loading
close
SON DAKİKALAR

Temel Karamollaoğlu; 'Zihniyet değişmezse asgari ücret erir gider'

Temel Karamollaoğlu; 'Zihniyet değişmezse asgari ücret erir gider'
Tarih: 21.06.2023 - 19:43
Kategori: Siyaset

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu; "Değil asgari ücretliler, artık memurlar bile açlık sınırında ücretlerle geçinmeye çalışıyor. Her bir kesim artık laf değil icraat; yani somut ve kalıcı çözümler beklemektedir” dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Yeni belirlenen asgari ücret, ilk bakışta idare eder gibi gözükse de ekonomi politikaları ve zihniyet değişmedikçe yine birkaç ay sonra eriyip gidecektir. Değil asgari ücretliler, artık memurlar bile açlık sınırında ücretlerle geçinmeye çalışıyor. Her bir kesim artık laf değil icraat; yani somut ve kalıcı çözümler beklemektedir” dedi.

Düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, konuşmasına milletimizin ve İslam aleminin kurban bayramını tebrik ederek başladı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Önümüzdeki hafta mübarek Kurban Bayramını idrak edeceğiz. Ben şimdiden milletimizin ve alem-i İslam’ın Kurban Bayramını tebrik ediyor, bu mübarek günlerin ülkemize, coğrafyamıza ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini Cenâb-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Hac yolculuğuna çıkan bütün kardeşlerimize de kolaylıklar diliyor, sağlık ve afiyet içerisinde hac farizalarını tamamlamalarını temenni ediyorum” ifadelerine yer verdi.

Tatil için yola çıkacak sürücülere de tavsiyelerde bulunan Karamollaoğlu, “Malum ülkemizde 9 günlük bir tatil dönemi olacak, bu haftadan itibaren yola çıkacak olan tüm vatandaşlarımızdan trafik kurallarına harfiyen riayet etmelerini istirham ediyorum, bayram sevinçlerimize acı haberlerin gölge düşürmemesini temenni ediyorum” dedi.

TARIM VE HAYVANCILIK MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR

Kurban Bayramı öncesi piyasalara bakıldığında huzurlu bir bayram havası görülemediğine dikkati çeken Karamollaoğlu, şunları söyledi:

“Bu yıl genel olarak piyasalara baktığımızda; küçükbaş hayvan fiyatları 6 ila 10 bin lira arasında, büyükbaş kurbanlıklar ise 100 bin lira seviyelerinde. Bir diğer deyişle, bir küçükbaş kurban, asgari ücretlinin 1 aylık maaşına; büyükbaş bir kurban ise neredeyse 1 yıllık gelirine denk geliyor. Geçmişe kıyasla çok yüksek rakamlar. Bugün emeklilerimize verilen 2 bin liralık bayram ikramiyesiyle ise ancak 4 kilo et alınabilir. Bugünkü şartlarda değil asgari ücretli ve emekli vatandaşlarımız, kamu işçileri ve memurlar için bile kurbanlık alabilmek epey zorlaşmıştır. Bizi bugün bu kötü tabloyla karşı karşıya bırakan husus; genel manada yanlış ekonomi politikalarından kaynaklanıyor ve esas itibarıyla da yanlış tarım ve hayvancılık politikalarından ileri gelmektedir. Her zaman söylüyoruz; tarım ve hayvancılık bir milli güvenlik meselesidir, ciddiyetle ve hassasiyetle ele alınmalıdır. Yıllardır bunu vurguluyoruz, uyarıyoruz ancak iktidar hiç oralı olmuyor ve maalesef gelinen durum ortadadır.

İNSANIMIZ TOPRAKSIZ, ANADOLU TOPRAKLARIMIZ DA İNSANSIZ BIRAKILDI

Hem vatandaşlarımız, yani tüketiciler olarak bizler sağlıklı, kaliteli ve ucuz gıdaya erişimde zorluk yaşıyoruz hem de çiftçimiz, besicimiz yani üreticilerimiz emeğinin karşılığını alamıyorlar. Yani ‘kazan kazan’ politikası değil, tam olarak ‘kaybet kaybet’ politikası! Tarım kanununun 21. maddesi çok açık; ‘Tarıma bütçeden ayrılacak kaynak, GSMH’nın % 1’inden az olamaz.’ Nisan 2006’da çıkarıldı bu kanun, yani bugünkü iktidar tarafından. Ancak 17 yıldır bir kez bile, evet bir kez dahi uygulanmadı! Devasa şirketlerin milyarlarca liralık borçlarını tek kalemde silen bu iktidar, bir kez bile üreticilere yasada belirtilen bu tutarı vermedi. Israrla ve inatla tarımı bitirecek, üreticimizi toprağına, köyüne küstürecek politikalar uygulandı. İnsanımız topraksız, Anadolu topraklarımız da insansız bırakıldı maalesef. İşte tüm bunların sonucunda pazar tezgahlarında çeyrek karpuzları, kasap reyonlarında 1 kilogram et için 500 liralık fiyat etiketlerini görüyor, kurban pazarlarında 100 bin liralık rakamları konuşuyoruz bugün.”

POLİTİKALAR BÜTÜNCÜL BİR YAKLAŞIMLA ELE ALINMALIDIR

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, ülke yönetiminde politikaların bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini ifade ederek şöyle devam etti:

“Siz adaleti ekonomiden, eğitimi sanayiden, tarımı sağlıktan, dış politikayı iç politikadan bağımsız düşünemezsiniz. Hepsi birbirini etkiler, birinde yapılan yanlış diğer tüm alanlarda da olumsuz etki oluşturur. Adalet açığını kapatmadan bütçe açığını, güven açığını kapatmadan cari açığı kapatamazsınız! Her yıl on binlerce ‘diplomalı işsiz’ üreten bugünkü çarpık eğitim sistemiyle, öyle dünyaya falan meydan okuyamaz, rekabet bile edemezsiniz! ‘Asgari ücreti şu kadar yaptık, memur maaşını şu kadar yapacağız, bunları yaptık, şunları da yapacağız’ cümleleri ile 21 yılda gelinen nokta işte burasıdır. Bundan sonra aynı yanlış zihniyetle gidilecek bir yer de artık yoktur, kalmamıştır.”

YENİ ASGARİ ÜCRET, EKONOMİ POLİTİKALARI VE ZİHNİYET DEĞİŞMEDİKÇE BİRKAÇ AY SONRA ERİYİP GİDECEKTİR

Yeni belirlenen asgari ücrete ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karamollaoğlu, “Yeni belirlenen asgari ücret, ilk bakışta idare eder gibi gözükse de ekonomi politikaları ve zihniyet değişmedikçe yine birkaç ay sonra eriyip gidecektir. Değil asgari ücretliler, artık memurlar bile açlık sınırında ücretlerle geçinmeye çalışıyor. Emekçilerimiz ve emeklilerimiz, gençlerimiz ve ev hanımları, veliler ve öğretmenlerimiz, esnafımız, sanayicilerimiz, memurlarımız, depremzede vatandaşlarımız, özetle her bir kesim artık laf değil icraat; yani somut ve kalıcı çözümler beklemektedir.

HANGİ İŞİ YAPTIĞINIZ KADAR, O İŞİ NASIL YAPTIĞINIZ DA ÖNEMLİDİR

Bakınız, 3 gün evvel Ankara-Sivas Yüksek Hızlı Tren hattında, Yozgat yakınlarında heyelan meydana geldi ve rayların altındaki toprak çöktü, kılavuz lokomotif ise raydan çıktı. Bu, aslında ülkemizdeki yanlış yönetim anlayışının neden olduğu problemleri görmek adına çarpıcı bir örnektir. 6 yılda biteceği açıklanan, ancak 15 yılda bitirilen hat, seçim öncesi alelacele açılmıştı ve daha 2 ay olmadan facianın eşiğinden dönüldü. Ayrıca son bir haftada Denizli, Kırıkkale ve diğer birkaç farklı tren hattında da benzer hadiseler meydana geldi. 2018’de Çorlu’da meydana gelen tren kazasında 7’si çocuk, 25 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 328 vatandaşımız da yaralanmıştı. Bu faciadan ders çıkarılmış olsa bugün benzer hadiseler tekrar tekrar yaşanır mıydı? Hangi işi yaptığınız kadar, o işi nasıl yaptığınız da önemlidir. Bu husus, bugüne kadar hep göz ardı edildi maalesef. Bu nedenle; hazırlık ve fizibilite çalışmaları, altyapısı, üstyapısı, maliyeti, kalitesi, verimliliği değerlendirilmeden dökülen her betonu ‘büyük hizmet’ diye takdim etmekten artık vazgeçilmelidir. Sağlıkta 3 aşama vardır. Önce koruyucu hekimlik gelir, bu noktada hastalığa yakalanmadan önce gerekli tedbirleri alırsınız. Ve bu, hastalıkla baş etmenin en kolay ve ucuz yoludur. Ardından ikinci aşamada tedavi edici hekimlik yöntemleri devreye girer. Burada artık hastalık baş göstermiştir ve derhal gerekli müdahaleleri yapmak gerekir. Bu noktada da sonuç alamadığınız takdirde son aşamada cerrahi müdahale gerekir ki en zahmetli ve en ağır maliyetli olan aşama budur. Aslında ülke yönetimindeki politikalarda da durum bundan farklı değildir. Bir iktidar, zamanında koruyucu tedbirleri almazsa problemler büyür ve tedavi edici adımları atması gerekir. Zamanında bu adımları atmaz veya daha kötüsü yanlış adımları atarsa, o problemler derinleşir ve kronikleşir. İşte o zaman cerrahi müdahale benzeri politikaları uygulamak gerekir ve işte bugün ne yazık ki ülkemizin hemen her alanda bu minvalde politikaları uygulaması zaruret haline gelmiştir.

KARDEŞ KARDEŞE, BABA EVLADINA KÜSTÜRÜLDÜ; KOMŞU VE AKRABALARIN ARASI AÇILDI

Adaletten eğitime, ekonomiden tarıma, sağlıktan sanayiye ve dış politikaya varıncaya dek tüm sahalarda karşı karşıya kaldığımız problemlere neşter vurma zamanı geldi ve çoktan geçti bile. Artık kaybedecek tek bir saniyemiz yoktur! Kısır tartışmalarla, sunî gündemlerle ve bilerek tırmandırılan toplumsal kutuplaşmalarla kaybedilecek enerjimiz kalmamıştır. İnsanımız bıkmış ve yorulmuştur, özellikle gençlerimiz umutsuz ve karamsardır. En vahimi ise seçim döneminin tartışmaları, kullanılan dil ve üslup, üretilen algı ve manipülasyonlar kardeşi kardeşe, babayı evlada küstürmüş; komşu ve akrabaların arasını açmıştır maalesef. Şimdi zaman kırgınlıkları, kızgınlıkları ve küskünlükleri bitirme, kimseye faydası olmayan bu tartışmaları artık geride bırakma zamanıdır. En başta iktidarda bulunanlar olmak üzere, tüm siyasilere büyük sorumluluklar düşmektedir. Açıkça ifade ediyorum; bu sokak çıkmaz sokaktır! Toplumsal fay hatlarını daha fazla çatırdatmanın kimseye bir faydası yoktur. Toplumsal yarılmayı daha da derinleştirecek söz ve davranışlardan derhal vazgeçilmelidir. Bu noktada en büyük görev iktidara düşmektedir.

KARDEŞLİK İKLİMİ TESİS EDİLSİN, BAYRAM İŞTE O ZAMAN BAYRAM OLUR

‘Biz ve onlar’ söylemi, tüm muhalifleri ‘terör’ parantezine alma hevesi, insanların Müslümanlığını sorgulamaya kadar varan bu hoyrat tavırlar, kısa vadede birilerine oy kazandırmış gibi görünse de unutulmamalıdır ki ülkemize kaybettirir ve onarılamayacak sorunlara yol açar. Hayatı normalleştirmek, insanlar arası ilişkileri bu zehirli dilden kurtarmak atılması gereken en önemli adımlar arasındadır. Bu konuda ilk adımı atması gereken kişi ise Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’dır ve elbette ardından diğer tüm siyasi liderler ve partiler de aynı hassasiyeti göstermelidir. Bugün yaşadığımız ahlaki, siyasi, iktisadi ve sosyal krizlerin çözümü adına herkesi sorumluluklarını kuşanmaya davet ediyoruz. Saadet Partisi olarak, bu hususta da her daim olduğu gibi taşın altına elimizi değil tüm gövdemizi koymaya hazırız. Seçim biter, söylemler kalır! Herkesi ‘hangi pire için hangi yorganları yaktığını’ düşünmeye ve bu kayıpları telafi etmeye davet ediyoruz. Bir kez daha hatırlatıyorum; önümüz bayram, 4 ay sonra ise Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yıl dönümü. Ortak bir geçmişi olan 85 milyon vatandaşımızı, bugün ortak bir zeminde buluşturamazsak ortak bir geleceği de asla inşa edemeyiz. Seçim bitti, artık havanın yumuşaması gerekir, herkesin bu konuda adım atması gerekir. Şimdiye kadar gördüklerimiz ve yaşadıklarımız şimdiden sonrası hakkında fikir verir. Bir asırlık acılarımızdan, iyi ve kötü tüm tecrübelerimizden ders çıkarmadığımız takdirde 2. yüzyılımızı sağlam temeller üzerine inşa edemeyiz. Alvarlı Efe’den ilhamla diyorum ki; ülkemizde huzur ve güven ortamı, kardeşlik iklimi tesis edilsin, bayram işte o zaman bayram olur.

ZULMEDENLER VE ZULME SESSİZ KALANLAR ORTAKTIR

Sözlerimin sonunda bir de her Ramazan’da ve her bayram öncesi katil İsrail’in alçak saldırılarına uğrayan Filistinli kardeşlerimizin olduğunu hatırlatmak isterim. Geçtiğimiz gün yine terör devleti İsrail’in işgal güçleri Cenin kentine vahşice saldırdı! Bu saldırılarda küçük bir çocuk ve 5 Filistinli kardeşimiz hayatını kaybetti 30’dan fazla yaralı var. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar niyaz ediyor, kardeş Filistin halkına sabır ve başsağlığı diliyorum. Bu katliam 2023 yılında herkesin gözü önünde alenen işlendi! Ama her zamanki gibi herkes adeta kör, sağır ve dilsiz! Zulmedenler ve zulme sessiz kalanlar ortaktır! Bu durum, özellikle İslam alemi ve elbette tüm dünya için utanç vericidir. Bütün ülkeler, İsrail’e karşı çıkmalıdır! Kınıyoruz demek bir şey ifade etmez! Şimdi moda haline geldi, İslam ülkeleri İsrail ile ‘normalleşmek’ için sıraya girdi. Bu suskunluktan güç alan katiller, her geçen gün daha da şımarmakta, oluk oluk kan ve gözyaşı akıtmaktadır. Kurban Bayramı öncesi hem ülkemizin yetkililerine, hem İslam ülkelerinin liderlerine ve dünya kamuoyuna bir kez daha çağrıda bulunuyorum; bu ateş herkesi yakar! Terör devleti İsrail, başta bölgemiz olmak üzere yeryüzünün huzur ve barışının önündeki en büyük engeldir, muhakkak ve artık bir an evvel durdurulmalıdır.

SUDAN’DA YAŞANAN HADİSELERE SESSİZ KALINMAMALIDIR

Son olarak Sudan’da yaşanan gelişmelere de kısaca temas etmek istiyorum. Sudan halkı, giderek korkunç boyutlara ulaşan bir katliamla karşı karşıya. Ne olduğunu, bunun altında neler yattığını bilmiyoruz gibi ama şunu biliyoruz biz; son zamanlarda Sudan’da ciddi manada altın rezervlerinin olduğu öğrenildi. Bu rezervleri işletmek isteyen ülkeler, Sudan’da huzur istemiyor, maalesef Sudan halkı da buna bigane kalıyor. Ordu da ikiye bölünmüş, bir grup başkaları diğer grup da başkaları tarafından silahlandırılıyor ve masumlar hayatını kaybediyor. Son hadiselerde binden fazla insan hayatını kaybetti, kim dur diyecek? Kınamak, dile getirmek yetmez! Türk hükümetinin bu konuda mutlaka inisiyatif alarak, İslam ülkelerini bir araya getirip, ciddi tedbirleri aldırması icap eder. Cidde’de İslam İşbirliği Teşkilatı var, 57 üye ülke var. Neye yarar Allah aşkına bu? Bir yaraya merhem olamıyorsanız, kurduğunuz teşkilatın hiçbir kıymeti olmaz!”

Kaynak : wwww.istanbulgercegi.com

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları