan, ferahlatan şöyle bir düzenlememiz var. O değişiklik 34. Olağan kurultayımızda tüm yapacağımız değişiklikler bundan sonra yapacağımız ilk olağan kurultayımızda yürürlüğe girer diye bir madde koyuyoruz. Yani 3 ay sonra, 4 ay sonra hangi tarihte 34. Olağan kurultayımızı toplayacaksak bütün yaptığımız, şimdi yapmayı düşündüğümüz değişiklikler kurultayın toplandığı gün yürürlüğe girecek. O nedenle bu kaygıya da yer yok. 

Dolayısıyla önceki Genel Başkanımızın bütün bize yapmış olduğu öneriler şuan yerini bulmuş sayılır. O nedenle böyle bir kaygıya yer yok. 

Büşra ARSLANTAŞ- Peki yine tüzükle ilgili son sorum. Sayın Sav’a yakın delegelerin 26 Şubat günü ihtimal vermiyorum dediniz ama kurultaya katılmayıp Anıtkabir’e gideceği, arkasından da belirlenecek bir otelde bulaşacağı, yani ilk kurultayı boykot edeceği söyleniyor. Böyle bir tavrı şimdi CHP Genel Merkezinden bir heyet kurultay öncesinde Anıtkabir’e gidecek. 

Nihad MATKAP- O şey, kurultay adına temsili bir heyet. 

Büşra ARSLANTAŞ- Tabi kurultay adına. Sav’a yakın delegelerinde oraya gittiğini varsayarsak iki ayrı CHP tablosu Anıtkabir’de.

Nihad MATKAP- Şimdi bunun olmaması için ben azami gayret harcayacağım. CHP’nin bütünlüğe her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. CHP’nin her üyesinin katkısına ihtiyacı var. Çünkü güçlü CHP’ye Türkiye’nin ihtiyacı var. Böyle bir lüksümüz yok. Bunun aşılması için bu tartışmaların bitmesi için ben üzerime düşen her şeyi yapacağım. Çünkü bu geçmişte görev yapan çok kıymetli arkadaşlarımız var. Bilgi birikimleriyle, deneyim birikimleriyle kendilerine CHP’nin en çok ihtiyaç duyduğu bir dönem. Biz o bütünlüğü sağlamaya çalışacağız. 

Benim umudum şu; bu kurultaylar aynı zamanda hem bu iç işleyişimize dönük barikatların aşıldığı bir kurultay olacak hem de bir bütünleşme kurultayı olacak. Ama sanki böyle bir tahrik var. Bunu aşmak için ben özellikle elimden geleni yapacağım. Çünkü gerçekten söylediğim gibi ayrışma lüksümüz yok. Her birimizin enerjisine ihtiyacımız var. Çünkü ben örgütler sorumlusuyum. Örgütlenme sorumlusuyum. Onun için bütün arkadaşlarımızın bu konudaki anlayışını bekliyorum. Çünkü iddialarım şu; ötekileştirme olmayacak. CHP’de kimsenin kimseden fazlası yok. Bugün ben yönetici olabilirim yarın diğer arkadaşlarım olacak. Onun için sorumluluklarımız eşit. Türkiye’ye karşı büyük bir sorumluluk duyduğumuz bir dönemden geçiyoruz. Düşünün kurultayını toplamayan bir CHP’ye seçmen dönüp oy mu verir? Böyle bir sorumluluk alır mı kimse? Hele CHP’liler alır mı? Partisini hançerler mi? Ben buna kesinlikle ihtimal vermiyorum. Tartışılabilir, konuşulabilir, belli kırgınlıklar olabilir, öfkeler olabilir. Ama bunlar kendi içimizde nötrleştirilebilir. Yönetime dönük, Genel Başkana dönük arayışlar zaten 3-4 ay sonra o açılacak alanda yeniden gündeme gelebilir. 

Büşra ARSLANTAŞ- Peki, Sayın Sav’la veya Sayın Baykal’la kurultay öncesinde bir görüşme planlıyor musunuz? 

Nihad MATKAP- Neden olmasın? Olabilir. O benim görevlerim arasındadır. 

Büşra ARSLANTAŞ- İki gün önce Taraf Gazetesi yazarı Neşe Düzel’e verdiğiniz bir röportaj da ilginç açıklamalarınız var. Türkiye’nin giderek laiklikten koptuğu endişenizin azaldığını söylüyorsunuz. Şimdi son olarak Başbakanın dindar nesil açıklamaları, üniversitelerde başörtüsü serbestisi, Kuran kurslarında yaş sınırının düşmesi, son olarak bu 12 yıllık eğitimin 12 yıl olmasını öngören teklifle birlikte imam hatiplerin ortaöğretim bölümlerinin yeniden açılmasının gündeme gelmesi tüm bunlara baktığımızda aslında eskiden CHP çok sert tepki gösterirdi böyle gelişmelere. Şimdi bunlara rağmen endişeni azaldı mı? Neden?

Nihad MATKAP- Bu Arap Baharıyla birlikte Sayın Başbakan Mısır ziyaretinde laikliğin önemini orada vurguladı. Şimdi ben şöyle bakıyorum olaya; eğer Ortadoğu ülkelerinde Arap Baharı diye nitelenen bu demokrasi ve özgürlük arayışı varsa ve başkaldırı kültürü geliştiyse, demokrasi ve özgürlük arayışı bir kültür haline geldiyse artık o ülkelerde demokratik olmayan bir yönetim modelini oturtturma şansınız olmaz. Mecburen o başkaldırı kültürü, bu iletişim olanaklarının bu kadar güçlenmesi o ülkelerde de demokratik bir yönetim kurulmasına götürecektir o ülkeleri. Eğer demokrasiyle yönetilecekseniz zaten laiklik ilkesini içinizde barındırmak durumundasınız. 

Tabiî ki var olan hükümetin şu anki temsilciler ve destekçilerin temsilcileri gençlik yıllarında laiklik karşıtı bir devlet yönetimi hayalleriyle büyüdüler. Hep bunu hayal ettiler. Ancak dünyadaki gelişmeler, çağımızdaki gelişmeler bu tür arayışların nafile arayışlar olduklarını gösterdi. 

Bizim daha öneli sorunlarımız var. Türkiye’nin dikkatini, partili arkadaşlarımızın dikkatini başka yere çekmek istedim. Güçlü CHP’ye Türkiye’nin ihtiyacı var. 33 ilde milletvekili çıkaramamışız. Bunları sorgulamamız lazım. Siyaset bilimcilerini devreye sokmamız lazım. Bizim görevimiz CHP’yi daha başarılı bir noktaya getirmek. Çünkü bölgelerde aldığımız oy oranlarımızda ciddi bir eşitsizlik var. Ciddi bir dengesizlik var. Sürekli laiklik konusunda zaman kaybedip onları görmezlikten gelemeyiz. Tabili laikliğe dönük bir tehlike varsa hep karşısında olacağız. Sürekli bu konuda nöbette olacağız. Buna izin vermeyeceğiz. Çünkü Tayyip Erdoğan’ın bu açıklamasıyla birlikte kendilerinin demokrasi, hukuk devleti konularında içtensizlik oldukları, hiç bu konuda samimi olmadıkları bir kez daha görüldü. 

Büşra ARSLANTAŞ- MİT’le ilgili Sayın Hakan Fidan’ın ifadeye çağrılmasından sonra başlayan süreç, sizce AKP ile cemaat arasında bir kavga, bir çatışma var mı?

Nihad MATKAP- En çok konuşulan, en çok tartışılan konu şu; iktidarın görünen bakanları var. İçişleri Bakanı var, Adalet Bakanı var, Başbakan var. Birde sanki görünmez Başbakan var. Görünmez Adalet Bakanı var. Görünmez İçişleri Bakanı var. İster istemez şimdi bu tartışmalar var. Çünkü kurumlar arasında ciddi bir çatışma var. Emniyet-MİT bir arada. Yargı farklı bakıyor olaya. Ayrıca dış müdahalelerin olduğu yaygın bir şekilde söyleniyor. Çünkü ilk defa Türkiye’de kişiye dönük bir hukuk düzenlemesi yapılıyor. Bu uzun süre tartışılacaktır Türkiye’de. Acaba Türkiye’yi kim yönetiyor? Görünmeyen bir Başbakanımız mı var? Bir yerlerden talimat mı alınıyor? Şimdiki kimi bakanlarımız şekli mi duruyor? İster istemez bunlar daha Türkiye’nin gündeminde uzun bir süre kalacak. 

Uludere olayını yaşadık. Düşünün ki, Uludere olayında bir yanlışlık oldu. 34 gencimiz öldürüldü. Katledildi. Büyük bir skandal, büyük bir hata. Öyle bir hükümet yönetiyor ki, Türkiye’yi taziye ziyaretine dahi gidemedi. 

Büşra ARSLANTAŞ- Bu konuyu da ilerleyen günlerde gündeme getirmeye devam edecek anladığımız kadarıyla. 

Nihad MATKAP- Tabi. Onun için güçlü CHP’ye ihtiyaç olduğu bir dönemden geçiyoruz. 

Büşra ARSLANTAŞ- Çok teşekkür ederiz Sayın Matkap programımıza katıldığınız için. 

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları