loading
close
SON DAKİKALAR

Ahmet Tatar: Sorumlular tarih önünde hesap verecekler

Ahmet Tatar: Sorumlular tarih önünde hesap verecekler
Tarih: 26.04.2016 - 15:23
Kategori: Gündem

Ergenekon davası kapsamında tutuklanan ve tahliye edildikten sonra hakkında yeniden yakalama kararı çıkınca intihar eden Deniz Yarbay Ali Tatar’ın ağabeyi Ahmet Tatar sorumluların tarih önünde hesap vereceklerini söyledi.

Ergenekon davası kapsamında  2009 yılında 'amirallere suikast planlama' iddiasıyla tutuklanan ve tahliye edildikten 2 gün sonra yeniden yakalama kararı çıkınca intihar eden Deniz Yarbay Ali Tatar’ın ağabeyi Ahmet Tatar, kardeşi Ali Tatar’ı ölüme sürükleyen ve hukuksuzluklarla dolu süreci yaşamalarına sebep olanların tarih önünde hesap vereceğini söyledi.

‘Operasyonları hep aynı polislerin yapması, savcıların tutanakları sorgulamadan iddianameye geçirmesi ve hakimlerin yasalara aykırı kanıtlara göz yumması nedeniyle tarafsızlıkları konusunda haklı şüphe oluşması, yargılama sürecinde gözaltılara gerekçe olan ihbar mektuplarının kim ya da kimler tarafından yazıldığının hiç araştırılmadan hükümde yer alması ve Ergenekon terör örgütünün varlığı konusunda somut deliller olmadığı gibi hukuka aykırılıklar gerekçelendirilerek çöken Ergenekon davası mağdurları sorumlulardan hesap soruyor.

“Dava başladığında karşımızda olanlarda bugün bir mahcubiyet var”

Ergenekon davası kapsamında tutuklanan ve cezaevinden çıktıktan sonra hakkında yeniden yakalama kararı çıkınca intihar eden Ali Tatar’ın ağabeyi Ahmet Tatar, Yargıtay’ın bozma kararıyla birlikte daha önce karşılarında duranların özeleştiri verme noktasında olduklarını ifade etti.

Ahmet Tatar,“Dava başladığında karşımızda olanlarda bugün bir mahcubiyet var. Bir kısmı bu konuda yaptığı yanlışın farkında bir kısmıysa söylediğinde hala direnerek, gelinen durumu konjonktür olarak değerlendiriyor. Bir haklılığın teslimi değil bu. Büyük bir haksızlık vardı, şu an bu bertaraf edildi, insanların hakkı teslim ediliyor noktasında değiller. Suç vardı ama yanlış yöntemle soruşturuldu, kadük kaldı noktasındalar. Bu özeleştiri değil” dedi.

Dava süresince özellikle liberallerin ve ‘Yetmez ama evet’çilerin askeri vesayetle hesaplaşıldığı algısını yarattıklarını söyleyen Tatar hala aynı düşüncede ısrar edenler olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Bir döneme ilişkin ülkeyi değerlendirirsen, 1990’larda yaşanan güneydoğuda köy boşaltmalar, yakmalar konusunda siyasi olarak o dönemin siyasilerini mahkum edebilirsin. Fakat hukuk delil ister, tespit edilmiş suç ve suçlu ister. Bunları bulmadan insanları rastgele seçip, o dönemin sorumlusu kabul edip haklarında dava açamazsınız. Tutuklayıp yıllarca içeride yatıramazsınız. Bunun evrensel hukukta yeri yok.

12 Eylül darbesinin ardından sıradan birini suçlayabilir miyiz? Cuntanın suçlarının sorumluları var. 4 kişilik bir cunta heyeti var. Bunlar açıklanabilir, delillendirilebilir suçlamalar.”

“Cemaatin yürüttüğü operasyonlar siyasi iktidara alan açtı”

Ali Tatar’ın Alevi ve Atatürkçü kimliği nedeniyle kurban seçildiğine inandıklarını söyleyen Ahmet Tatar, eğitim uzmanı olan kardeşinin askeri liselerde ve harp okullarında laik eğitimin kurumsallaşması için çalıştığını kaydetti.
Cemaatin yürüttüğü operasyonların siyasi iktidarın kendisine alan açmasını sağladığını vurgulayan ağabey Tatar, buna en büyük desteği liberallerin ve ‘Yetmez ama evet’çilerin verdiğini ifade ederek şöyle konuştu: “Yoksa bu ülkedeki siyasi iktidarın kitlesel gücü 2004’lere kadar sınırlıydı. Eğer bu rakam yüzde 50’ler civarındaysa aradaki farkı oluşturan en önemli etkenlerden birisi bu ülkeye ihanet etmiş olan liberallerdir. Türkiye kamuoyuna askeri vesayetin ortadan kaldırılması, sözde demokratikleşme, darbelerle hesaplaşma adı altında ülkeyi uçuruma sürüklediler. Onları suçluyorum. Tarih önünde hesap verecekler. 

“Faşist bir baskıyı ülkenin her yerine yerleştirdiler”

Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın sözleriyle birlikte laiklik konusunun tartışıldığı döneme gelinmesinde Ergenekon, Balyoz gibi davaların da etkisi olduğunu belirten Ahmet Tatar, “Bu davalarla Türk ordusunu hareket edemez hale getirdiler. Türkiye’de demokratik güçleri hareket edemez noktaya getirdiler. Hızla faşist bir baskıyı ülkenin her yerine yerleştirdiler. Önce belli bir kesimin üzerinde olan o faşist baskı, liberalleri de içine alacak şekilde genişletildi. Şimdi herkes baskı altında” dedi. 

Dava süresince kardeşinin komutanlarından beklediği desteği göremediğini dile getiren Tatar görüşlerini şu şekilde ifade etti: “Keyfi kariyerlerini korumak dışlında bir şey yapmadılar. O noktada olanları da Hasdal’da Silivri’de gördük. Suçlamalarımızdan asla vazgeçmedik ama onlar tutsakken dile getirmedik. Sorumluluk makamındaki insanların yanlışlarını itiraf etmeleri gerekiyor. Bazılarının kahraman edasıyla gezmelerini kabul edemiyorum. Konuşmuyorsak bir şey bilmediğimizden, görmediğimizden değil onlar için hala özeleştiri kapısını açık tutmak istediğimizden.” 

Ahmet Tatar, davayla ilgili suç duyurusunda bulunduklarını ve yürüyen davalar olduğunu vurgulayarak, “Devlet olmanın vasfı vatandaşlarına adil davranmaktır. Bir dönem devleti ele geçiren birileri hukuku insanların üstünde silah olarak kullandılar. Şimdi bu devletin adaletin sistemi yanlışlık var, bu insanlar suçsuz, kanıtlar yalan diyor. Devlet bunu kim yaptıysa ortaya çıkaracak. Bunu yapmadan hukuka yeniden güvenilmesini sağlayamazsın. Polis ayağından isimler belli, soruşturmayı yürüten ve yargılayanlar belli, hepsinden davacı oluyoruz. Devlet yargılayacak diye inanmak istiyorum” diye konuştu.


Özlem Çoban - Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları