CHP’nin kendi bünyesinde kurduğu Göç ve Göçmen Sorunlarını İnceleme Komisyonu, mültecilere ilişkin hazırladığı raporu basın toplantısıyla açıkladı.
CHP’nin kendi bünyesinde kurduğu Göç ve Göçmen Sorunlarını İnceleme Komisyonu, mültecilere ilişkin hazırladığı raporu basın toplantısıyla açıkladı.
CHP’nin, Eylül 2015’te kurduğu Göç ve Göçmen Sorunlarını İnceleme Komisyonu, on aylık çalışmanın sonucunda hazırladığı Mülteci Raporunu basın toplantısıyla duyurdu. CHP’li vekiller Veli Ağbaba, Sezgin Tanrıkulu, Zeynep Altıok, Mustafa Balbay, Selina Doğan, Nurettin Demir, Muharrem Erkek, Elif Doğan Türkmen ve Özcan Purçu’nun hazırladığı Mülteci Raporu, Dünya Mülteciler Günü dolayısıyla bugün CHP Genel Merkezi’ndeki basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşıldı. Raporun, “Sınırlar arasında İnsanlık Dramından İnsanlık Sınavına” ismi ile kitap olarak basılacağı belirtildi.
Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba hazırladıkları rapora ilişkin yaptığı açıklamada, amaçlarının Türkiye’deki mültecilerin sorunlarını tespit etmek ve bu sorunlara sosyal demokrat bir pencereden insan haklarına uygun çözümler üretmek olduğunu belirtti.
“Avrupa 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük göç dalgası ile karşı karşıya”
Ağbaba, kitabı hazırlarken, onlarca ilde, yüzlerce görüşme gerçekleştirdiklerini ifade ederek, STK’larla bir araya geldiklerini,
mülteci çalıştaylarına katıldıklarını, uzman akademisyenlerle toplantılar yaptıklarını dile getirdi.
Avrupa’nın 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük göç dalgası ile karşı karşıya olduğunu kaydeden Ağbaba, “Birleşmiş Milletler’in son verilerine göre dünyada toplam
mülteci nüfusu 65 milyondur. Son bir yılda 5 milyon insan
mülteci olmuştur. Türkiye bu göç rotasının en önemli limanı olarak, 3 milyon insan ile dünyada en çok mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumundadır.
Bu göçün en önemli kaynağı konumunda olan Suriye’de 6. yılına girilen iç savaş sonucunda yaklaşık 400 bin insan hayatını kaybetti, 11 milyon yer değiştirdi ve yaklaşık 5 milyon insan ülkeyi terk etti” diye konuştu.
“AKP’nin öngörüsüz Suriye politikası mülteci krizini derinleştirdi”
Mülteci krizinin bu kadar derinleşmesinin altında, AKP’nin izlediği yanlış ve öngörüsüz Suriye politikasının yattığını vurgulayan Ağbaba, şunları söyledi: “AKP’nin stratejik derinlik dediği dış politikası, dünyanın dört bir yanında olduğu gibi Suriye’de de bataklığa saplanmıştır. AKP hükümeti mezhepçi bir anlayışla, “3 saatte Şam’a varırız” gibi hülyalarla Suriye’deki savaşı kışkırtarak, dış politikayı ve uluslararası dengeleri okuyamadığını göstermiş, milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine bir anlamda destek vermiştir. AKP 3 saatte Şam’a varamamıştır. Ancak, bugün ülkemizde yaşam alanlarını kaybederek ülkelerinden kaçan 3 milyon Suriyeli kardeşimiz yaşamaktadır.
AKP’nin vizyonsuz ve hayal alemindeki dış politikası, Suriye’de yönetim değişikliğinin kısa sürede gerçekleşeceğini düşünerek, buraya gelen sığınmacıların ülkelerine geri döneceğini hesap etmiş ama evdeki hesap çarşıya uymamıştır. Suriye’de yönetim değişikliği olmadığı gibi, ülke 6. yılına giren bir iç savaşa sürüklenmiştir. Başta, 100 bin
mülteci için “kırmızı çizgimiz” diyen AKP, şu anda Türkiye’deki 3 milyon Suriyeli
mülteci için çözüm aramaktadır.”
“AB -Türkiye anlaşmasını ‘Devletlerarası insan ticareti’ olarak görüyoruz”
Türkiye’deki sığınmacıların çok yoğun insan hakkı ihlallerine maruz kaldığına dikkat çeken Veli Ağbaba “AKP’nin siyasi emelleri için adeta birer pazarlık unsuru olarak kullanılmaktalar. Karanlık ortaçağ zihniyeti ile köle alıp satar gibi gerçekleştirilen Avrupa Birliği-Türkiye anlaşması da bu kapsamdadır. AKP ile AB, insan onurunu ayaklar altına alan bir pazarlık yapmış, temel bir insan hakkı olan göç hakkını, daha iyi bir yaşama ulaşma hakkını el ele gasp etmiştir. CHP olarak bu anlaşmayı “Devletlerarası insan ticareti” olarak gördüğümüzün bir kez daha altını çizmek istiyoruz” dedi.
Göç edenlerin yüzde 60 ila yüzde 70’inin ülkelerine geri dönmediğinin verilerle ortaya konduğunu belirten Ağbaba, “150-450 bin arası çocuğun Türkiye’de doğduğu tahmin ediliyor. Bu çocukların ilk gözlerini açtığı, ilk anılarının, ilk adımlarının burada olduğu düşünüldüğünde, bu hayatlar artık burada kurulacak. Bu durumu kabullenmek ve buna yönelik politikalar oluşturmanın vakti gelmiş, hatta geçmektedir. Geç kalacağımız her bir gün, toplumsal çatışma risklerini artırmaktadır” şeklinde konuştu.
“Gerçekler halı altına süpürülemeyecek kadar acı verici, göz ardı edilemeyecek kadar büyük”
Ağbaba, Suriyeli sığınmacıların yaklaşık yüzde 10’unun kamplarda barındığını, geri kalanının Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde yaşam savaşı verdiğinin altını çizerek şunları söyledi:
“Ancak kamplarda daha güvende olması gereken insanlar, en son Nizip Mülteci Kampı’nda gördüğümüz üzere aslında güvende değiller. Kamplarda ve dışarıda bazı çocuklar tecavüze uğramakta, bazıları da tecavüze uğramaması düşüncesiyle küçük yaşta evlendirilmekte, 12-13 yaşında kızlar ikinci eş olarak satılmakta, fuhuşa zorlanmakta ve gelecekleri çalınmaktadır. Bu kahredici gerçekler halı altına süpürülemeyecek kadar acı verici ve göz ardı edilemeyecek kadar büyüktür.
Yoksulluk sığınmacıların en temel sorunlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Çalışma imkanı bulabilenlerin neredeyse tamamı güvencesiz bir şekilde ve kölelik düzenine yakın şartlarda çalışmaktalar. Yaklaşık 400 bin Suriyeli çocuk çalıştırıldığı ve ekonomik olarak bu yükü karşılayamadığı için okula gidemiyor. Bu çocukları bir an önce eğitime kazandırmaz isek çok büyük boyutlarda bir “kayıp nesil” tehlikesi ile karşı karşıya kalacağız. Katlanarak büyüyecek bir suça sürüklenme dalgasını engellemek için son virajda olduğumuzu belirtmek istiyoruz."
CHP’nin hazırladığı raporda mültecilerin sorunlarının çözümüne ilişkin öneriler şöyle:
- Sığınmacı ve mülteciler konusu, dini referanslar ve geçici çözümler ekseninde değil; hak temelli ve kalıcı çözümleri arayan bir anlayışla ele alınmalıdır. Mültecilere yapılan yardımlar bir lütuf gibi sunulmamalıdır. Yardımlar devletin sosyal yardımları kapsamına dâhil edilmeli ve hak temelli olmalıdır.
-Mültecilerin yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik politikalar geliştirmek yerine insanlık onuru üzerinden pazarlık yapan, mültecileri kullanarak iktidar alanını genişletmeye çalışan ve ülkemizdeki mülteci nüfusunu iç ve dış politikada bir tehdit ve şantaj aracı olarak kullanan AKP iktidarının politikaları kabul edilemez ve değiştirilmelidir.
- İlk aşamada misafir olarak kabul edilen ama daha sonra geçici koruma statüsü verilen Suriyeli mültecilerin büyük bir kısmının ülkemizde kalıcı oldukları kabul edilmelidir.
-Türkiye, 1951 Cenevre Sözleşmesine koyduğu coğrafi çekinceyi derhal kaldırmalıdır. Ülkemizde aslında
mülteci olarak bulunan ancak bu çekince nedeniyle
mülteci sayılmayan insanlara hakları teslim edilmelidir.
-Mültecilerin toplumsal yaşama katılımlarını makro politikalarla düzenleyecek ve entegrasyonu sağlayacak bir Göç ve Uyum Bakanlığı kurulmalıdır.
-Ülkelerine geri dönmek isteyen insanlara yardımcı olunmalı, gerekli destekler verilmelidir. Uluslararası anlaşmalarla da hüküm altına alınan “göç etme hakkı” çerçevesinde geri dönmek istemeyen insanlar için Avrupa ile hakkaniyetli bir yük paylaşımı yapılmalıdır.
-Mülteci krizinin çözümünde en önemli ayaklardan biri de Ortadoğudaki savaşların bir an önce sona erdirilmesidir. Terör örgütleri ile mücadele etkin, kararlı ve hızlı bir şekilde yapılmalıdır.
-Mülteciler kayıt yaptırmanın avantajları konusunda bilinçlendirilmelidir.
- Türkiye açık kapı politikası uyguluyor gibi görünse de sınırdaki görevlilerin muamelelerinden kaynaklı sorunlar yaşanmaktadır. Sınırlarda hak ihlalleri ve zaman zaman ölümlü vakalara neden olan uygulamalara son verilmelidir.
- Mültecilerin toplumsal yaşama katılımları ve kamusal hizmetlere düzenli erişimleri için belediyeler çalışma yapmaya teşvik edilmelidir. Bunun için öncelikle, Belediye Kanunu’nda gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
- Geri Gönderme Merkezleri ve sığınmacı kampları, şeffaflık ilkesi doğrultusunda sivil toplum kuruluşlarının ve siyasi parti yetkililerinin ziyaret ve denetimine açık tutulmalı, bu merkezlerin işleyişinde sivil denetim mekanizmaları kurulmalıdır.
-Ülkemizdeki sığınmacı ve mültecileri hedef alan ve yabancı düşmanlığına yaslanan ırkçı, ayrımcı ve dışlayıcı söylem ve uygulamalara tolerans gösterilmemelidir.
-Göçün ulusal, bölgesel ve yerel düzeylerdeki kalkınma süreçlerine katkısı topluma anlatılmalıdır.
-Sığınmacı ve mültecilerle ilgili sosyal yardımlaşma ve dayanışma fonları şeffaf, kolay izlenebilir ve hesap verilebilir olmalıdır.
- Güvenlik kuvvetleri yabancı düşmanlığı konusunda eğitilmeli, terörizm ve sığınmacı göçünün birbirinden farklı olgular oldukları konusunda bilinçlendirilmelidirler. Bu konuda etkin ve sivil bir denetime tabi olmalıdırlar.”
***
Ağbaba, raporu isteyen herkese ulaştırmakla birlikte, kitabın satışından elde edilecek gelirin
mülteci çocukların eğitimi için harcanacağını söyledi.
Vişne Haber Ajansı
ETİKETLER : türkiye gerçeği, vişne haber ajans, vişne ajans, istanbul gerçeği, türkiye haberleri, son dakika haberler, istanbul haberleri, sondakika, CHP’den Mülteci Raporu, chp, mülteci, rapor, Sınırlar arasında İnsanlık Dramından İnsanlık Sınavına