Vekilin kirleten madenine taze para, ilaç şirketinden
Çiğdem Toker; Madencilik yapacağım diye su kaynaklarını ve dereleri sık sık kirleten bir maden şirketinin, finansal açıdan büyümesi için ihtiyaç duyduğu parasal kaynağı ilaç şirketinden alması, aslında tuhaf değil mi?
Sahibi, AKP Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz olan Alagöz Madencilik şirketine, 2,5 milyon TL ceza kesildi.
Cezayı, şirketin ismini açıkça anarak Çevre Şehircilik Bakanlığı Giresun İl Müdürlüğü kesti, duyurdu.
Gerekçesi: Alagöz Madencilik işlettiği madendeki atık suları Çatalağaç deresine boşaltması. (Olayı yansıtan videoları sosyal medyada bulabilirsiniz.)
Hem de bir kez değil…
Şirketin yol açtığı kirlilik tekrarlandığı için cezanın üç kat uygulandığı vurgulandı.
Madende kirliliğe yol açan yeraltı galerisinin de kapatıldığı açıklandı ve denildi ki “Taban suyunun kontrol altına alınmasına ve çökeltim sağlayarak deşarj edilmesine yönelik bir havuza yapılıncaya kadar…”
Bu ifade bir sistemin nasıl çürüdüğünün de resmidir:
Demek ki o çökeltim havuzunun, o madende başından bu yana olması gerekmektedir ama Alagöz bunu yapmamıştır. O ifade bu nedenle Şirketin Çatalağaç deresi içindeki hayatı öldürünceye kadar simsiyah maden atığını boşaltmasına göz yumulduğunun itirafı niteliğindedir.
Para cezası caydırıcı olur mu?
Ki zaten orada yaşayan halk, kendilerini temsil eden bir vekilin şirketinin (evet normal koşullarda inanılır gibi değil) derelerine, su kaynaklarına zehirli atık boşaltmasından uzun zamandır şikayetçi.
Zaten tam da bu nedenle Giresun Çevre ve Doğa Derneği kamuoyuna açık mektup yayımlayarak, Madencilik faaliyetinin tamamen durdurulmasını talep ediyor.
“ÇED Olumlu” kararının yargıdan dönmesine rağmen, çevre ve su kaynaklarının atık sularla kirletilmesine yönelik ihlallerin süreklilik arz ettiğini belirtiyor. İdare’nin önleyici denetim görevini yerine getirmediği vurgulanarak, “Alagöz'ün kabarık siciline rağmen düzenli denetimler sırasında değil, bölge halkı tarafından derede oluşan tahribatın kamuoyuna yansıtılması” üzerine bu cezanın ve açıklamanın geldiğine dikkat çekiliyor.
Sermayeyi beş yılda 650’ye katlayan şirket
Peki bu para cezasının caydırıcı olma ihtimali var mı?
Aslında soruyu şöyle sormak daha doğru olacak:
Sermayesi 5 yılda 650 kat artmış bir şirket için 2,5 milyon TL ceza etkili olur mu?
Bu soruya şirketin Ticaret Sicil kayıtlarındaki seyrüseferine bakarak cevap arayabiliriz.
Bugünün AKP Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz, henüz AKP milletvekili değilken (2023 seçimlerinde seçildi) Alagöz Madencilik Şirketi’ni 2021 yılında kurdu. Kurulduğunda 2 milyon TL sermayesi olan şirket birkaç ay içinde 5 milyon TL’ye yükseltti.
O arada Ankara merkezli Alagöz Madencilik, Giresun’da arka arkaya şubeler açtı.
2025 yılının Kasım ayına gelindiğinde, Alagöz Madencilik’in sermayesi 1 milyar 300 milyon TL olmuştu. Önceki sermayesi 300 milyon TL’yken 1 milyar TL artışla 1 milyar 300 milyon TL’ye çıkarılan sermayedeki bu artışı nakit olarak Keymen İlaç sağlamıştı.
Kuruluşundan sonra geçen beş yıl içinde sermayenin 650’ye katlanması demekti bu.
Keymen İlaç, yani AKP Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz’ün sahibi olduğu şirketler grubuna bağlı olan bir başka şirket.
Hatırlayan okurlar mutlaka çıkacaktır. Covid salgını sırasında Sinovac aşılarını tedarikle gündeme gelen Keymen İlaç, “Cari açığa darbe vuracak aşı fabrikası geliyor” manşetleriyle haber olmuş. CHP’nin, Şirketin aşıları Sağlık Bakanlığı’na yüksek fiyatla sattığı iddiaları, TBMM’de soru önergelerine ve davalara uzanan geniş tartışmaların konusu olmuştu.
Madene taze kaynak ilaç şirketinden
Bu hatırlatmanın ardından Alagöz Madencilik’in sermaye arttırımına geri dönelim ve soralım:
Madencilik yapacağım diye su kaynaklarını ve dereleri sık sık kirleten bir maden şirketinin, finansal açıdan büyümesi için ihtiyaç duyduğu parasal kaynağı ilaç şirketinden alması, aslında tuhaf değil mi?
Ya da milletin vekili olduğu halde, yani doğal kaynakları koruması beklenen bir konumda bulunduğu halde, şirketi memleketin doğal kaynaklarına acımadan zarar veren bir parlamenterin, TBMM’deki diğer görevinin AB Uyum Komisyonu üyeliği olmasına ne dersiniz?
Eğer -AB’ye “uyum”un anlamı -son günlerde içerik değiştirmediyse tabii- bana sorulsa bu duruma, bir olgu olarak “Oksimoron kavramının vücut bulmuş hali” derdim.
Cantürk Alagöz, TBMM’de devletin ruhsat, ihale, imtiyaz olanakları ile işini yürüten büyüten ilk milletvekili değil elbet. AKP’nin Batman Milletvekili Ferhat Nasıroğlu’nun aile şirketi Fernas, biri DSİ, diğeri Ulaştırma Bakanlığı’ndan iki büyük ihaleyi geçtiğimiz aylarda üst üste aldı. AKP Gaziantep Milletekili Mehmet Eyüp Özkeçeci de aldığı çuval ihaleleriyle daha önce gündeme gelmişti. Liste uzar uzar uzar...
Yolsuzluk mu? İlahi yani... Bütün bunların yolsuzlukla ne ilgisi olabilir Allah aşkına.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları





