loading
close
SON DAKİKALAR

Deniz Baykal: Bu anayasa değişikliği milletin üstünlüğünü ortadan kaldıracaktır

Deniz Baykal: Bu anayasa değişikliği milletin üstünlüğünü ortadan kaldıracaktır
Tarih: 09.01.2017 - 15:12
Kategori: Gündem

Anayasa değişikliği teklifi Meclis Genel Kurulu'na geldi. Anayasa görüşmeleri için partiler adına konuşmalar başladı. CHP adına Antalya Milletvekili Deniz Baykal konuşuyor.

Anayasa değişikliği teklifi Meclis Genel Kurulu'na geldi. Anayasa görüşmeleri için partiler adına konuşmalar başladı. CHP adına Antalya Milletvekili Deniz Baykal konuşuyor.

Deniz Baykal'ın açıklamalarında satır başları şöyle:

-80 milyonun kaderiyle ilgili bu vahim tasarı hakkında halkımız bilgilendirilmemiştir. Toplumun hiçbir kesimiyle müzakere edilmedi. Baroların, üniversitelerin, esnaf kuruluşlarının milletin haberi yoktur.

-Daha önce, iktidar, çözüm süreci diye PKK ile anlaşmanın halka izah edilip kabul edilmesi için çırpınıyordu. Akil adamları seferber etmişti. Söyler misiniz anayasa değişikliğini millete anlatmak için en ufak çaba sergiliyor musunuz? Bizim anlatmamıza niye izin vermiyorsunuz? Meclis TV kapatılmış, böylesine önemli bir konu konuşulurken milletin haber alma hakkında müdahale anlamına gelmez mi? Meclis Tv'nin kapatılmasının izahı var mıdır? Bu milletin haber hakkına müdahale anlamına gelmez mi? Bu telaş niye? Milletvekillerini boş kağıda imzalattırıp anayasayı değiştiremezsiniz, bu işler böyle olmaz. Oldurmaya çalışıyorsanız bu işte bir çapanoğlu var demektir.

-Birileri uzatmayın diye yapıyorsanız demeniz gereken 'size saygı duyarız ama millete ve Meclis'e daha fazla saygı duyarız. Milletin talimatla oyun çevirmek kimseye yakışmaz. 

-Bu tasarıyı OHAL altında konuşuyoruz. Anayasaya aykırı biçimde kapsamı dışında OHAL sürdürülüyor. KHK’larla yargı yetkileri ne zaman ve nasıl denetim altına alınacağı belirsiz. 163 general tutuklu, 150 yüksek yargıç tutuklu. 2 bin 194 hâkim ve savcı tutuklu 6296 subay tutuklu, 50 bin kamu personeli soruşturuluyor. 230 şirkete kayyum atandı. Her yeni KHK ile yüzlerce kişinin işine son veriliyor. 

- Milletin haberi yok, OHAL altında anayasa değiştiriyoruz

-12 Eylül'den bu yana ilk kez uzlaşma olmadan anayasa değiştirilmeye çalışılıyor.

Bu anayasa değişikliği milletin üstünlüğünü ortadan kaldıracaktır.




-Ekonomi alarm veriyor. Suikast timleri onlara kol kanat geren mülteci hemşehri kolonileri ile birlikte kentlerimizde yuvalanmış. Güvenlik krizi sizi muhalefet liderlerine zırhlı araba teklif etme noktasına getirmiş. Bu ortamda, OHAL rejimi altında anayasa değişikliğini nasıl oluyor da aklınızdan geçiriyorsunuz? Millet can derdinde, birileri et derdinde. Millet ülkenin her yerinde acı ve matem içinde. Yasını tutmaya çalışan insanlara “Hadi koş bana oy ver” diyeceksiniz. OHAL ortamında ayıplı mal satmaya çalışan tüccara benziyor.

-OHAL altında anayasayı görüşmeye başladık bile. Başbakanın saygınlığına ağır bir darbe vurmuştur bu. Hükümetin de ötesinden kaynaklanan bu acelecilik ve dayatmanın OHAL filan dinlemem diyen o anlayışın altında yatan halkın bilgilenmesinden duyulan telaş ve korkudur. Basın baskı altında. 147 gazeteci tutuklu. Televizyonlar sindirilmiş, dışarıda OHAL Meclis’te sıkıyönetim.

-Milletin haberi yok, OHAL altında anayasa değiştiriyoruz ve ilk kez Türkiye’de uzlaşma olmadan hayata geçirilmek isteniyor. 18’inci anayasa değişikliği paketini görüşüyoruz. 17’si de uzlaşma ile geçmiştir. 17’si de mutabakata geçmiştir. Ama şimdi ilk kez milleti ikiye bölecek bir temelli anayasa zorlamasına davetiye çıkarıyorlar. Bugün her zamankinden çok daha fazla uzlaşmaya ihtiyacımız var. Dış kaynaklı komplolar, öte yanda iktidarın izlediği yanlış iç ve dış politikaların oluşturduğu bir tehdit ortamıyla karşı karışıyayız. Bu ortamda yeni bir rejim değişikliğini tahrik etmenin, Türkiye’yi kamplaştıracak değişikliği akıl ve sağduyu ile açıklamak mümkün olabilir mi?

Bu anayasanın temellerini egemenlik anlayışını ana kurumların konumunu ve ilişkilerini olmadığı kadar allak bullak edecek bir proje. Türkiye’de anayasanın temelinde milli egemenlik anlayışı ve Meclis’in üstünlüğü var. Bu tasarı milli egemenliği tahrip edecek. Meclis’in üstünlüğü ortadan kaldıracak. Eşit bile olmayacak. Milli egemenlik ortadan kaldırılacak. Meclis olarak çalışıyoruz burada, buranın arkasında millet var. Milli irade var. Her siyasi görüşten parti varız, her kimlikten her inançtan, her mezhepten insanlarız. Türkiye’de böyle. Onun için bütün organların üzerinde olmak durumunda. İlk kez bir seçim yapacağız, yüzde 51 ile bir cumhurbaşkanı seçeceğiz, seçeceğimiz cumhurbaşkanı bu milleti temsil eden organı elinden alacak. Bunun bir benzeri var mı?

-Ne bu telaş? Bir işi bağlama gayreti var, bir fırsat çıktı, derhal bitirelim var. Getirilen cumhurbaşkanı sadece bildiğimiz cumhurbaşkanı olmayacak. Hiçbir demokratik ülkede olmayan iktidar partisinin genel başkanı olacak. Herkesin pek üzerinde durmadığı en temel yanlış, cumhurbaşkanının Meclis’teki iktidar partisinin aynı zamanda genel başkanı olması. Cumhurbaşkanı, tüm Türkiye’nin temsilcisi olması gereken kişi grup toplantısına katılacak, MYK toplantısına katılacak. O partinin çıkarlarını savunacak, takip edecek. Cumhurbaşkanı AKP genel başkanı olacak, AKP genel başkanı da yargıyı belirleyecek. AYM’yi belirleyecek, HSYK’yı belirleyecek. Sağduyumuzu mu kaybettik? Bir siyasi parti genel başkanına AYM üyelerini belirleme hakkı verilebilir mi?

Bu hiçbir şekilde kabul edilebilir değil. Kimi aldatıyoruz? Parti genel başkanı tarafsız olarak yemin edecek. Aynı kişi Cumhurbaşkanı köşkünde tarafsız olacak, parti genel merkezinde AKP’li olacak, başbakanlıkta başbakanlık yapacak. Bu parti devletini oluşturmak demek. Siyaseti devletin temeline sokmak demek. 

Türkiye ilk başkanlarının, valililerin ilk başkanı olduğu 1930’larda bugün geldiğimiz noktaya geldik. Bu sürecin en kritik aşamasında 1947 12 Temmuz bildirisi vardır. İsmet İnönü Cumhurbaşkanı konumundayken partiler üstü bir Cumhurbaşkanı olmaya gayret göstermiştir. Adil davranmaya çalışmıştır, bu hukuki durum değişmiştir. İnönü’nün çabasıyla. Şimdi biz tarafsız diye tarif edilen Cumhurbaşkanını parti genel başkanı yapmaya çalışıyoruz. Nereye gidiyorsunuz arkadaşlar? Cumhurbaşkanı Meclis’i fesih yetkisine sahip. Esad sahip değildir. Biz, hiç gerekçe bile göstermeden feshedeceğiz. Kim kimi feshediyor? Yüzde 51, yüzde 100’ü feshediyor. TBMM, kendini normal bir siyasi irade sergileyerek pes etmek durumunda değil. İlla 360’ı alacak. Cumhurbaşkanı AYM’nin 15 üyesini cumhurbaşkanı şapkasıyla atayacak, 3 tanesi de iktidarın genel başkanı sıfatıyla buradaki oylamalarla belirleyecek.

-AYM’yi ne hale getiriyoruz? HSYK’yı aynı şekilde Adalet Bakanı doğrudan atıyor, beş üyeyi yine kendisi atıyor. Geriye kalan azınlığı da Meclis seçiyor. Nasıl seçiyor? İktidar partisinin başkanlığı konumuna gelmiş Cumhurbaşkanın talimatlarıyla seçiyor. Yardımcıların milletvekili olması zorunlu değil.

Güven oyu yok. Cumhurbaşkanı kimseden güven oyu almadan kabine kuracak. Kabine yüzde 50 ile başkanın iradesiyle oluşacak. Yüzde 50 ile oluşan irade, yüzde 100 ile oluşan Meclis’i feshedebilecek. OHAL KHK’sı çıkarma yetkisine sahip. OHAL ilan etme hakkına sahip.

-En küçük bir tereddütünüz olmasın. AYM’nin kararı var. OHAL KHK’sıyla ilgili anayasaya aykırılık iddialarını ben dinlemem diyor. OHAL’i kimseye bilgi vermeden, yetki almadan, tek başına ilan eden kişi o KHK’yı da yürülüğe koyar."

Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları