Sessiz Çığlık İstanbul'da 117. eylemini 27 Aralık 2014 Cumartesi saat: 13.00'da Beşiktaş Özgürlük Anıtı önünde toplandı.
Sessiz Çığlık İstanbul'da 117. eylemini 27 Aralık 2014 Cumartesi saat: 13.00'da Beşiktaş Özgürlük Anıtı önünde toplandı.
Bu hafta İstanbul Beşiktaş'ta Balyoz Davasından hüküm alan eski Deniz Kurmay Albay Bora Serdar bir kunuşma yaptı...
Bora Serdar yaptığı konuşmada;
Esareti devam eden vatanseverleri ve siz sevgili dostları sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Öncelikli olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin temel niteliklerini korumak adına onurlu bir direniş göstererek canını feda eden Cumhuriyet şehidi, devrimci, asker ve öğretmen Mustafa Fehmi Kubilay’ı, tüm aziz şehitlerimizle birlikte saygı, minnet ve rahmetle anıyor, kahraman gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz.
TBMM Genel Kurulu’nda, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesi görüşülürken eleştirilere 22 Aralık 2014 günü cevap veren bakan Fikri Işık “O sahte raporları, Balyoz davasında, diğer davalarda, amirinden değil de abisinden talimat alarak yanlış rapor verenleri kovduk TÜBİTAK’tan, attık onları” demiştir.
TÜBİTAK’taki paralel yapının hazırladığı bu sahte raporların, Ergenekon, Balyoz ve Odatv gibi davalarda verilen hukuksuz kararlarda kilit rol oynayarak zulme giden yolda birer mihenk taşı olduğuna yönelik itiraf mahiyetindeki bu açıklamadan iki gün sonra; TÜBİTAK Bilim, Özel ve Teşvik Ödülleri töreninde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan yaşadığı bir hayal kırıklığını izleyicilerle paylaşmıştır.
Bu paylaşımda; bir gizli yapının sinsice TÜBİTAK’ın içinde büyüyerek adeta bir ur gibi gizlice bünyesini sardığını, bünyeye hakim olarak başka gayelere hizmet etmeye başladığını, uluslar arası isithbarat servislerine hizmet vermek gibi haince bir planın ne yazık ki zemini olduklarını, burada sadece ihanetin olmadığını aynı zmanda çok ciddi bir ahlaksızlığın da var olduğunu, bunun sadece kendi ülkesine ihanet değil, bilime de ihanet olduğunu ifade etmiştir.
Adaletin elinin kolunun bağlanarak, şehitler vermemize ve çok cidddi sağlık problemleri ile mücadele etmek zorunda kalmamıza neden olan bu hukuksuzluk sürecinden sonra itiraf mahiyetindeki bu açıklamalara şimdi teşekkür mü etmeliyiz, yoksa dahada mı öfkelenmeliyiz? Açıkca, ben kendi adıma öfkelendiğimi söyleyebilirim.
Medyaya düşen bu itiraflardan sonra aklıma ister istemez; Balyoz Davası yargılama sürecinde, aleyhimize kullanılan delillerin sahteliğini ortaya koyduğumuz onlarca bilirkişi ve uzman görüşüne rağmen, TÜBİTAK’ın bilirkişi raporlarını tutuklama ve hüküm kararlarına esas alan ve adeta bilimi inkar eden mahkemeye karşı duruşmada üzerimize “Adalet Bilime Karşı” yazılı tişortları giydiğimiz geldi.
O zaman bu sahte raporların altına imza atanların talimatla çalıştıklarını, ihanet içerisinde bulunduklarını, ahlaksızlıklarını, mahkemenin de bu anlayış içerisinde yaklaşım sergilediğini bu eylemle yüksek tonda Silivri’den haykırırken, bizlere kulaklarını tıkayan ve mahkemenin hukuku katletmesini susarak veya zaman zaman destek beyanları ile beraberiz diyen siyasi iradenin bugün bu sözleri sarfetmesi dedim ya, yıllardır içimde büyüttüğüm öfkeyi daha arttırmaktadır.
Bakanın ve Cumhurbaşkanının yapmış olduğu bu konuşmalarda, söz konusu kumpas davaların soruşturma, kovuşturma ve Yargıtay süreçleri dikkate alındığında ihanetin ve ahlaksızlığın bir tek TÜBİTAK ile sınırlı tutulması,
gerçeği tam olarak yansıtmamaktadır. İftira, ihanet ve ahlaksızlık yolunda, medya desteğini de alan bir takım emniyet ve yargı mensubunun da TÜBİTAK’tan geri kalmadığı, iftira dolu hüküm kararlarının Yargıtay onay sürecini yaşaması ile birlikte ahlaksızlığa alenen ortak olunduğu da unutulmamalıdır.
Ve bugün iftira ve ihanetin kaynağı olarak gösterilen paralel yapıya yönelik mücadelenin, sadece 17 ve 25 Aralık operasyonları ile yasadışı dinleme merkezli olmaktan çıkartılıp, çapının tüm kumpas davaları da içerisine alacak şekilde genişletilmesi ve dillendirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde yapılan bu açıklamaların inandırıcılığı ve samimiyeti tartışılır hale gelecektir.
Bir başka unutulmaması gereken konu ise, her ne kadar Balyoz Davasında Anayasa Mahkemesi tarafından sergilenen hukuki yaklaşım toplum vicdanında takdir görmüşsede, 12 ayı aşkın süredir adaletin adeta dondurulduğu İstanbul Askeri Casusluk Davasında yapılan bireysel başvuruların cevapsız kalmasıdır.
Anayasa Mahkemesi binasının önünde konuşlu “Adalet ve Düzeni” simgeleyen tanrıça Themis, sizden artık bir özür beklemektedir. Çünkü 12 ayı aşkın süredir geciktirilen adalet artık işkence ve eziyete dönüşmüştür. Bu gecikmenin, evrensel hukuk ilkeleri doğrultusunda, herhangi bir gerekçeye istinat ettirilmesi de kabul edilemez.
İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan, artık sanıklar için bir cezaya dönüşen bu muameleye son verin. Beklenen kararın derhal açıklanması, yeni yıla ramak kala söz konusu davada iftira ve ahlaksızlıklara maruz kalanlar başta olmak üzere yüce Türk milletinin adalet beklentisine en anlamlı cevap olacaktır. Unutmayın ki adalet, hayati ve insani bir değerdir...
Yeni yılda adaletin gücünün yanınızda olması temennisiyle, özgür kalın.
Bora Serdar
Eski Deniz Kurmay Albay
Vişne Haber Ajansı - Dilfiraz Değerli