loading
close
SON DAKİKALAR

'Reyhanlı'da, korkudan kimse bayramda mezarlığa gidemedi'

'Reyhanlı'da, korkudan kimse bayramda mezarlığa gidemedi'
Tarih: 13.08.2013 - 10:57
Kategori: Sağlık, Yaşam

Reyhanlılar, korkudan bayram sabahı mezarlığa gidemediğini, unutulduklarını, medyanın yeterli hassasiyeti göstermediğini, acıları üzerinden siyaset yapmaya çalışıldığını düşünüyor...

Reyhanlı’da üç ay önce meydana gelen patlamanın izleri caddelerden binalardan neredeyse tamamen silinmek üzere. Bu büyük kayıplara sebep olan felaketin üzerinden kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen artık ne televizyonda ne de gazetelerde haberlerine rastlayamıyoruz. Belli ki bu büyük felaketin izleri basından da silinmeye yüz tutmuş. Peki ya insanlardaki izleri ne durumda?

Buruk bir bayram günü, Reyhanlı halkından patlama sonrası Reyhanlı’yı dinledik. Halk korkudan bayram sabahı mezarlığa gidemediğini,unutulduklarını,medyanın yeterli hassasiyeti göstermediğini, acıları üzerinden siyaset yapmaya çalışıldığını düşünüyor. Konuştuğumuz insanlar, ‘Binalar yeniden yapıldı, maddi hasar telafi edildi fakat bunun psikolojik etkisi daha çok sürecek..’ diyorlar.

Özellikle patlamanın gerçekleştiği meydanda esnaf ekonomik anlamda kriz yaşıyor. Bir iletişim şirketi olan ve dükkanı patlamada yerle bir olan H.Y. ile geçici olarak taşındıkları dükkanda tanıştık. Kazançlarının %90 azaldığını ve bu sebepten 3 çalışanını mecburen işten çıkardığını dile getiren H.Y:

“Dükkanım tam patlamanın olduğu yerdeydi ve orası şu an yerle bir olmuş durumda. Biz buraya geçici olarak taşındık. Ancak iş yapamıyoruz. Evet devlet elden geldiği kadar tüm zararımızı karşıladı. Bu anlamda üzerine düşeni yaptı. Fakat şu an para kazanamıyoruz, ekonomimiz çok fena halde” diyor.

Bizim de gördüğümüz kadarıyla durgun sokaklar, boş dükkanlar var hep etrafta. Bir sarraf ile tanışıyoruz. Patlama sırasında dükkanında kiracı varmış. Kiracılardan biri vefat edip biri yaralanınca kendi iş yerlerini açmışlar. “Piyasa durgun” diyor o da herkes gibi.

Meydandaki binalar yenilenmiş, göbeğin ortasına açılan koca çukurun çevresi kapatılmış. Patlamadan geriye kalan gözle görülür tek şey bir binanın kül rengi ön cephesi. Tanışıp konuştuğumuz her vatandaş patlamada mutlaka bir yakınını kaybetmiş.

“Reyhanlı küçük yer zaten.” diyor esnaftan M.Y. “Ölen herkesi tanıyoruz. Hepimizin yakınları, akrabaları, iş arkadaşları vefat etti.”

İnsanlarla sohbet havasında gerçekleştirdiğimiz röportaj sonrasında anlıyoruz ki genç nüfus öfke dolu, orta yaşın üzerindeki halk ise kabullenme halinde yaşıyor acısını. Gençler isyan ederken, orta yaş üzerindekiler “Her şey Allah’tan gelir, bu halimize de şükür.” diyerek bağırlarına taş basıyorlar.

Suriyeli mültecileri soruyoruz, “Ben bir konuşsam var ya susturamaz kimse beni” diyerek başlıyor söze M.Y. “Bütün bunlar Suriyeliler yüzünden geldi başımıza. Patlama olduğunda mültecilere çok tepki geldi, artık giderler de rahat ederiz dedik, ama gitmediler” diyor.

Bir başka vatandaş ise “Bunlar hep Suriyelilerin üzerine atılıyor ama onların suçu yok” şeklinde bir iddiada bulunuyor. Kimin suçu olduğunu sorduğumuz zaman ise ellerini iki yana açıyor ve “Bizi aşar o kadarı” diyor.

Yaşça daha büyük olanlar ise “Onlara da yazık, Allah kimsenin başına vermesin, yardım etsin o gelen insanlara da acıyoruz ve yardım etmeye çalışıyoruz. Çok zor durumdalar. Genç kızlar genç bayanlar var aralarında görüyoruz ve üzülüyoruz onlar için” diyor.

Yaşlıca bir vatandaş, “Zor durumdalar ama arada değişik insanlar var. Kim olduklarını biz de anlayamıyoruz” diyerek bir yandan rahatsızlığını da belli ediyor.

“MEDYA DUYARSIZ DAVRANDI”

Basın yasağı ve medyanın artık Reyhanlı’ya yer vermemesini konuştuk vatandaşlarla. Patlama sonrasında gelen basın yasağı hakkında ne düşündüklerini sorduğumuzda yine gençlerden daha ateşli bir isyan yükseldi. Yaşlılar ise basın yasağına da kendilerince gerekçe bulmuşlar anladığımız kadarıyla.

“Dış ülkeleri sevindirmemek için basın yasağı gelmiştir. Devletimiz her şeyin iyisini bilir” dedi M.Y. “Bütün yabancı ülkeler başımıza gelen kötü şeylere seviniyor,kimse bilmesin ne durumda olduğumuzu.”

Yine aynı yaş grubundan bir esnaf “Devlet yasakladıysa vardır bir bildiği, biz nereden bilelim ki” diyerek elini eteğini çekiyor bu sorudan.

Gençler yine kaynıyor bu soruyla karşılaşınca. Kimisi bilerek yapılan bir şey olduğunu iddia ediyor kimisi ise devletin onları ciddiye almadığını.

“Bir sürü gazeteci geldi ama hiçbiri her şeyi yazmadı” diye isyan ediyor genç Ş.H. “Patlama olduğunda burası can pazarıydı, 4 ölü var dediler haberlerde önce. Sonra 8, sonra 12… Alıştıra alıştıra onca kişiyi sindirdiler. Kimliği belirlenemeyenler var medyada hiç bahsi geçmeyen” diyor.

Çoğu da mutlu bizi karşısında gördüğü için. “Gelmeniz bizi mutlu etti. Medya yeterli hassasiyeti göstermedi. Unutulduğumuzu düşünüyoruz” cümlesini defalarca işittik.

“Bu patlama başka yerde olsaydı aylarca gündemden düşmezdi. Burada olunca üstü kapatıldı her şeyin. Tıpkı meydandaki her şeyin üstünün kapatıldığı gibi.”

Hükümet ve başbakanla ilgili soru sorduğumuzda çoğu zaman vatandaş şükrediyor. “Kaybımız karşılandı, ellerinden geleni yaptılar” diyor. Tabii arada buna da isyan eden yok değil.

“Maddi bir sürü kaybımız oldu fakat sadece bir kısmı ödendi. İnsanlar yakınlarını kaybetti. Dahası kolunu, bacağını, gözünü kaybedenler de ölüler arasında sayılmalı, artık onlar da yaşıyor sayılmaz. Bu durumda yüzlerce ölümüz var bizim, bu nasıl karşılanacak?” diyor M.Y. ve şöyle devam ediyor “Başbakan geldi ama geç geldi. Bize sakin olmamızı ve Suriyeli vatandaşları korumamız gerektiğini söyledi. Oysa bunlar hep onların yüzünden başımıza geldi.”

“KORKUSUNDAN KİMSE MEZARLIĞA GİDEMEDİ”

Halkın huzuru yok, herkes paranoyak gibi davranıyor. “Bir araba iş yerinin önüne park edip biraz fazla beklese yerimizde kaynıyoruz neden bekliyor bu araç diye. Herkes korku içinde. Yabancı araç gelip durduğu zaman sivil polis gelip sorguya çekiyor.”

Ve bu korku bayram sabahı mezarlığa da yansımış durumda.

“Babam yıllar önce vefat etti. Her bayramın ilk günü onun mezarını ziyaret ederdik, bu bayram korkumuzdan gidemedik” diyor M.Y.

Sadece o değil, konuştuğumuz her vatandaş mezarlığın bir bayram gününe göre ne kadar ıssız olduğunu anlatıyor. Oradan ayrılmayan tek ekip, bomba imha ekibi!

“Mezarda bomba imha ekibi bekliyor. İnsan nasıl rahatça gitsin ki? Hepimiz korku içindeyiz. Bayramlarda mezarlar çok kalabalık olur ama bu bayram çok sessiz” diye konuşuyor T.K.

“Binalar yeniden yapıldı, maddi hasar telafi edildi fakat bunun psikolojik etkisi daha çok sürecek” diyor halk.

“KENDİMİZİ GÜVENDE HİSSETMİYORUZ”

İnsanlar şüphe içinde ve herkes ayrı bir komplo teorisi kuruyor kafasında. Ama en çok dillerde dolanan şey patlama sırasında ortada görünmeyen Suriyeli vatandaşlar.

“Normalde buralar hep Suriyeli doludur görüyorsunuz siz de. Ama nasıl oluyorsa patlamanın olduğu gün hepsi kendi köşesine çekilmişti. Biz bunları fark etmiyor muyuz sanıyorlar?”

“Kimsenin günahını almak istemiyorum ama hepimiz haberleri olduğunu düşünüyoruz.”

Güvenlik konusunda halk yeteri kadar iyi hissetmiyor. İki ülkeyi ayıran dağlar yanı başınızda, azim edilse yürüyerek aşılabilecek mesafede. Bu durum halkı tedirgin ediyor.

“Hiçbir güvenlik önlemi yok şu an, dağdan inen biri gelse şuraya bombayı koysa patlatır rahatça. Başta devriye araçları dolaşıyordu artık o da görülmüyor” diyorlar.

“Güvenlik önlemleri yeterli değil, sınırın komple asker dolması gerekiyor çünkü dağı aşan yürüyerek bile gelebilir buraya kadar” diyerek çok yakınımızdaki dağları işaret ediyorlar.

Ve daha şaşırtıcı olanı herkes bunu tahmin ettiğini söylüyor.

“Biz daha önceden biliyorduk bunun olacağını, olayların buraya sıçrayacağını çok iyi biliyorduk herkes bunu bekliyordu” diyor her ağzını açan.

“Nasıl biliyordunuz, tehdit var mıydı?” diye sorduğumuz zamansa tehdit etmeye cesaretlerinin olmadığını, ama her şeyin belli olduğunu dinliyoruz.

“Suriyeliler burada seslerini çıkarmaya korkuyorlar, hele bu olayın ardından daha da korkmaya başladılar. Bakınız Suriye plakalı araç Türk bayrağı koymuş camına. Sevdiği için mi? Değil, korkularından bunları yapıyorlar” diyerek camında Türk bayrağı olan aracı gösteriyor bize genç esnaflardan biri.

“Patlama sonrası onlara karşı çok tepki olunca gideceklerini düşündük, fakat sayıları azalmadı.”

Genç nüfus vergisiz sigortasız çalışan mültecilere de tepkili.

“Ben iş yerimi açmış çalışıyorum, vergimi ödüyorum. Onlar ne vergi ödüyorlar ne sigorta var. Öyle çalışıyorlar. Bu hak mıdır şimdi?”

Yakınlarını kaybetmiş ailelere yaptığımız ziyaretler sırasında yaşadıkları acıya saygı duyulmamasından dolayı şikayet duyuyoruz. Hepsi yaşanılanı kabullenmiş görünüyor, fakat tek istedikleri üzerilerinden siyaset yapılmaması.

“BİZİM ACIMIZ ÜZERİNDEN SİYASET YAPMAYIN”

Patlamada çocuğunu ve kardeşini kaybetmiş olan M.B. “Bizim derdimiz kendimize yetiyor zaten. Evimiz soframız herkese açık, herkes buyursun gelsin ama bu derdimizi kullanmaya kalkmasın ne olur” diye isyan ediyor.

34 yaşındaki oğlunu kaybetmiş olan Hilal Bozyaka “Başbakanımız, valimiz, kaymakamımız hepsi üstüne düşeni yaptı sağ olsunlar. Maddi kayıplarımız da karşılandı. Ancak bu halimizden faydalanıp üzerimizden siyaset yapılmaya çalışıldı. Ben evladımı kaybettim siyaset yapacak halde değilim. Ağzımızdan çıkmayan şeyler gazetelere yazıldı. Söylemediğimiz şeyleri yazan gazetecilere de hakkımı helal etmiyorum. Bu acı ölene dek yakacak bizi, fakat bundan yararlanılmaya çalışılması daha çok acı veriyor” diye konuştu.

Bir de şehitlik konusu var acılı ailelerin gündeminde.

“Devletimiz yaralarımızı sarmak için elinden geleni yaptı. Sadece şehitlik var beklediğimiz. O kanun da yeni imzalandı. Bekliyoruz. Onun dışında her türlü desteği gördük” diyorlar.

Dağ Medya

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları