loading
close
SON DAKİKALAR

TBMM, 27 Temmuz Perşembe gününe kadar çalışma kararı aldı

TBMM, 27 Temmuz Perşembe gününe kadar çalışma kararı aldı
Tarih: 05.07.2023 - 17:14
Kategori: Gündem

TBMM Genel Kurulunda, AKP'nin kabul edilen grup önerisiyle Meclis'in 27 Temmuz Perşembe gününe kadar çalışmasına devam etmesi kararlaştırıldı.

TBMM Genel Kurulunda ayrıca KKTC ile ehliyetlerin karşılıklı tanınmasının onaylanmasına dair kanun teklifi kabul edildi.

Genel Kurulda, İYİ Parti'nin "sığınmacılardan kaynaklı asayiş¸ sorunları", YSP'nin "Kobani davası" CHP'nin "Deprem kampanyaları kapsamında toplanan yardımlar" ve AKP'nin "Genel Kurulun gündem ve çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesi" ile ilgili grup önerileri ayrı ayrı ele alındı.

Partisinin grup önerisi üzerine söz alan İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, AKP'nin yanlış Suriye politikası nedeniyle Türkiye'nin, yakın insanlık tarihinin gördüğü en büyük göç dalgasına maruz kaldığını savundu.

Türkkan, "Hacettepe Üniversitesinin araştırmasına göre, Suriyeli sığınmacıların doğum oranı 5,3 iken Türk vatandaşlarımızın sadece 1,7. Suriyeli sığınmacı sayısının gelecek on yıl içerisinde 15 milyon kişiyi aşacağı aşikardır. Böylesine büyük bir yabancı nüfusun gelecekteki muhtemel siyasi hak talepleri ve toplumsal olaylarla birlikte Türkiye'nin başına açacağı dertleri varın siz düşünün." diye konuştu.

AK Parti Kilis Milletvekili Ahmet Salih Dal ise Türkiye'nin, savaştan ve bombalardan kaçan binlerce Suriyeliye kapıları açtığını vurguladı.

Türkiye’nin demografik ve içtimai yapısının değiştirilmesi, kamu güvenliğinin riske atılması gibi iddiaların kesinlikle söz konusu olmadığını dile getiren Dal, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti dünden çok daha güçlü bir şekilde hangi ilde, hangi ilçede kaç Suriyeli var, ne iş yapıyorlar, ne işle meşgul olurlar? Hepsi kayıt altındadır ve kamu güvenliğimiz tarafından da bilinmektedir." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, YSP'nin "Kobani davasına" ilişkin grup önerisi görüşmelerinde tartışma yaşandı.

Partisinin grup önerisi üzerine konuşan Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, "Kobani kumpas davasının oluşumu, uygulanışı ve yönlendirenleri itibarıyla tam bir kurgu davası" olduğunu öne sürdü.

Bozan, olaylarla ilgili dava açıldıktan sonra dönemin iktidar ve ortakları tarafından yargıya talimat verildiğini iddia etti.

MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, "Bizim yargı süreçlerine herhangi bir müdahalemiz söz konusu olmaz. Hadisenin vahametini, sanki birtakım yönlendirmelerle meseleyi önemli kılmaya çalıştığımız gibi bir algı oluşturuluyor. Oysa olay kendi başına vahimdir ve Türkiye Cumhuriyeti'ne, milletimize karşı gerçekleşmiş olan bir başkaldırı girişimidir. Yargının bu hususta vereceği kararın adaletli bir karar olacağına inanıyoruz. Kimse Türkiye'de toplumu sokağa çıkmaya, isyan ve başkaldırıya, alan tutmaya davet edemez." ifadelerini kullandı.

AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunuseven, 6-8 Ekim olaylarının çıkma sürecine değinerek, PYD-PKK/KCK terör örgütü elebaşlarının Aynularab'ı korumak bahanesiyle uluslararası güçlerden destek talebinde bulunduğunu söyledi.

O dönemin HDP yöneticilerinin, sosyal medya ve bazı basın-yayın organları üzerinden insanları sokaklara eylem yapmaya davet ettiğini dile getiren Yurdunuseven, "Bu çağrılar üzerine yapılan protestolar sonrasında da 6-8 Ekim Kobani olayı olarak bilinen ve şiddetle sonuçlanan olaylar meydana gelmiştir. 6-8 Ekim olayları ülkemizin varlığı, bağımsızlığı, bütünlüğü ve toplumsal barışını kardeşlik hukuku içinde ciddi anlamda tehdit eden bir ihanet girişiminin adıdır." diye konuştu.

YSP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş ise AK Parti ve MHP'nin "Kobani protestoları" üzerinden siyaset yaptığını, bütün seçim kampanyasını bunun üzerinden kurduklarını savundu.

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu da AK Parti'nin bütün Türkiye'nin partisi olduğunu belirterek, "AK Parti, Türk'üyle, Kürt'üyle, Arap'ıyla, Alevi'siyle, Sünni'siyle, Musevi'si, Hristiyan'ı kim olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan 85 milyon insanın partisidir. Biz, Kürtlerin de Arapların da dostuyuz. Yurtta sulh, cihanda sulh diyen bir ilkenin mensubuyuz. DAEŞ, IŞİD, PVG, PVD, YPG ne söylerseniz söyleyin, bütün terör örgütleri, PKK dahil, gelin kınayın, ondan sonra konuşmaya başlayın. Kürtlere düşmanlık ancak sizlerin kendi yaklaşımları olabilir. Kürt düşmanı olan PKK'dır, PKK sevenlerdir." şeklinde konuştu.

Partisinin grup önerisi üzerine konuşan CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan ise Hatay ve Kahramanmaraş merkezli depremlere değindi. Deprem felaketinin yalnızca depremin hissedildiği illerdeki vatandaşları değil, 86 milyon yurttaşta derin yaralar açtığına dikkati çeken Akdoğan, "Bu zor günlerde millet hükümetin açığını kapattı, millet hükümeti enkaz altından çıkartmaya çalıştı. Devleti hükümet değil, milletin ta kendisi yönetti." değerlendirmesinde bulundu.

CHP, YSP ve İYİ Parti'nin grup önerileri kabul edilmedi.

AK Parti'nin Meclis'in çalışma saatlerine ilişkin grup önerisi ise yapılan oylamada kabul edildi.

Buna göre, bazı uluslararası anlaşmaların onaylanmasına ilişkin kanun teklifleri gündemin ön sıralarına alındı. Ayrıca, TBMM Genel Kurulunun 27 Temmuz Perşembe gününe kadar denetim konularının görüşülmeyerek gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan işlerin görüşülmesi ve bu birleşimlerinde saat 24.00’e kadar çalışmasını sürdürmesi kararı alındı.

"Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ulusal Sürücü Belgelerinin/Sürüş Ehliyetlerinin Karşılıklı Olarak Tanınması ve Değişimi Anlaşmasında Değişiklik Yapılmasına Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi", TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

Teklifin tümü üzerinde söz alan Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay, Türkiye'nin dış politikasını belirlerken ülkenin ve milletin menfaatleri temelinde hareket ettiklerini ve ortak akılla çalıştıklarını söyledi.

Yeni bölgesel ve küresel dengelerin oluştuğunu, yeni güç odaklarının ortaya çıktığını, geçmişte yegane belirleyici olan güçlerin giderek uluslararası arenada bu yeteneklerini kaybetmekte olduklarını ifade eden Oktay, ABD ve Avrupa Birliği başta olmak üzere, geleneksel güç odaklarının yaşanan küresel gelişmeler ve krizlerle başa çıkmakta ekonomik, siyasi ve en önemlisi ilkesel olarak yetersiz kaldığını gözlemlediklerinin altını çizdi.

Batılı ülkelerce terörle mücadele bahanesiyle başka terör örgütleriyle işbirliği yapıldığını, ifade özgürlüğü bahanesiyle en kutsal değerlerin ayaklar altına alınmasına seyirci kalındığını ve uluslararası hukukun hiçe sayıldığına dikkati çeken Oktay, bugün Fransa'da yaşanan olayların, Fransa'nın geçmişte yaptığı büyük yanlışların bir sonucu olduğunu vurguladı. Fransa'daki şiddetin bir an önce sona ermesini ve sağduyunun hakim olmasını dileyen Oktay, "Her fırsatta bizlere demokrasi ve ifade özgürlüğü konusunda ders vermeye çalışan uluslararası camianın, sosyal medyada algı oluşturmaya çalışanların, meydanlarda 24 saat canlı yayın yapanların, konu Fransa veya Batılı ülkeler olduğunda seslerinin çıkmadığını görüyoruz; bunu da son derece manidar buluyoruz." dedi.

Oktay, dış politikada yerli ve milli bir duruş sergileyen Türkiye'nin aynı zamanda dünyanın hemen her köşesinde varlığını göstermiş uluslararası bir aktör haline geldiğini belirterek, şunları söyledi:

"Türkiye bugün Asya'dan Afrika'ya, Avrupa'dan Amerika'ya kadar dünyanın birçok coğrafyasında yeri geldiğinde arabuluculuk, yeri geldiğinde yapıcı bir rol üstlenmektedir. Hem bölgemizde hem dünyada çözümsüzlüğün değil, çözümün parçası olmaktadır Türkiye. İşte bu vizyonla Türkiye'nin dünyadaki etkinliğini artırma girişimlerinin son derece başarılı olduğunu da gözlemliyoruz. Türkiye'yi sevseler de sevmeseler de bir noktada Türkiye'nin ve Recep Tayyip Erdoğan'ın görüşlerine başvurma gereksinimini duymaktadırlar. Biz ilkesel bir dış politika izliyoruz, ilkelerimizin temelinde de Anadolu'nun, Türkiye'nin, milletimizin menfaatleri ve çıkarları vardır. Bu çıkarlara uygunsa işbirliği yaparız, çıkarlarımıza ters düşüyorsa gerekirse bedeli ne olursa olsun sonuna kadar gideriz. Suriye, Mısır, Ermenistan, Yunanistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve İsrail'le ilişkilerimizi bu anlayışla geliştirmekteyiz."

CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan, AK Parti iktidarlarının dış politikasını eleştirerek, Türkiye'nin dış politikasının oluşturulmasında artık kurumların herhangi bir rolünün kalmadığını öne sürdü.

Dışişleri Bakanlığının profesyonel kadrolarının öngörülerine, telkinlerine ve değerlendirmelerine uzun bir süredir kulak verilmediğini savunan Tan, "Dış politikamız siyasi liderlerimizin kişisel heyecanları çerçevesinde belirleniyor. Bütün bu kararlar kişisel zeminde alınıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan yaşamın her alanında olduğu gibi dış politikanın belirlenmesinde de tek söz sahibi, kimseyi dinlemiyor, kimseye itimat etmiyor. Oysa kişisel akılla belirlenen ve yürütülen dış politika öngörülebilir değildir, risk ve güvensizlik barındırır." diye konuştu.

MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, Türkiye Cumhuriyeti'nin egemen bir devlet olduğunu ve bu egemenliğin sadece sözde, teoride kalmadığını ve ete kemiğe büründüğünü belirtti.

Türkiye'nin artık bölgesinde kriz nedeni değil, kriz çözen bir ülke konumunda olduğunu anlatan Aydın, "Gerçekten coğrafyamız zor ve çetin. Balkanlardan Orta Doğu'ya ve Güney Kafkasya'ya varıncaya kadar sorunsal bir alanda yaşıyoruz ama Allah'a şükür, bu kadar sorunsallık içerisinde dik duruyoruz, ilkeli duruyoruz ve hak ve hukuk çerçevesinde, uluslararası anlaşmalara uygun bir şekilde üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz." dedi.

İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, Türkiye ile AB arasında imzalanan 2013 yılında Geri Kabul Anlaşmasına göre Türkiye üzerinden AB ülkelerine yasa dışı yollardan ulaşan üçüncü ülke vatandaşlarının Türkiye'ye iade edileceğini ve bunun yanında da Türk vatandaşlarının vize almadan AB'ye seyahat edebilmelerinin yolunun açılacağını ifade ederek, "Vizesiz seyahati bırakın, vize almak bile imkansız hale geldi ancak Geri Kabul Anlaşması gayet güzel uygulamaya kondu. Bu tarihten itibaren Türkiye AB’nin güvenliğini sağlayan bir açık hava kampına döndü, milyonlarca mülteci akın akın Türkiye'ye gelmeye başladı." değerlendirmesinde bulundu.

Yeşil Sol Parti Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, seçim bölgesi Erzurum'un sorunlarından bahsederek, "İktidarın iddia ettiği gibi 'dünya bizi kıskanıyor, yollarımız duble duble, hayat çok güzel, her şey yolunda, güllük gülistanlık gösteriyorlar' ya, hiç de öyle değil. Erzurum'da hayat öyle değil." dedi.

Daha sonra yapılan oylamada "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ulusal Sürücü Belgelerinin/Sürüş Ehliyetlerinin Karşılıklı Olarak Tanınması ve Değişimi Anlaşmasında Değişiklik Yapılmasına Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi", TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

Öte yandan yerinden söz alan TİP Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, Hatay Milletvekili Can Atalay'ın tutuklu olması nedeniyle yarın Hatay'da vatandaşların oturma eylemi yapacağını belirtti. Baş, Genel Kurul çalışmaları nedeniyle Hatay'daki eylemlere katılamayacaklarını ancak Genel Kurul kapandıktan sonra Meclis'te milletvekili arkadaşlarıyla oturmaya devam edeceklerini söyledi. TİP'li milletvekillerine YSP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş ve bazı YSP'li milletvekilleri de destek verdi.

Meclis Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca, birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.

Kaynak : www.istanbulgercegi.com

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları