loading
close
SON DAKİKALAR

Süleyman Genç, Gençlik Hareketleri Forumunda

Süleyman Genç, Gençlik Hareketleri Forumunda
Tarih: 13.11.2012 - 21:02
Kategori: Gündem

Toplantıda bir deklarasyon Yayınlandı; ''Emeğe, Ortak Akla, Çalışmaya, Dayanışmaya, Birliğe Çağrı''

Gelenekten Geleceğe Gençlik Hareketleri forumu; SODEV, Özgür İnsan ve www.istanbulgercegi.com işbirliği ile düzenlendi...


FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ!


Türkiye’nin devrimci demokrat gençlik mücadelesini geçmişten günümüze taşıyan temsilcilerin katıldığı “gençlik hareketleri” forumu 13 Kasım’da saat: 18.00 – 20.00 arasında İTÜ Maçka Sosyal Tesislerinde yapıldı…

 

Toplantının onur konuğu CHP’nin efsanevi gençlik kolları başkanı Süleyman Genç oldu…


Toplantının diğer katılımcı gençlik kolları başkanları; Sabri Ergül, Semih Eryıldız, Süha Akıncı, Atilla Sarp, Kazım Kolcuoğlu, Bozkurt Nuhoğlu, Levent Eyipişiren, Barbaros Dinçer...



Toplantıya ayrıca, SODEV başkanı Erol Kızılelma, CHP İstanbul eski il başkanı Nebil İlseven, İstanbulgercegi.com genel yayın yönetmeni İmambakır Üküş, Ali İzzet Oral katılanlar arasındaydı...



Toplantıda CHP eski gençlik kolları başkanı ve eski PM üyesi Levent Eyipşiren'in hazırlanan ortak deklarasyonu okudu...



Deklarasyon tam metni aşağıdaki gibidir;


Emeğe, Ortak Akla, Çalışmaya, Dayanışmaya, Birliğe Çağrı

Sol Partilerimizin Gençlik Kolları Genç-Türk aydınlanmasından gençliğe hitaba uzanan kökleriyle özgürlük bağımsızlık ve demokrasi için birliğimizin öncüsüdür. Hem 1960 hem de 12 Martta azgınlaşan girişimlere, direnişin, 1961-1973-1977 zaferlerinin işaret fişeği oldu. 12 Eylül sonrasında bu örneği izleyemedik; Örgütlenme gücünden korkanlar tarafından paramparça edildik; bu nedenle hala uçurumdan uçuruma sürükleniyoruz. Şimdi daha ağır bir 12 Eylül yaşıyoruz. Kadınlara, gençlere, düşünce öncülerine reva görülen muamele, geçmişte olup bitenlerden daha da ağırdır. Failler ayrı görülse bile; fiil aynıdır. Direnmek ve başarmak için 12 Mart sonrasındaki gibi örgütlenip, birleşmekten başka çare yoktur. 



Bildirimiz bu amacın gerçekleşmesi için bir çağrıdır;

Özgür ve eşitlikçi bir dünya için örgütlü toplum ve demokrasi, hem rehberimiz, hem çaremiz, hem aracımız hem amacımızdır. Demokrasi olmadan sol; sol olmadan demokrasi olmadığı gibi, emek olmadan özgürlük, özgürlük olmadan emek savunusu ve gelişmiş üretim ve araçları olmayacağını artık dünya iyice belledi. Demokrasi tüm kurum ve kurallarıyla işlemedikçe sol partiler güçlenemez; ülkede demokrasiyi geliştirmek için ise partiler önce kendi içlerindeki demokrasiyi olgunlaştırmak zorundadır. 

Araştırmaya, tartışmaya, müzakereye, meşverete, birlikte karar almaya; alınan kararı elbirliğiyle uygulamaya ihtiyacımız var. 

Ülkede, devlette, örgütlerde her kademede kararlar en yakın yerde; önce ilçede, ilde, toplum içinde oluşturulur. Kararları da kişiler değil kurullar verir, Başkanlar, yardımcılar, yöneticiler kurul kararlarını uygulamak için vardır. Günümüzde takım çalışması yerine buyurganlığa özenenler toplumumuzla birlikte, örgütlerimizi de paramparça etmektedir; Buyurganlık ve biat kültürü sadece sağ yapıları değil, sol örgütleri de çürütür; Ne Mustafa Kemal ne İsmet İnönü ne de Üçüncü Genel başkan olarak Bülent Ecevit, Parti, Meclis, yönetim ve kurullara danışmadan hiç bir önemli konuda tek söz söylememiş tek bir adım atmamıştır. Parti geçmişine programına inanmayan kişiler de partide elbette yer alabilir. Başka akım ve partilerden gelenler partiyi ve felsefeyi tanıdıkça, ancak olgunlaşıp eleştiri ve önerilerle katkı koyacak hale geldikçe, tepeden indirilmeyip, bileklerinin hakkıyla yükselmelidir.

Geçmişten ders çıkarma, öz eleştiri başka; tarihine ihanete bambaşkadır

Örgütü, ana kademe gençlik ve kadın kollarını bütün olarak görmek partiye güç verir. Emeğe, deneyime, bilgiye, özveriye, mutlak bir disipline, hak edene görev veren bir hakşinaslık ve adalet duygusuna, sınırsız ve çok çalışmaya dayanan çalışkanlığa, gücünü çıkardan değil gönül birliğinden, inanç ortaklığı ve aynı hedefe yönelmekten alan çok ses ve çok kültürlü, düşünce paylaşımına dayanan, uyumlu ses çıkaran, yiğit, olumlu bir kadroya acilen gereksinim vardır.
Ne CHP’de ne de solda gençlik örgütlenmesinin becerilememesi asla sorun olmadı. Bu konuda bir yetersizlik ve belirsizlik olmamıştır; tam tersine gençlik örgütlenmesi bilerek, isteyerek- teammüden- yok edilmiştir. 

• Birbirine güvenebilir toplum olmak da yetmez; dünü, günü, yarını çözümleyecek, kalleş ve satıcıları arasından temizleyecek yapıyı yeniden kuracaktır.

• Hata yapılırsa örtecek ve her koşulun yeni yaratıcı çözümlerini üretecek, 

• Onu sonuna kadar desteklediklerini herkese inandırmaları gerekir. O zaman uğruna her şeyi göze aldığımız düş düşün ve eylemi bir kez daha anmak gerekir.

Sosyaldemokrat olmak kapıkulu değil, buyruğa eğilmeyen buyruk vermeyen özgür insan olmaktır; Sosyal demokraside öncü olmak düşünce üretmekle sürer: Fikrini ve varsa iddiasını bir satırla bile ifadeden aciz zavallıların dedikodusuna, çelmesine aldırmadan, araştırmayı, sorgulamayı, yazmayı son nefesine taşıyabilmektir.
Toplumda Sosyal Demokrasi; Bilimi tek rehber, üretimle bölüşümü yapışık ikiz bilmektir; özyönetimdir, halk sektörüdür, yoksulların örgütlenmesi, alın teri ve ürünlerinin değerini bulmasıdır. Üreticinin ne üreteceğine, köylünün ne ekip biçeceğine, kendi toplumunun karar vereceği bağımsız bir ülkede yaşam istemektir. Sömürülmesine ve yok edilmesine asırlarca göz yumulmuş, Bosna’da, Kıbrıs’ta yaşayanlara kadar benzer kaderi paylaşan, mazlum halklara gönül ve el vermektir. 

Yerelde Sosyal Demokrasi Kentlinin iş, yol. aş, barınma gereksinimlerinin kendi örgütlerince çağdaşlarından daha mükemmel karşılanmasıdır; Batıkent'tir, metrodur, kentlere nefes alacak yeşil kuşaklardır, tahsisli yoldur, ekokent parçaları kurmak, gerek duydukları enerjiyi, suyu ve besini hemşerilerin kendilerinin nasıl üreteceğini öğretmektir. Üretici yönetimdir; halkçı belediyedir. 

İnsan vicdanında Sosyal Demokrasi yoksulluğun nedeni olan yolsuzluğu yok etmeye ömür adamaktır; nerede ve ne pahasına olursa olsun, isterse, yakın olduğu belediye veya partide olsun, her ahlaksızlığa, her ihanete karşı yiğitçe sesini yükseltebilmektir. Sağ- sol ayrımı kalmadı, hepsi aynıdır- tencere dibin kara- diyen madrabazlara gülebilmektir.

SONSÖZ; Partili öncelikle kendi önderlerini, kendi şehitlerini bilmeli ve özgüven için onları anmalıdır, Muammer Aksoy, Abdi İpekçi, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Uğur Mumcu gibi parti üyesi yöneticisi ve Bakanı olanları; faşistler tarafından katledilerek şehit edilen ilçe Başkanları, sendikacıları, gençlik ve kadın kolu üyelerimizi… Bu şehitlerinin adları ve katledildikleri yılları gösteren listeyi ve onların inançlarını yılmayan mücadelelerinden oluşan özgeçmişlerini ezberlemelidir. 

Toplumun her katmanında tarih boyunca kendi haklı nedenleriyle oluşmuş olan hak duygusu, her tür baskı, zorbalık, dayatmaya karşı sınırsız nefret ve tepki sosyal demokrasinin tükenmez enerji kaynağıdır; yeter ki kendi davranış ve uygulamalarımız bu nefret edilenleri çağrıştırmasın ve bunlara karşı nefreti içine alarak örgütlü tepkiye dönüştüreceğine dair olan inancı topluma yaygın olarak verebilsin.

Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları