Araştırmalara göre Türk insanının en güçlü tutumu inançlı olması...
Ipsos KMG’de çok geniş bir uzman kadro ile 16.000 kişi üzerinden Türk insanını çok boyutlu olarak araştıran ve araştırma verilerini uzman görüşleriyle destekleyerek okuyuculara sunan
Türkiye'yi Anlama Kılavuzu, Türk insanının en güçlü ve en zayıf tutumlarını ortaya koydu.
Türk insanının en güçlü tutumu
Yapılan araştırma ve anketlere göre Türk insanının en güçlü yanı 'inançlı oluşu'. İnançlı olmak ülkemizdeki en güçlü eğilim; zaman içerisinde önemli bir değişiklik göstermiyor. Toplumun %79’unun yaşamında önemli bir yer tutuyor. “Dinimin gereklerini mutlaka yerine getiririm”, “Allah’a olan inancım bana huzur veriyor”, “Dini inancım hayatımdaki birçok şeye yön veriyor” şeklindeki üç ifadeye verilen yanıtların birleşiminden oluşuyor.
Çevre duyarlılığı ikinci güçlü trend (%71). Tutumun, davranışla karıştırılmaması önemli… Günlük hayatta çevre konusunda özensiz davranış sergileyenler de “çevreyi önemsediklerini” söyleyebilirler. Burada dikkat edilmesi gereken nokta “çevrenin” kavram olarak Türkiye toplumunda da güçlü bir yer edinmiş olması.
Geçmişe özlem ya da geçmişle bağlantı diyebileceğimiz üçüncü güçlü eğilimin yaygınlığı %71. Türkiye’nin gelenekleri ve geçmişi ile ilişkisi güçlü. Bir başka deyişle geçmişi ile “kavga” etmekten çok barışma eğilimi taşıyor.
Küçük lüksler, küçük mutluluklar diye adlandırdığımız dördüncü sıradaki eğilimin yaygınlık oranı %70. Bir anlamda, reklam sloganı olarak topluma giden bu mesaj giderek içselleştirilmiş. İnsanlar günlük hayatlarında kendilerini bireysel olarak mutlu edebilecek birşeyler istiyorlar. Buna, hayatlarında bir yer açmış durumdalar.
Beşinci sırada yer alan evde yaşam (%69) Türkiye için evin öneminin altını çiziyor. Ev başlıca yaşam alanı ve evin içindeki yaşamı destekleyen şeylere açığız.
Türk insanının en zayıf tutumu
Kılavuzda Türk insanının en zayıf tutumu olarak 'formda olmak' öne sürülüyor. Büyük kent, üst sınıf terminolojisinde çok yaygın hale gelmiş gibi görünen formda olmak aslında Türkiye genelindeki en zayıf tutum… %12’lik bir etkisi var.
Toplumun gündemi ile üst sınıf kentsel gündemin nasıl farklılaşabileceğine dair ilginç bir örnek. Bu tutumu ölçmeye yarayan ifadeler şunlar:
“Formda kalmak için düzenli spor yapmaya çalışıyorum”, “Yediklerimin kalorisine her zaman dikkat ederim”, “Fast food (ayakta hızlı yenen yiyecekleri) severim ve tüketirim”, “Diyet ürünleri kullanırım”.
Teknoloji tutkusu ikinci en zayıf, ama bu kez zaman içinde hızla artan bir eğilim… Henüz %18’lik bir yaygınlığı var. Bu grup teknolojik gelişmeleri yakından izleyen, ilk adapte olan ve bir anlamda kullanım lideri olan kesimi oluşturuyor.
Teknoloji tutkusu ile ilgili kullanılan sorular (ifadeler) şöyle:
“Bilgisayar ve internet insanı asosyal yapar, diğer insanlardan uzaklaştırır”, “Teknolojik ürün ve hizmetler bana karmaşık ve kullanışsız geliyor”, “Internet üzerinden alışveriş yaparım”, “Bütçeme uygun yeni teknolojik ürünleri satın alırım”.
Reklam etkisi tartışma yaratacak bir başka eğilim. Üç ifade (soru) ile değerlendiriliyor; “Televizyondaki reklamları ilgiyle izlerim”, “Reklamlarda gördüğüm ürünleri satın almak isterim”, “Televizyondaki reklamlar ürün ve marka seçiminde yardımcıdır”. Bu üç ifadenin birleşimi %24 oranında bir reklam etkisini açıklıkla gösteriyor. İletişim giderek daha ustalık gerektiren bir iş oluyor diyebiliriz.
Zevkin intikamı biraz fazla batılı gibi gözükse de, artık daha sık rastlamayı bekleyebileceğimiz bir eğilim (%28). Sürekli keyif veren şeylerin zararlı olduğu iletişimi ile karşılaşan bireyin bir anlamda “yeter” demesi. “Bazen sağlığa aykırı şeyler yapmak gerekse de hayatın tadını çıkarmalıyız” diyen yaklaşım. Aslında, alt sıralarda olsa bile hiç de küçümsenecek bir oran değil.
Özel hizmet arayışı (%34) müşteri ilişkileri yönetimi diye isimlendirilen pazarlama felsefesinin karşılığı olarak yorumlanabilir. “Benim ihtiyaçlarım ve zevklerime göre hazırlanmış ürün ve hizmetlere daha fazla para vermeye hazırım” şeklinde özetlenebilecek bir yaklaşımı yansıtıyor.
Vişne Haber Ajansı