loading
close
SON DAKİKALAR

Poyrazköy Davası'nda adalet isyanı!

Poyrazköy Davası'nda adalet isyanı!
Tarih: 19.10.2012 - 20:05
Kategori: Gündem

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Payrazköy davası sanıkları delillerin hukuka aykırı olduğunu belirterek, delillerin maddi gerçekliğe uygun olması gerektiğinin altını çizdi.

“Kafes Eylem Planı”, “Amirallere Suikast iddiası”, “2. Amirallere Suikast iddiası”, “2. Poyrazköy” ve “ÇYDD” davalarının birleştiği 8’i tutuklu 85 sanığın yargılandığı Poyrazköy davası, bugün İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinde görülüyor. 
Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'ndaki duruşmaya emekli Binbaşı Levent Bektaş ve Albay Ali Türkmen’in de aralarında bulunduğu 8'i bu davadan 10'u başka suçlardan 18 tutuklu sanık ile 20 tutuksuz sanık katıldı.

Duruşma tanıkların dinlenmesiyle başladı.

‘’Sinyalin olduğu her yerde arama yapılmadı’’

Poyrazköy’deki kazıların yapıldığı dönemde Poyrazköy SAT Komutanlığında görev yapan SAT personeli tanık Fatih Şahinoğlu, detektörün sinyal verdiği her alanda arama yapılmadığına dikkat çekerek, yapılan kazı esnasında çok kazmadan mühimmatın hemen bulunduğunu belirtti. 

Mühimmatın bulunduğu yerde daha önce kazı yapıldığına dair bir emare görmediğini belirten Şahinoğlu, kepçeyle yapılan kazılarda ise hiçbir şey bulunmadığını ifade etti.

SAT Komutanlığında istihbarat astsubayı olarak görev yapan tanık Naim Işık ise, 21 Nisanda yapılan aramaya saat 19.00’da mühimmatların sergilendiği zaman katıldığını, görüntü ve kayıt işlemi yapmak için orada bulunduğunu söyledi.
Detektörle aranan her yerde aynı sinyal sesi gelmesine rağmen neye göre yer tespiti yapıp kazıklarını bilemediğini ifade ederek, araziyi iki ayrı polis grubunun aradığını, kazı yapıldığı esnada ilk önce siyah bir poşetin bulunduğunu daha sonra mühimmatların çıktığını söyledi. Işık ayrıca mühimmatın bulunduğu yerde bulunan bir lastiğin olduğuna da dikkat çekti.

Tanıkların dinlenmesinden sonra, duruşma sanıkların talep ve beyanlarının alınmasıyla devam etti. 

Başka bir belgedeki zaman çelişkisine dikkat çeken Kireçtepe, "Albay Ali Türkşen'in hazırladığı iddia edilen bir belge var. O zaman o saatlerde su altında olduğunu kanıtladı. Bana gönderilen bu belgenin cevabını da ben 20 gün önceden yazmaya başlamışım. Biz galiba müneccimiz ama sadece kendi sonumuzu göremedik" dedi. 

“70 kişiyi öldüren ve cesetleri evlerinde bulunan Hizbullahçılar bile tahliye olurken biz daha ne kadar tutuklu kalacağız?” diyen tutuklu sanık deniz Yarbay Ercan Kireçtepe, “İki müebbetle yargılandığımı biliyorum. Ama bu dava ömür boyu sürerse biz hep tutuklu mu kalacağız? Hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum, tahliyemi talep ediyorum” dedi.
Duruşmada söz alan tutuklu sanıklardan emekli Binbaşı Levent Bektaş ise, Dava dosyasında hangi delillere göre tutuklandıklarını bilmediklerini söyleyerek mahkeme heyetine, ‘’Size verilen ayrı bir dava dosyası mı var? Benim okuyup anladığımla sizin okuyup anladığınız dava dosyasının farklı olduğunu düşünüyorum’’ dedi. 

Hukuka uygun delillerin olmadığını belirten Bektaş, kuvvetli şüphe ihtimaliyle tutuklama kararı alınmasına yönelik, ‘’Neyin şüphesi. Bütün belgeler elinizde. Vicdani kararınız önünde bir engel mi var?’’ diye sordu. 

Bilimsel gerçeklikleri ispatlamak için bilirkişi raporları istediklerinin altını çizen Bektaş, bu yönde bir gelişme olmamasını eleştirdi. 

‘’Hangi suçtan yargılanıyoruz Allah’ınızı peygamberinizi seviyorsanız söyleyin’’

Bektaş, “3 yıldan beri yargılanıyoruz, eğer bu saatten sonra tutukluk halimizin devamına karar verirseniz Allah’ınızı peygamberinizi seviyorsanız hangi suçtan veya delilden tutukluluk halimizin devamına karar veriliyor bunu belirtin” dedi.
Suçsuz olduklarını ispatlayan birçok delil bulunduğunu, bulunan mühimmatların kullanıma elverişsiz olduğu ibaresinin yer aldığını belirterek, ‘’Hani bu patlayıcılarla eylem yapacaktık’’ diyerek çelişkili durumun altını çizdi.

Bektaş’tan sonra avukatı Levent Ersöz söz alarak, ‘’Şuana kadar müvekkillerimin çıkacağına dair bir umut taşıyordum. Taşıdığı umut izlediği videoyla kayboldu’’ diyerek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bir televizyon programında yaptığı konuşmasına ait bir videoyu mahkemeye sundu.

Söz konusu videoda Başbakan, ‘’Devlet içinde devlet olmaz. Cumhurbaşkanına varıncaya kadar istediğimi anında çağırırım’’ sözleri yer aldı. 

Ersöz, maddi gerçeklerin ortaya çıkarılması için mahkemeye birçok talepte bulunduklarını, bu taleplerin yüzde 99’unun mahkeme tarafından reddedildiğinin altını çizdi. 

Ersöz, Mahkeme Başkanına: Yasalara değer vermiyorsunuz

Ersöz’den sonra söz alan Avukat Celal Ülgen ve Mahkeme Başkanı Mehmet Hamzaçebi arasında kısa süreli bir tartışma yaşandı. Ülgen, Hamzaçebi’yi yasalara değer vermemekle suçladı.

Hamzaçebi bu tartışmadan sonra 20 dakika duruşmaya ara verdi. 

Ara sonrası sanıklar dinlenmeye devam edildi. 

Söz alan Albay Ali Türkşen, ‘’Yılların devlet hizmetinden sonra buraya gelmek kısmetmiş’’ diyerek, buraya çıkan herkesin delillerin değerlendirmesi ve hayatın olağan akışına aykırı hususlar üzerinde durduğunu, mahkemenin ilk başladığı günden beri bu komployu kimlerin yaptığını ortaya çıkarmak için beyanlar verdiğini söyledi. 

Ayrıca Türkşen, 5 nolu donanma komutanlığından çıkan harici hard diskte yer alan tarifin garip olduğunu, çıkan dijitaller içerisinde tarif edilen bölgenin zemin gizlemeye uygun bitki örtüsüne sahip bulunduğu, kazı için yumuşak zemin olduğu, karayolu ulaşımında bulunduğu ve trafik akışının yoğun olmadığı altı buçuk saatte iki ila üç bin arasındaki bir yerde kazı yapıldığının yer aldığını ifade etti. 

‘’Gerçek hayatta böyle olmuyor’’ diyen Türkşen, Ayhan Çarkı’nın Mitçi Tarık Ümit ve öğrenci Ayhan Efeoğlu’nun cesetlerine yönelik itirafının yer aldığı habere işaret ederek, elinde kroki olmasına rağmen öldürülen yere gidildiğinde Mitçi Tarık’ın 1995 yılında arabasının kaybolduğu yeri tam olarak gösterdiğini, aracın duruş şeklini bile eksisiz anlatılmasına rağmen, cesedin gömüldüğü yerin çok değişmiş olduğunu söylediğini belirtti. 

Türkşen, ‘’İncirtepe ve Poyrazköy’de ise nasıl olduysa çok kolay şekilde bulundu’’ diyerek, beş no'lu hard disk sahte olduğunu, sahteliğini ise raporla ispatlayamadıklarını, ispatlayamadıkları içinde Levent Baktaş’ın avukatlarının bilirkişi olan Tevfik Koray Peksayar’a daha önce hazırladığı donanma bilirkişi raporu paralelinde bir rapor hazırlattıklarını ve buraya tanık olarak getirildiğini ancak mahkemenin dinlemediği hatırlattı. 

Suçsuz olduğunu bildiğini ve suçsuzluğuna güvendiği için mücadele verdiğini ifade eden Türkşen, 3 yargı paketi kapsamında çıkan Hizbullahçılar için bu adalet çocukları öldürenleri, bombacıları serbest bıraktı dedi. 

Avukatların savunmasından sonra duruşma ara karar için ara verdi.  

Verilen ara karar sonrası sanıklar Cora, Albay Ümit Metin, Yarbay Ercan Kireçtepe, Binbaşı Erme Onat, Deniz Binbaşı Eren Günay, Binbaşı Kemalettin Yakar, emekli Albay Hüseyin Hançer ile emekli Binbaşı Levenet Bektaş'ın, 'kuvvetli suç şüphesi' nedeniyle tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Duruşma 21 Şubat'a ertelendi.
 
Vişne Haber Ajansı


ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları