loading
close
SON DAKİKALAR

‘OHAL savunma makamını etkisiz hale getirme çabasının bir parçası’

‘OHAL savunma makamını etkisiz hale getirme çabasının bir parçası’
Tarih: 01.08.2016 - 07:01
Kategori: Gündem

Hukukçular, İnsan Hakları Derneği'nde yaptıkları ortak basın açıklamasıyla 'Demokrasi Bayramı adı altında sürekli hale getirilmek istenen Olağanüstü Hal rejimi dayatmasını kabul etmiyoruz' dedi.

Çağdaş Avukatlar Grubu Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, Katılımcı Avukatlar Grubu, Özgürlükçü Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi ve Özgürlükçü Demokrat Avukatlar Grubu ile Sosyal Hukuk /Sosyal Haklar Derneği, İnsan Hakları Derneği'nde ortak bir basın açıklaması yaparak OHAL’in ardından yaşanan hak ihlallerine dikkat çekti.

Basın açıklamasını Avukat Sezin Uçar yaptı. 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişiminin ardından mevcut hükümetin yaptığı ilk işin darbe girişimcilerini yargılamak ve devam ettiği belirtilen darbe tehlikesini bertaraf etmek için OHAL ilan etmek olduğunu belirten Uçar, İçişlerin Bakanı Efkan Ala’nın darbe girişiminin ardından yürütülen soruşturma kapsamında açıkladığı gözaltı ve tutuklu sayısını paylaştı. Uçar, “10 bin 12'si asker olmak üzere,15 bin 846 kişin gözaltına alındı, 8 bin 113 kişi hakkında tutuklama kararı verildi. Çeşitli basın yayın kurumları kapatılırken, 66.036 kamu görevlisi açığa alındı. Gözaltına alınan askerlerin insan onuru ile bağdaşmayacak sorgu görüntüleri işkenceyi meşrulaştırmak ve kamuoyunda baskı oluşturmak adına özel olarak servis edildi” dedi.

7 hukuk örgütünün yaptığı ortak basın açıklaması şöyle:

“-23 Temmuz günü OHAL'in ilk kanun hükmünde kararnamesinin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlı başına bir işkence sayılan gözaltı sürelerinin 30 güne çıkarılması kararlaştırıldı. Avukat-müvekkil görüşmeleri en temel savunma hakkını ihlal eder biçimde sınırlanır hale geldi.

-Bu dönemde 'demokrasi bayramını' kutlamak adına sokağa çıkan kişiler; ırkçı ve cinsiyetçi söylemlerle kimi yerlerde Alevi mahallerine, kimi yerlerde Kürt işçilerinin çalıştığı inşaatlara, kimi yerlerde HDP bürolarına, birçok yerde de kadınlara dönük saldırılarda bulundular. Bu kişilerle ilgili herhangi bir önleme işlemi yapılmadığı gibi bir soruşturma da tanzim edilmedi.

-2006 yılından bu yana hakim ve savcılar arasında faaliyet yürüten Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) kapatıldı.

-Hopa'da; ırkçı ve cinsiyetçi söylemlerle sokağa çıkanlara dönük protestolara katılan 9 kişi hakkında; darbe karşıtlarına müdahale ve darbeyi destekleme gerekçesiyle tutuklama kararı verildi.

-Dersim'de içlerinde Suruç katliamında yaralananların da olduğu 13 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alındıkları evde ve tutuldukları TEM şubede saatlerce işkence gören kişilerin önce avukatlarıyla görüşmeleri engellendi, saatler sonra avukatlarıyla yapabildikleri görüşmeler kamera ile kayıt altına alınmak istendi.

-Urfa'da haklarında yakalama kararı olduğu gerekçesiyle gözaltına alınan iki sosyalist gencin gözaltında oldukları bir gün boyunca kabul edilmedi. İki genç, gözaltında bulundukları üçüncü günün sonunda polis nezaretinde avukatlarıyla görüşene kadar, kaba dayak, kolonya içirme, haya burma, ölüm ve tecavüz tehdidi, gözleri kapalı-elleri arkadan kelepçeli olarak günlerce sorguya alma gibi sistematik işkencelere maruz kaldılar. Gözaltında 7. günü bitiren sosyalistlerin ne zaman savcı önüne çıkarılacağı ise hala belirsizliğini koruyor.

OHAL uygulamaları, savunma makamını doğrudan etkisiz hale getirme çabasının bir parçası olarak ele alındı. Darbeye teşebbüs suçlamaları ile gözaltına alınanların ifade işlemleri için görevlendirilen avukatlar, adliye binası içerisinde sözlü ve fiziki saldırılara maruz kaldı. İki kadın meslektaşımız hapishane girişinde üst araması sırasında tacize uğradı. Darbe girişiminin hemen ardından üç gün boyunca hemen hemen tüm hapishanelerde avukat görüşleri engellendi. Mahpusların aileleriyle görüşme hakları, telefon, mektup ve faks gibi iletişim hakları ellerinden alındı.”

Her türlü darbe ve darbe girişimi asıl olarak haklar ve özgürlükler mücadelesine zarar vermektedir. Türkiye ve dünya darbeler tarihi bunun sayısız örnekleriyle doludur. Hukuk örgütleri olarak ne askeri darbeyi ne de sarayın darbe hukukunu kabul etmeyeceğimizi ifade ediyor, bu koşullarda yaşanabilecek hak ihlallerine karşı kamuoyunu duyarlı olmaya ve aktif bir tutum almaya davet ediyoruz.”

Özlem Çoban - Vişne Haber Ajansı



ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları