loading
close
SON DAKİKALAR

Zaman Gazetesi'nden hedef göstermeye devam!

Zaman Gazetesi'nden hedef göstermeye devam!
Tarih: 15.12.2012 - 15:53
Kategori: Medya

Zaman Gazetesi bu kez İstanbul Gerçeği Genel Yayın Yönetmeni İmambakır Üküş'ü hedef gösterdi!

Zaman Gazetesi, hedef gösterme politikasını yürütmeye devam ediyor.

'Mahkeme binasını basıp sanıkları kurtaralım' başlıklı bir haber ile İstanbul Gerçeği sitesi Genel Yayın Yönetmeni İmambakır Üküş ile Aydınlık Gazetesi yazarı CHP’li Mehmet Faraç'ı Ergenekon Davası duruşmasının görüldüğü Silivri'de söylediklerini iddia ettikleri cümleler ile hedef göstermeye çalışan Zaman Gazetesi'nin Mehmet Tayanç ile Necip Salacan imzalı o 'haber'i şöyle:

"Ergenekon davasının 270. duruşması için Silivri’ye gittiğimizde öncekilerden farklı bir görüntü ile karşılaşacağımız belliydi. Türkiye’nin her yerinden gelen İşçi Partisi (İP), Atatürkçü Düşünce Derneği, Tüm Gençlik Birliği ve CHP’ye mensup yaklaşık 5 bin kişi cezaevine doğru yürüyüşe geçti.

İP’nin gençlik teşkilatı Tüm Gençlik Birliği Başkanı İlker Yücel’in, “Silivri’yi yıkmaya geldik.” anonsu ile kalabalık, jandarmaya yüklendi. Komutanların haklarını savunduğunu iddia edenler, Mehmetçiğe saldırdı. Salondan çıkarak kalabalığı selamlayan avukatlardan biri, Aydınlık Gazetesi yazarı CHP’li Mehmet Faraç, gazeteci olduğu söylenen İmambakır Üküş ve iki CHP’li kadının yanına giderek şu dehşet verici ifadeleri kullandı: “Buradaki yüz binlerce insan duruşma salonunu basarsa kim engel olabilir? Bu kadar insanı durdurabilecek güvenlik gücü yok. Basıp hepsini kurtarabiliriz.”

Sabah erken saatlerde yola koyulup Silivri Cezaevi’ne ulaştığımızda önceki duruşmalardan farklı bir görüntü ile karşılaşacağımızı anlamıştık. Türkiye’nin dört bir yanından otobüsler yol boyunca park etmişti. İşçi Partisi, Atatürkçü Düşünce Derneği, Tüm Gençlik Birliği ve CHP teşkilatlarına mensup insanlar ellerinde mensubu oldukları gruba ait bayrak ve flamalarla cezaevine doğru yürüyüşe geçmişti. Onların arasında yürürken davanın 270. duruşmasında planlı marjinal sol gruplara ait bir eylem olacağını tahmin edemedik. Bir müddet sonra kalabalıklara yapılan bir anons biraz sonra olacakların işaretçisi gibiydi. Bir kulübenin üstüne çıkmış olan İşçi Partisi’nin gençlik teşkilatı Tüm Gençlik Birliği Başkanı İlker Yücel’in, “Silivri’yi yıkmaya geldik. Silivri’nin duvarları yıkılacak.” şeklindeki anonsu ile birlikte kalabalık güvenlik amacıyla barikat kuran jandarmanın üzerine yüklenmeye başladı. Askere tekme tokat sallayan göstericiler, önlerindeki jandarma setini ezerek duruşma salonunun dış bahçesine kadar ulaştı.

Bu sırada panzerler devreye girdi. Panzerlerin harekete geçmesini engellemek isteyenler, panzerlerin önüne yattı. Çatışmada yere düşüp yaralanan jandarma erleri oradaki arkadaşları tarafından ambulanslara taşındı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komutanlarının haklarını savunduğunu iddia edenler, Mehmetçiğe saldırmıştı. Ancak başarılı olamadılar. Aslında mahkeme basılarak tutuklu sanıklar kaçırılmak istenmişti. Bunu sadece gördüklerimiz değil, duyduklarımız da doğruluyordu. Yaklaşık 5 bin kişinin içinde, Ergenekon davasının görüldüğü mahkeme salonunu basma planı yapanların olduğunu duyunca kulaklarımıza inanamadık.

Öğleye doğru saat 12.40 sularında mahkemenin hemen girişindeki bölümde duruyorduk. Bir grup avukat, mahkeme binasından dışarı çıkarak bahçedeki kalabalığı selamladı. Biz de açıklama yapacaklar diye yanlarına gittik. O sırada avukatlardan biri, mahkeme salonu bahçesinde ayaküstü sohbet eden CHP’li Aydınlık yazarı Mehmet Faraç, gazeteci olduğu söylenen İmambakır Üküş, iki CHP’li bayanın yanına gitti. Duruşma salonu içinde yaşananlar hakkında bilgi veren avukat, onlara insanın kanını donduran şu tavsiyede bulundu: “Şu an burada yüz binlerce insan var. Bu insanlar duruşma salonunu basarsa kim bunlara engel olabilir? Bu kadar insanı durdurabilecek güvenlik gücü yok.”

Bunun üzerine İmambakır Üküş avukata dönerek, “Basalım mı?” diye sordu. Cevap vermemeyi tercih eden avukata, Üküş bir kez daha sorma ihtiyacı duydu: “Basalım mı?” Avukatın cevabı ilginçti: “Basıp hepsini kurtarabiliriz. Şayet kolektif bir şekilde hareket edilirse kimse engel olamaz. İçerideki herkesi çıkarabiliriz.” Dehşete kapılmıştık. Üküş tatmin olmamış olmalı ki üçüncü kez avukata “Basalım mı?” diye seslendi. Bu sırada o gruptan birkaç adım mesafede bulunan şair ve yazar Ataol Behramoğlu da etrafındaki insanlara, “Bundan sonra tek çaremiz kaldı, dövüşeceğiz. Başka yolu kalmadı. Dövüşeceğiz.” diye bağırıyordu.

Sabahki girişimlerinde ‘mahkemeyi ele geçiremeyen’, kuşatmakla kalan ulusalcılar, bu sefer öğleden sonra planlarını uygulamaya koydu. Başta da dediğimiz gibi önceki günkü olaylarda Ergenekon tarafından birçok olayda kullanılan İşçi Partisi gençlik teşkilatı Tüm Gençlik Birliği, organizatör konumundaydı. Birliğin Başkanı İlker Yücel, 1 Mayıs olaylarında Taksim’de çıkardığı olaylarla tanınan Halkın Kurtuluşu Partisi, Atatürkçü Düşünce Derneği, Tuncay Özkan Platformu ve CHP teşkilatlarını yaptığı anonslarla adeta yönlendiriyordu.

Anonslarda, yaşlıların kapı önünden çekilerek gençlerin öne geçmesi isteniyordu. Anonsu duyan kalabalık yeniden hareketlendi. Anonslar mahkeme salonundan gelebilecek kötü bir haberle harekete geçileceğine yönelik idi. Dışarı çıkan CHP milletvekili ise kalabalığa seslenerek, ‘davanın hukuksuz bir şekilde yürütüldüğü, hâkimlerin görevlerini yerine getirmediği’ tarzında açıklamaları ise kalabalığı iyice geriyordu."

Zaman Gazetesi, haberi kaleme alan muhabirler Mehmet Tayanç ile Necip Salacan'ın olayı anlattığı bir videoya da yer verdi.


Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları