CHP Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke, MYK toplantısının ardından açıklamalarda bulundu. Böke, CHP'nin referandum kararını önümüzdeki günlerde AİHM'ye taşıyacağını söyledi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke, MYK toplantısının ardından açıklamalarda bulundu. Böke, CHP'nin referandum kararını önümüzdeki günlerde AİHM'ye taşıyacağını söyledi.
Böke, AKPM'nin Türkiye'yi 13 yıl sonra yeniden siyasi denetim sürecine almasına ilişkin olarak, "OHAL'le baskı yapar, gazetecileri, seçilmiş milletvekillerini tutuklarsanız sonucu bu olur. Tutuklu vekillere Balbay kararı uygulanmalı ve derhal milletvekillerinin tutuklarına son verilmelidir" dedi.
Türkiye'nin özgürlükler, ekonomi, hukuk devletinin kaldırılmış olması meseleleri olduğunu dile getiren Böke, "Ancak Cumhurbaşkanı ve Başbakanın bu meseleleri çözmek gibi bir derdi yok. Tek derdi asrın yolsuzluğunun ve kara para aklama trafiğinin aktörü Reza Zarrab'ın korunması" diye konuştu.
Böke'nin açıklamaları şöyle:
"AKPM'nin Türkiye'yi yeniden siyasi denetime alma kararını üzüntüyle takip ettik. Türkiye denetimden çıkan sonra tekrar denetime alınan ilk ülke oldu. Siyasi gerekçeyle yapıldı diyerek geçiştirilemez.
AKPM'nin kararı siyasi gerekçeyle değil, Türkiye'deki iktidarın OHAL olmak üzere somut uygulamalarıyla ilgili olarak verilmiştir. 2004'te Türkiye AKPM'nin siyasi denetimden çıktığında AKP'li Dışişleri bakanlığı, 'Türkiye'nin 1996'dan bu yana tabi tutulduğu denetimden çıkarılması ülkemizin insan hakları, hukukun üstünlüğü konularında gerekleri yerine getirdiğinin göstergesidir' demişti. Nasıl ki o zaman alınan karar Türkiye'nin demokrasi alanında standartlara uymasının sonucu idiyse bugün alınan karar da demokratik standartlardan uzaklaştırıldığının göstergesidir.
14 yılda Türkiye evrensel değerlerden uzaklaşmıştır.
Türkiye'nin en az yüzde 50'si hukuk dışı, demokrasi dışı, özgürlükleri yok eden uygulamaları reddetmektedir. Türkiye AKP'den ibaret değildir. Kararla Türkiye cezalandırılmaktadır. 'Siz Avrupa Konseyi olma konumunu kaybettiniz, attığınız her adım izlenecek' denilmiştir. Bu kararla ve demokrasiyi zedeleyen adımlarla Türkiye 13 yıl geriye götürülmüştür. Türkiye Cumhuriyetinin tarihi boyunca çağdaş medeniyetler düzeyine ulaşmak hedefi olmuştur. Bu hedefin önemli parçası AB ile ortak değerlerdir.
"Milletvekillerinin tutukluluklarına derhal son verilmelidir"
Derhal Türkiye'ye demokrasiyi kaybettiren bu siyasi anlayışın düzeltilmesi gerekir. OHAL'le baskı yapar, gazetecileri, seçilmiş milletvekillerini tutuklarsanız sonucu bu olur.
İnsan hakları ve özgürlükler konusunda adımlar atılması zorunluluktur. Cumhuriyet yazar ve yöneticileri 178 gündür tutuklular. Milletvekilleri tutuklu. Türkiye darbe girişiminin hemen ardından BM İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 13 maddesine çekince koydu. Çekince koyulan maddelerin arasında tutulanlara insani davranma, adil yargılama ve ifade özgürlüğü de bulunuyor. İşkencenin iktidar tarafından beyanıdır. İktidar olarak bunu yapacaksınız birileri de dönüp size 'demokrasi, insan hakları kalmamış' diyecek.
Bir siyasi partinin liderleri ve milletvekilleri 180 güne yakındır hapisteler. AYM'nin Mustafa Balbay kararı olarak bilinen kararı vardır. Tutuklu vekillere Balbay kararı uygulanmalı ve derhal milletvekillerinin tutukluluklarına son verilmelidir.
"Cumhurbaşkanının tek derdi kara para aklama trafiğinin aktörü Reza Zarrab'ın korunması"
Türkiye'nin özgürlükler, ekonomi, hukuk devletinin kaldırılmış olması meselesi var. Ancak Cumhurbaşkanı ve Başbakanın bu meseleleri çözmek gibi bir derdi yok. Tek derdi asrın yolsuzluğunun ve kara para aklama trafiğinin aktörü Reza Zarrab'ın korunması. ABD'ye giden her bakanın gündemi Zarrab.
Neden yurt dışında sayısız tutuklu vatandaşımız varken sadece Zarrab'a önem veriliyor? Kara para aklama trafiğinin baş aktörü neden canhıraş savunuluyor?
Zarrab'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan için şahsi değeri var. Dış politika Erdoğan'ın kişisel meselelerine göre şekilleniyor. Bunun açık anlamı devletin çökmesi, şahıs devleti olmasıdır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin çıkarlarından Zarrab uğruna ödün veriliyorsa bu felakettir. Türkiye'yi çadır devletine döndüren bu anlayış kabul etmeyeceğimiz bir anlayıştır.
Referandumda oy kullanmış olan tüm vatandaşlarımızın hakkını savunmak önceliğimizdir. Önümüzdeki dönemde AİHM'ye başvuracağız."
Vişne Haber Ajansı