loading
close
SON DAKİKALAR

''Türkiye bizim ahımızla helalleşmek zorundadır''

''Türkiye bizim ahımızla helalleşmek zorundadır''
Tarih: 30.03.2013 - 13:37
Kategori: Sağlık, Yaşam

Cumartesi Anneleri/İnsanları 418. Buluşmalarında 19 yaşındaki Gündem Gazetesi Muhabiri Nazım Babaoğlu'nun 19 yıldır bilinmeyen akıbetini sordu...

Galatasaray Meydanı’ndaki 418. Kez bir araya gelen Cumartesi Anneleri/İnsanları Özgür Gündem Gazetesi’nin 19 yaşındaki Urfa muhabiri Nazım Babaoğlu 19 yıldır nerede diye sordu. 

Ayrıca eylemde Nazım Babaoğlu’nun annesi Makbule Babaoğlu’nun da ses kaydı dinletildi.

1993 yılında dönemin DYP Urfa milletvekili Sedat Bucak’ın liderliğini yaptığı Bucak aşireti Mehmet Ağar’ın desteğiyle koruculuğu kabul edince, Siverek adeta bir kontrgerilla merkezine dönüştü. Tecavüz, yargısız infaz, gözaltında kaybetme gibi insanlık suçları ardı arkasına işlenmeye başlandı. İşlenen insanlık suçlarını kamuoyuna duyuran Özgür Gündem Urfa Bürosu yoğun baskı altındaydı. Ölüm tehditleri karşısında Urfa valisi ve emniyet hiçbir önlem almadı.
Bucak Aşireti’ne mensup korucuların tecavüz ettiği öğretmenlerle ilgili hazırladıkları haber gazetenin manşetine taşınınca çalışanlara yönelik tehditler de arttı.

12 Mart 1994 sabahında Anadolu Ajansı Muhabiri Murat Yoğunlu Özgür Gündem Bürosu’na “Çok önemli bir haber var, bir muhabiriniz mutlaka Siverek’e gelsin “ diye telefon etti. Bu telefon üzerine Siverek’e giden Nazım orada gözaltına alınarak dönemin DYP Urfa Milletvekili Korucu başı Sedat Bucak’ın evine götürüldü ve kaybedildi.

Tüm yasal girişimler sonuçsuz kaldı. Hukuk işletilmedi. Anne Makbule Babaoğlu, 19 yıldır, 19 yaşındaki oğlu Nazım’ı arıyor.

1994 yılında gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız, Uludere raporunda ortaya çıkan kasıt yok sonucuna tepkisini dile getirerek, ‘’Her şey çok garip işliyor. Dönüp dolaşıp suçlu hız biz oluyoruz’’ dedi.

Ayrıca Hanife Yıldız, oğlunun ağzından yazdığı mektubu paylaştı.

1995 yılında gözaltına alınıp kaybedilen Hasan Ocak’ın ağabeyi Ali Ocak yıllarca adalet aradıklarını söyleyerek hep yalan duvarlarıyla karşılaştıklarını vurguladı.

Son zamanda konuşulan sürece de vurgu yapan Ocak, yaşanan bu sürecin bir duvara dönüşmemesini istedi.
Nazım Babaoğlu’na tanıklık eden Hüseyin Taşkaya’nın oğlu Şerif Taşkaya 90’lı yıllarda yaşanan süreçlerden bahsetti.
“Nazım Babaoğlu da babam da kaybedildiği zaman ben Siverek’teydim. 1993’te Tansu Çiller tarafından bir liste hazırlandı ve bu listede babamın adı da vardı.

“Ben bir çocuk olarak babam akşam eve geldiği zaman çok seviniyordum. Çünkü insanlar alınıyordu ve öldürülüyordu.
“Biz öldürmelerini de kabullendik. Tamam bize düşmanlardı. Ama düşmanlığın da mertliği olur. Kemiklerimizi kaybetmek ne demek?

“Bugün yeni bir sürece giriyorsak kemiklerimizin bulunmasını istiyoruz. Kemiklerimiz verilmeden çözüm olacağına inanmıyoruz.”

Özgür Gündem muhabiri Nazım Babaoğlu kaybedildiğinde Urfa Özgür Gündem temsilcisi olan Bayram Balcı ise Nazım’ın Siverek’te gözaltına alındığını ve Sedat Bucak’ın evinde sorgulanarak öldürüldüğünü söyledi.

Sorguda sadece ‘’Gazetenin aboneleri kimler’’ sorusuna cevap vermediği için öldürüldüğü ifade eden Balcı, ‘’Nazım’ın öldürülmesinde sorumlu olan kişiler Tansu Çiller, Ziyabettin Akbul ve Mehmet Ağardır. Türkiye helalleşmek istiyorsa ilk önce bizim ahımızla helalleşmelidir. Kemiklerimizi bize vermek zorundadır. Cumartesi anneleriyle helalleşmeden barış olmaz’’ dedi.

Nazım Babaoğlu’nun annesi Makbule Babaoğlu da ses kaydıyla kamuoyuna seslendi:

“19 yıldır oğlum kayıp. Başvurmadığım yer kalmadı. Herkesin evladı var. Artık anaların ciğeri yanmasın. Biraz merhamet olsun.

“Eğer devlet isterse, benim oğlumun kemiklerini çıkartır bana verir. Bu ne biçim devlet? Ben devlete soruyorum. Benim oğlumun kemiklerini bana vermeden nasıl barış yapacaksınız?”

Eylemin bu haftaki açıklamasını Cumartesi İnsanlarından gazeteci Selma Çelebi okudu.

Nazım Babaoğlu’nun kaybedilmesi ile ilgili hukuk işletilmedi, etkin soruşturma yapılmadı. Ama onun hayatını anlatan ‘’kayıpsın diyorlar’’ isimli kitapta ‘’Türk milletini, Türk cumhuriyeti devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve devletin yargı organlarını tahkir ve tazyif’’ suçu işlendiği gerekçesiyle yayıncı hapis cezasına mahkûm edildi. Nazım’ın kaybedilmesi değil, kaybedildiğini söylemek suç sayıldı.

“Nazım'ı kaybedenler AKP hükümeti tarafından da korundu. Beşir Atalay'a soruyoruz; BDP Milletvekili Şerafettin Halis’in Nazım’la ilgili verdiği soru önergesini geçiştirmeniz, olası soruşturmanın üç dönemdir partinizden milletvekili olan, dönemin Urfa Valisi Tevfik Ziyaeddin Akbulut'a uzanacağını bildiğiniz için miydi?”

Başbakan’a soruyoruz, Nazım Babaoğlu’nun akıbetini açıklamak sizin göreviniz değil mi? Kayıplarımızın sorumluları partiniz içindeyken, failleri hükümetinizce korunurken, barış konusundaki samimiyetinize nasıl inanacağız?

Meclisteki gazeteci milletvekillerine soruyoruz, meslektaşınız Nazım Babaoğlu için ne zaman harekete geçeceksiniz?


Vişne Haber Ajansı/Rojda Duygu Yeşilgöz

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları