loading
Yükleniyor
close
SON DAKİKALAR

Makro siyasi politikalar ya da bazı bakanlar bakmıyor

Çiğdem Toker
Tarih: 21.08.2026
Kaynak: Çiğdem Toker - T24

Çiğdem Toker; Bu sistemde bakanlar, sadece müsaade edilen sahalarda, müsaade edilen zamanlarda, müsaade edilen kanallardan mesaj verebiliyor.

Ana akım gündem çerçeve yasa ile onun, siyaseti yeniden tasarlayan yeni güzergahına odaklanmışken, Ankara’nın göbeğinde haftalardır iki eylem:

Fasılalarla da olsa kararlılıkla sürüyor.

Bir yanda gaziler.

Diğer yanda maden işçileri.

Güvenlik güçlerinin engellemelerine, durdurulmalarına, abluka altına alınarak fiziken zorlanmalarına rağmen ısrarla devam ediliyor bu eylemlere.

İster gücü haklılıktan almak deyin, ister bıçağın kemiği delip geçmesi, isterseniz ikisi birden.

Kızgın temmuz ağustos sıcağı altında, temel ihtiyaçların yoksunluğu içinde durmaksızın hareket halindeler.

Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Doruk Madencilik ile Elazığ Eti Gümüş madenlerinde çalışan madencileri nisan ayından bu yana eylemde. Beypazarı'ndan yola çıkmalarının üzerinden 130 gün geçti.

Sözler verildi, üç bakanlık (Enerji Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı) tuhaf biçimde “garantör” oldu. Tuhaf çünkü işçilerin hakkını ödemeyen şirkete bakanlıkların uygulayacağı işlemler ve yaptırımlar gayet açıkken, kendilerini neredeyse eşit konuma taşıdılar.

Verilen sözün kapsadığı tutarların tamamı değil, küçük bir bölümü ödendi. Bu ise sözün tutulmaması demekti. Ağustos ayında eylemlere tekrar başlandı. 10 Ağustos’ta yeniden başlayan eylem 12. gününde.

Tok açın halinden…

Geçen hafta önüne gittikleri Yıldızlar SSS Holding’in patronu Sebahattin Yıldız çıktı, TMSF’den aldıktan sonra kredi sorunu yaşandığını, gayrimenkul sattıklarını onun da çabuk sonuçlanan bir işlem olmadığını söyledi. Bu haftayı kastederek “Önümüzdeki hafta kimsenin alacağı kalmayacak” dedi.

Bakanların kendisine ne kadar davrandığını uzun uzun işçilere anlatan Yıldız, “Tok açın halinden anlamaz” sözünün cisimleşmiş hali gibiydi.

Açlık grevindeki işçilere Ankara’da bilinen bir kebapçının adını söyleyerek, orada yemek yemelerini söyleyebildi.

İşçiler dün yine Enerji Bakanlığı’nın önünde sarı baretlerini yere vurarak haklarını istedi. Aileleri ise Beypazarı’nda.

Hak arayan maden işçilerine öncülük eden Bağımsız Maden İş Sendikası’ndan iki isim Gökay Çakır ve Başaran Aksu sık sık gözaltına alınıp bırakılıyor. Bakanlıkların verdiği sözleri, görüşmeleri, taahhütleri yılmadan hatırlatıyorlar. Aslında söyledikleri anlam olarak şu:

Bakanlar bakmaları gereken işlere bakmıyor.

Er gaziler ne istiyor?

Er gaziler ile şehit yakınlarının, eşit özlük hakkı talebiyle yaptığı eylem ise TBMM’ye birkaç yüz metre mesafedeki Güvenpark’ta başladı.

Talep net: Özlük haklarında rütbe ayrımı yapılmaması. Er Şehit Aileleri ve Er Gaziler Platformu Sözcüsü Erdem Çerçioğlu’nun anlatımıyla:

“Biz burada adalet istiyoruz, eşitlik istiyoruz, hakkımız olanı istiyoruz. Olmayan hiçbir şeyi talep etmiyoruz.”

Biri kısa dönem diğeri astsubay olarak görev yapan iki kardeşin şehit olması halinde ortaya çıkan büyük fark Meclis gündemine taşındı.

Karabük Milletvekili Cevdet Akay verilerle açıkladı. Sayıları 3 bin 500 civarında olan malul gazilerin büyük bölümünü en düşük aylığı alan, beşinci ve altıncı derecedeki er gaziler oluşturuyor.

Beşinci derecede er malul gazi 42 bin TL, uzman çavuş 118 bin, polis 123 bin astsubay 130 bin, subay ise 170 bin TL alıyor. Başka bir deyişle gazi bir subayın aylığı, beşinci derecede er gazinin aylığının 4 katından fazla.

Er gazilerin Güvenpark’taki oturma eylemi 38 gününde, şafak vakti dağıtıldı. Otobüslere doldurulup, Gazi Uyum Merkezi’ne götürülen gaziler, eylemlerini Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı önünde sürdürme kararı almıştı.

Er Şehit Aileleri ve Er Gaziler Platformu Sözcüsü Erdem Çerçioğlu

Bir bakan yardımcısıyla görüşen Dernek Başkanı Çerçioğlu, "Yukarıda Bakan Yardımcımızla görüştük ancak şehit ve gazi birimine bakan Bakan Yardımcımız yokmuş. Konunun muhatabı değildi ama biz yine de kendisine derdimizi anlattık. O da Bakan Hanım’a ileteceğini söyledi. Sayın Bakan artık ne yapar ne eder bilmiyoruz” dedi.

Peki Bakan Hanım, bu konuya çözüm sağlayacak bir yaklaşımla bakacak mı daha doğrusu bakabilecek mi?

Bu sorunun yanıtı sistemde saklı. Daha doğrusu saklı falan değil, gayet ortada. O da bu sistemde bakanların, sadece müsaade edilen sahalarda, müsaade edilen zamanlarda, müsaade edilen kanallardan mesaj verebildiği. Onun için belki de MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin zamanlama gözeterek önerdiği anlaşılan yeni sistem değişikliği içinde “bakan” pozisyonunun başka bir isimle değiştirilmesi de olmalı.

Hem böylesi, yoksulluktan yoksulluk beğenirken haysiyetle hak arayan madencilerin alacakları; gazilerin rütbe ayrımı olmaksızın özlük talepleri gibi mikro işlere gönül indirmeyen iktidarın, makro siyasi politikalarına daha uygun düşer.

Bakanlar, kanunla çizilmiş alanlarına bakmıyorsa onlara neden bakan deniliyor ki?

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları