loading
close
SON DAKİKALAR

Haluk Koç, gündemi değerlendirdi

Haluk Koç, gündemi değerlendirdi
Tarih: 06.12.2012 - 13:29
Kategori: Siyaset

CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç, A Haber’in canlı yayınında Murat Akgün’ün sorularını yanıtladı...

CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç dokunulmazlıklardan, Patriotlara, kılık kıyafet uygulamasından, Başbakan’ın Muhteşem Yüzyıl ihbarına kadar güncel her konuda Murat Akgün’ün sorularını yanıtladı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç’un  A Haber’in canlı yayınında Murat Akgün’ün sorularına verdiği yanıtlar şöyle ;

Murat AKGÜN- Günaydın efendim. Biraz evvelde anons ettiğimiz gibi konuğumuz Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Sayın Haluk Koç. Kendisiyle Ankara’da korkunç bir hızla değişen ve genişleyen gündemin önemli maddelerini değerlendireceğiz. Haluk bey hoş geldiniz yayınımıza.


Haluk KOÇ- Hoş bulduk Murat bey iyi yayınlar.


Murat AKGÜN- Efendim hemen Sayın Genel Başkan Kılıçdaroğlu’na bir davet haberiyle başlamak istiyorum. Kendisinin Irak’a Irak Başbakanı Maliki tarafından davet edildiğine dair haberler var. Doğru mudur, doğruysa bu seyahatin kapsamı ve zamanlaması ne zaman olacak efendim?


Haluk KOÇ- Şimdi şu şekilde ifade edeyim. Bugün basında yer alan bazı haberler var bu konuda. Evet Cumhuriyet Halk Partisi geçen ay sonunda İstanbul’da geniş bir Balkan Konferansı düzenlemişti. Bu Balkan Konferansına katılanlardan bir tanesi de Irak parlamentosu Dışişleri ve Savunma Komisyonu Başkanı Hamudi’ydi. Burada Sayın Faruk Loğoğlu aracılığıyla Sayın Genel Başkanımıza bir Bağdat ziyareti teklifi yapıldı. Bu bir teklif boyutundadır. Henüz tarihi konusunda veya yanıtı konusunda bir belirleme yapılmadı Cumhuriyet Halk Partisinde. Yani bu eksende gelişti haber. Bunu ifade etmek istiyorum.


Murat AKGÜN- Eğer gidilecek olursa Kuzey Irak ayağı olacak mı?


Haluk KOÇ- Onu bilemiyorum. Çünkü ne Merkez Yönetim Kurulunda detaylı bir tartışması oldu. Sadece bu şekilde bir davet vakidir. Bu daha sonrasında gerçekleşecek olursa sizin de dediğiniz gibi kapsamı ona göre değerlendirilir.
Murat AKGÜN- Sayın Genel Başkan en azından prensipte olumlu bakıyor mu gitmeye?


Haluk KOÇ- Sayın Genel Başkanla bu konuyu konuşmadık ama böyle bir davetin yapılmış olması önemlidir. Çünkü hassas günlerden geçiyoruz. Çok farklı bir Ortadoğu coğrafyası ve Ortadoğu siyaseti iç içe geçmiş durumda. Böyle bir süreçte Cumhuriyet Halk Partisinin dış ilişkilerini hem Ortadoğu ülkeleriyle, hem Balkan ülkeleriyle ki çoğuyla sorunlar yaşadığımız bir dönemde sürdürmesinin, diyaloğun açık olmasının önemi ortadadır. Yani Cumhuriyet Halk Partisi iç siyasette olduğu gibi dış siyasette de üzerine düşen denge, itibar korunması, ne derseniz deyin bu şekildeki siyasi rollerini, görevlerini yerine getirecektir.


Murat AKGÜN- Mısır’a da davet sözkonusu mu?


Haluk KOÇ- Mısır Cumhurbaşkanı Mursi’nin Ankara ziyareti sırasında Sayın Genel Başkanımızla bir görüşmesi olmuştu. Daha doğrusu Sayın Genel Başkanımızı kabul etmişti. Orada da Mısır’a bir ziyareti Sayın Mursi teklif etmişti davet şeklinde. Bunu sözlü olarak olumlu karşıladığını ifade etti ama belirlenmiş bir tarih yok. Ama Ocak ayı veya Şubat ayı içerisinde gerçekleşebilir. Biliyorsunuz Mısır’da hızlı bir dönüşümün sürecinde, bir anayasa tartışmaları var. Kendi iç siyasetinin karmaşık olduğu günler. Herhalde durum daha sakin olduğu bir süreçte değerlendirilecektir umarım.


Murat AKGÜN- Efendim iç siyasete dönmek istiyorum. Gündemin en önemli maddelerinden biri hiç kuşkusuz dokunulmazlık tartışmaları. Bu konuda Salı günü itibariyle sert açıklamalar oldu. BDP’den gelen açıklamada eğer Kürtler meclisten çıkarılırsa dokunulmazları kaldırılacak olursa bir daha geri dönmeyebilirler dendi. Böyle bir olasılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir de Sayın Başbakanla Cumhurbaşkanının karşılıklı açıklamaları oldu. Gerçi Sayın Cumhurbaşkanı sonradan yanlış anlaşıldığını ifade etti ama birinde 94’lere dönmeyelim, çıkmaz sokaklara itilmeyelim derken diğer taraftan biz 2012’lerdeyiz dendi. Ne dersiniz bu iki aşamalı soruya?


Haluk KOÇ- Tabi Sayın Cumhurbaşkanının ifadelerine bir yorum getirmek istemiyorum ama zaman zaman Başbakanla farklı frekansta olduğunu ima eden mahcup açıklamaları oluyor. Daha sonrasında bir takım rötuşlarla yine bir farklılık yokmuş intiba verdirttiriliyor. Bunu hepimiz izliyoruz ve herhalde bu siyasetin 2013, 2014’te nasıl şekilleneceğine dönük beklentiler çerçevesinde yapılan açıklamalar. O boyuta girmiyorum. Herkes izliyor, değerlendiriyor.


Dokunulmazlıklarla ilgili tartışma şantajla, tehditle siyasetin bir yere varamayacağını hep defaten ifade ettik Murat bey.


Murat AKGÜN- Şantaj derken BDP’nin açıklarını mı kast ediyorsunuz?


Haluk KOÇ- Tabi BDP tek başına bir siyasi yapı olarak karşımıza çıksa, arkasında herhangi bir başka illegal uzantı olmasa çok daha farklı değerlendirilecektir. Ama ne yazık ki terörün, silahın rehin aldığı, şantaja tabi tuttuğu bir siyaset ortamı var Türkiye’de. Bunu kast etmek istedim. Dokunulmazlıklarla ilgilide tavrımız çok net. Bunu Sayın Genel Başkanımızda açıkladı, ben Parti Sözcüsü olarak da açıkladım, değişik arkadaşlarımızda açıkladılar. Başından itibaren, 2002’den itibaren parlamentoya Cumhuriyet Halk Partisinin yeniden girmesinden itibaren savunduğumuz bir çizgi var. Sadece kürsü dokunulmazlığı. Yani kürsüde söylediklerimizden sorumsuz olalım, onun dışında tutuklanma değil ama hakkında bir fezleke düzenlenen bir milletvekili var ise yargılanabilsin, soruşturulabilsin. Tutuklanmadan bu süreci yaşayabilsin. Daha sonra bir hüküm gerçekleşirse de onun çerçevesinde gereği yapılsın. Söylediğimiz bu kadar açık ve nettir.


Sayın Başbakanın burada tabi çok büyük çelişkileri var. 2002’de bir televizyon programında o meşhur seçimlerden önce, Kasım seçimlerinden önce çok açık bir beyanı var. Daha öncesinde Maraş’ta, Kayseri’de yaptığı meydan konuşmalarında AKP’nin programına bakın, biz dokunulmazlıkların kürsüyle sınırlanmasını istiyoruz. Zaten açık beyanları var. Daha sonra iktidar olduktan sonra bunu bir yıl erteleyelim sözleri var. Daha sonrasında bir araştırma komisyonu kuruldu 2003 yılında, 2004’te raporu genel kurulda görüşüldü. Dünyada acaba bu iş nasıl oluyor diye. AB ilerleme raporları, Avrupa Konseyinin Türkiye denetim raporlarında bu parlamenter dokunulmazlığının çok geniş kapsamda ele alındığı vurgusu hep yapıldı. Bütün bunlarda şimdi gelinen süreçte bizim itirazımız şu; bakın bir defa şunu açıklıkla söyleyeyim. Hiçbir Cumhuriyet Halk Partili ya da Türkiye’deki hiçbir yurttaşımız eli silahlı bir terör örgütü elamanıyla bir milletvekilini planlı ya da plansız, programlı ya da programsız Türkiye’de herhangi bir ortamda kucaklaşma görüntülerini tasvip etmesi mümkün değildir. Doğru da değildir. Kimsenin hakkı değil, haddi de değildir böyle bir onay.


Şimdi bunu gerekçe göstererek perde önünde iç kamuoyuna dönük bir gaz alma operasyonu şeklinde Başbakan bunu dile getiriyorsa tıpkı idam tartışmalarındaki gibi, biliyorsunuz o da gitti gündemden. Bir 10, 15 gün idam idam iple dolaştılar. Şimdi bu konuya geldi. Yani burada bir samimiyet gerekiyor. Evet onlar kucaklaşıyor. Peki Habur’da, Oslo’da olanların sorumluları ne olacak? Perde arkasında kucaklaşanlar ne olacak? Yani perde önünde farklı bir kimlik hep söylediğim olay benim. Perde arkasında farklı bir kimlik. Yani toplumun bunu da gözünden kaçırmaması gerekiyor. O zaman bu tartışmaları biz en geniş kapsamda alalım anayasa 83’ü çok net bir şekilde tarif edelim. Kürsü dokunulmazlığıyla sınırlayalım, diğer konularda herkes soruşturulabilsin, yargılanabilsin ama tutuklanmadan milletvekili yaparken de bu süreç işlesin. Sade yurttaş olalım. Yurttaşlarımızın istediği de bu.


Murat AKGÜN- Peki BDP’lilerle ilgili fezleke meclise geldiği zaman Cumhuriyet Halk Partisinin tutumu ne olacak? Yani oylamaya girebilir, girip çekimser kalabilir.


Haluk KOÇ- Kapsam tartışılıyor biz görüşümüzü ifade ettik, sınırlarımızı çizdik. En geniş kapsamda. Benimde bir fezlekem var. Fezlekem ama ne kalpazanlık, ne ihaleye fesat karıştırmak, ne rüşvet almak. Yani böyle bir suç değil. Sadece bulunduğum görev noktasında söylediklerimin Başbakanın aşırı duyarlı olduğu bir günde bunu hakaret olarak telakki etmesiyle açılan bir dava. Ve bunun manevi tazminat yani hukuk davasında beraat ettim. Ama birde ceza davası açıldı ve o fezleke geldi. Şimdi dosyası olan milletvekilleri arasında adınız çıkınca şimdi bunları da ayırmak gerekiyor biliyorsunuz. Birçok gazetemizde bugün suçların kapsamı da belirtilerek hangi milletvekilinin hangi suçtan fezlekesi olduğu ifade edilmiş. Bunu suç olarak da değerlendirmiyorum. Ben görevimi yaptım ve meclis çatısı altında yaptım. Yani kürsü dokunulmazlığı sorumsuzluğumla yaptım. Ki manevi tazminat davasını da kazandım. Yani reddedildi. Onun için ceza davasıyla ilgili bir süreç olmayacaktır.
Cumhuriyet Halk Partisinin tutumuna gelince…


Murat AKGÜN- Kapsamamı bağlı olacak?


Haluk KOÇ- Şimdi zaten o tartışmalar oluyor. Sayın Burhan Kuzu’nun da bir açıklaması var biliyorsunuz. Yani suçları kategorize ediyorlar. Yani kabak seçer gibi ya da pazardan domates seçer gibi fezleke dosyaları arasından bunu kaldıralım, bunu kaldırmayalım. Böyle bir şey olmaz. Tümünün bir seferde değerlendirilmesi gerekir. Yani artık bu sorunu aşmak zorunda Türkiye. Ve Başbakanın 2002’den beri söyledikleriyle örtüşen bir uygulama yapmak zorunda. Zannediliyor ki, söyledikleri unutuluyor. Bunları söylediğiniz zaman eksik olmayın birçok yerde ifade etme olanağı olmuyor ama bu çelişkileri ortaya koyduğumuzda daha önce ne söylenmiş, daha sonra ne yapılmış?
Murat AKGÜN- Peki BDP’lilere yönelik fezlekelerin oylaması partinizde sıkıntıya yol açar mı?


Haluk KOÇ- Hayır tahmin etmiyorum. Biliyorsunuz eğer böyle bir oylama olacak olursa grup kararı alınamıyor. Bu anayasa emridir. Sayın Arınç’ın açıklamalarını da meclis başkanlığı yapmış bir kişinin deneyimiyle pek bağdaştıramadım. Biliyorsunuz anayasanın bu amir hükmü ortada olduğu halde farklı bir yorumda bulunmuştu Sayın Arınç. Grup kararı alınamaz ve bu değerlendirme yapılır. Ama Cumhuriyet Halk Partisinin temel görüşü sadece kürsü dokunulmazlığı. Onun dışındaki her isnat soruşturulabilsin, isnat yapılan kişi eğer gerekirse yargılanabilsin. Ama tutukluluk hükmü olmadan. Milletvekili görevini yerine getirerek.


Murat AKGÜN- Sayın Koç, gündemdeki bir diğer önemli maddede tek tip kıyafet uygulaması. Bu konuda da çeşitli tartışmalar, yorumlar var. Hatta Güneydoğu Anadolu’da terör örgütünün çocukları peşmerge kıyafetleriyle okullara gönderilmeleri için baskı yaptığına dair gazetelerde iddialar çıktı. Bugünde Habertürk gazetesinde bir haber var. O da ideolojik şekilde giyinmeye müsaade edilmeyeceğine dair. Bir eğitim bakanlığı yetkilisine dayanarak. Ne dersiniz bu iki unsara?


Haluk KOÇ- Şimdi ideolojik kıyafet olarak tarif edilmek istenen ne? Yani bunun sınırları ne? Nedir? Yani dediğiniz gibi bir terörist kıyafetimi, militan kıyafetimi? Çok başka anlamlarda yüklenebilir biliyorsunuz. Yani burada Milli Eğitim Bakanlığı şimdi attığı adımın ne gibi sıkıntılara, komplikasyonlara yol açabileceğini hesap etmeden atılan bir adım olduğunu görüyor. Tartışmalar var. Başbakan bu işe yine yakın tarihimizden bir takım husumetler çıkartarak yaklaşıyor. Oysa burada da çok net ve açık bizim karşı çıkımız. Yani çocuklar arasında bir sosyal statü farkı, bir ekonomik farklılık yansıtmamak için gelişme çağındaki çocuklarda. Tek tip kıyafeti sadece bir tek Türkiye’de değildi. Bakın, İngiltere, Yeni Zelanda, Avusturalya, Brezilya, Arjantin, Amerika’daki resmi okulların %23’i resmi tek tip kıyafet uygulanıyor. İngiltere aynı şekilde. Bunun bir faşizan davranış şekliyle filan ilgisi yok.

 
Kaldı ki, bir riskinde altını çizmiştik. Bugünkü iktidarın kafasının arkasındaki, bunu söylediğimiz zaman bazen eleştiriler oluyor ama toplum yaşayıp gördükçe bu dediklerimizin de daha sonra mahcup bir kabullenişine bazı odaklar uyuyorlar. Şunu söylemek istiyorum. Tek tipi kaldırıyoruz, serbest kıyafet getiriyoruz ama daha sonrasında mahalle baskısıyla, çevre baskısıyla bu tabiri özür dileyerek kullanıyorum. Tüm öğretmenlerimizi kast etmiyorum ama mevcut yapıya uyum sağlayan, yandaş öğretmen baskısıyla başka bir tek tip kıyafet zorlamasıyla da karşı karşıya kalabilir çocuklarımız. Bu 4+4+4’le getirilen, eğitim birliğinin içini boşaltan, laik, çağdaş eğitim sistemini zedeleyen uygulamaların daha sonrasında bir devamı olabilir riskini de ifade ettik. Ama biz yaptık oldu mantığıyla gittiği için Türkiye’de birçok eylem, işlem, uygulama böyle bir karar alındı. Ve bunu eleştirenler hemen hain, kafasında statüko var, kafasında başka şeyler var, şunu takıyorlar, bunu takıyorlar. Ya kardeşim bir zengin, yoksul farkı gelişme çağındaki bir çocukta neler yaratacak? Hepimiz o dönemlerden geçtik. Yani kendini beğendirme çağında olan bir çocuğun bu şekildeki bir ekonomik farklılık noktasında bir arkadaşına özenme noktası birçok farklılık getirecektir, eziklikler getirecektir, problemler getirecektir, yoksul ailelere baskı getirecektir. Hatta ciddi intiharlara kadar gidebilecek sonuçlar çıkabilecektir. 


Murat AKGÜN- İnşallah o noktalara gelmez.


Haluk KOÇ- Olmaz tabi ki. Pedagoglar tartışıyor, bütün bu boyutlarının tartışılması lazım. Ben bir genelge çıkartıyorum, kimseyi dinlemem, kafamda bir hedef var ben bunu uygularım. Karşı çıkana da tarihten de örnek veririm, husumette çıkartırım, mahkumda ederim. Böyle bir mantık olmaz demokraside onu söylemeye çalışıyorum.
Murat AKGÜN- Sayın Koç, kamu baş denetçisi de gündemin bir diğer önemli tartışma maddesi. Dünkü yemin töreninde sizin partinin milletvekilleri sırtlarını döndüler. Sayın Nihat Ömeroğlu’da bir açıklama yapmış. Demokrasilerde olur böyle şeyler demiş. Sizin tepkinize yorumunu sayın baş denetçinin siz nasıl değerlendiriyorsunuz?


Haluk KOÇ- Son sözünden başlayım Sayın Ömeroğlu’nun evet demokrasilerde böyle şeyler olur doğru. Ama demokrasilerde olmayacak şeyi de söylemesi lazım. Nedir kamu denetçisi? Yabancı deyimiyle ombudsman nedir? Devlete karşı bireyin hak ve özgürlüklerini koruyan, onun hakkını aramasına yardımcı olan bir kurum ve kavramdır. Bakın, Avrupa Konseyinin Türkiye denetim sonrası izleme raporlarında 12 tane eksik husus bulunmuştur denetimden çıkması için Türkiye’nin. Bir tanesi bu kamu denetçiliği müessesesi idi. Şimdi bunun seçiminde başladı zaten yanlış. Bunun kanunu çıkartılır iken 3. turda salt çoğunlukla seçilme koşulu kondu. Birçok HSYK ve Anayasa Mahkemesi üyesinin seçildiği koşul gibi. Bunu biz o zamanda söyledik. Basit çoğunluk değil nitelikli çoğunluk olsun, yani 367 olsun. Basit çoğunluk olduğu zaman iktidar partisi veya bugün AKP, yarın kimde olursa o çoğunluk 276’yı bulan 3. turda kimseyle bir uzlaşma aramadan, kamu denetçisi kavramına oturabilecek, tanımına uyabilecek özellikteki insanlar olmadan kendisine yakın birini nasıl olsa kural bana 3. turda bunu 276 oyla seçme imkanı veriyor diyerek bir dayatmayla karşımıza gelecek.


Murat AKGÜN- Ama şimdi bu oldu. O zaman bundan sonra sayın baş denetçinin bütün tutumları, tavırları, açıklamaları sorun mu olacak?


Haluk KOÇ- O şekilde tabi. Algılama o şekilde. Sadece baş denetçi değil, denetçi yardımcıları da tamamen AKP kimlikli. İki tane eski AKP milletvekili var. Tarafsız olması gereken bir müessese ve oradaki kimliklerden bahsediyoruz. Eski Nevşehir milletvekili Sayın Elkatmış saygın bir insandır ona bir şey demiyorum. Ama bir siyasi aidiyeti vardır. Yine bir Afyon milletvekili. Bir AKP kadın kolları eski başkanı. Şimdi bütün bunlar yardımcı. Sayın Ömeroğlu’nun 301’le ilgili Hrant Dink davasındaki tutumu belli. Daha önce Sayın Başbakana yakınlığı belli. Biliyorsunuz oğlunun nikah şahitliği. Yani bütün bunlar bile bu bağımsız olması gereken devlete karşı bireyin hak ve özgürlüklerini koruyacak ombudsman, kamu denetçisi tanımına uyan nitelikler değil. Bunu ifade ediyoruz. Bunu ifade ediyoruz ama maalesef getirilen yapı basit çoğunlukla bu kişinin seçilmesi. Şimdi demokrasilerde olur böyle şeyler. Evet olur ama demokraside olmayacak şeyi de söylemesi lazım Sayın Ömeroğlu’nun. O zaman bu nitelikleri taşımıyorsa ki, bir hukuk insanı kendisi. O zaman kendisinin en uygar davranışı göstermesi gerekir, istifa etmesi gerekir. Siz beni yanlış kişi olarak seçiyorsunuz demesi gerekir. Yani burada tam bağımsız olamayacağım açık, yardımcılarımın kimlikleri açık. O zaman ben size yol gösteriyorum dese inanın çok daha onurlu bir davranış yapmış olur. Daha önceki Yargıtay’daki tutumu, Sayın Başbakana olan yakınlığı, bütün o süreçte tartışılan noktalarda da bence temize çıkar.


Murat AKGÜN- Sayın Koç bir soru daha. Muhteşem Yüzyıl dizisi üzerinden yoğun tartışmalar var. Son olarak AKP’li bir milletvekili RTÜK yasasında bir değişiklik için yasa teklifi hazırladığı basına yansıdı. Bu takdirde tarihi kişilikler olduklarından farklı gösterilemeyecekler ve aşağılanmaları mümkün olmayacak. Böyle bir yasa tasarısı gündeme gelirse sonumuz ne olacak?


Haluk KOÇ- Şimdi bakın, demokrasilerde böyle bir şey yok. Yani demokrasiler toplumların ne giyeceğine, ne içeceğine, ne seyredip neyi seyretmeyeceğine, nasıl yaşayacağına karar veren düzenler değildir. Bir kamu düzeni kurar ve bununda üstünde bir hukuk devleti algısı bağımsız yargı düzeniyle oluşturulur ve bu şekilde toplum demokrasiyle iç içe gider. Şimdi siz bu tartışmalara geri dönmek istemiyorum ama Sayın milletvekilinin kendisi vermedi bu teklifi büyük bir ihtimalle. Çünkü AKP döneminde verilen bütün yasa teklifleri, yani milletvekillerinin imzasıyla verilen teklifler yukarıda hükümet tasarısı olarak tasarlanmayan ama onların önerisiyle getirilen tekliflerdir.


Yani şimdi burada siz sanat eleştirmeni misiniz, dramatolog musunuz, tarihçi misiniz ya da senarist misiniz, ya da yapımcı mısınız, prodüktör müsünüz? Bütün kavramları saymayalım. Yani neresinden yaklaşacaksınız bu konuya? Sizin bakış açınız olabilir, beğenmezsiniz, seyretmezsiniz. Dünyada da tek değil bu iş. Bakın bunlar belgesel değil. Bunlar dizi, yani kurgu ve dünyada çok örnekleri var. Ben size iki tanesini vereyim. Tuders dizisi var. 6. Henry döneminde yani Katolik kiliseden, Papa’dan kopuşunu anlatıyor. Gönül ilişkileriyle farklı bir süreç. 4 yıl oynadı batı televizyonlarında ve Türkiye’de de oynadı. Yine Borjiyalar dizisi var. Biliyorsunuz Papalıkta son derece entrikalarla iç içe geçmiş bir tarihsel dönem. Ve bunu da bir kurgu olarak anlatıyor. Orada da mesela ben çok iyi hatırlıyorum bir Cem Sultan sahnesi var. Cem Sultan’ın sığınması, Borjiya’nın oğluyla dostu ve öldürülmesi var orada sipariş üzerine.


Şimdi bütün bunları tarihsel gerçek. Tarihsel gerçek o dönemde bir kameramı vardı bütün gerçekleri tespit etti. Ya da sizin kafanızda tasarladığınız bir kurgu var. O kurguya uygun bir dizi çıkacak, toplumda benim kafama uygun olan bir diziyi seyretme mecburiyeti olacak. Böyle bir şey olmaz, bu mantık olmaz. Sayın Başbakanın bu konuya girmesi belki gündem saptırtmak amaçlıydı. Amacına ulaştı ama bir hafta sürdü. Çünkü bu Muhteşem Yüzyıl aynı beyefendinin attan düştüğü gibi gündemden düştü şuanda.


Murat AKGÜN- Sayın Koç, dış politikayla başladık dış politikayla sonlandıralım istiyorum. Patriotların gelmesi için Alman kabinesinden bu sabah itibariyle onay çıktı. Patriotların Türk sınırına, daha doğrusu Türkiye Suriye sınırına konuçlanmasıyla Türkiye’nin güvenlik endişeleri giderilmiş olacak mı? Ne dersiniz?


Haluk KOÇ- Şimdi tam Türkiye’nin güvenlik endişeleri boyutunda orada tartışmalar var biliyorsunuz. Yine değişik yorumlar yapıldı. Acaba Kürecik başta olmak üzere bir takım savunma radar sistemleri ve bir takım üsleri temelde korumaya amaçlı bir yerleşim düzeneğimi var, yoksa Türkiye’ye olası bir çatışmada diyelim toprak bütünlüğünü ve kendi kara parçasını korumaya dönük bir işlevimi var? Bu konu soru işareti. Birçok soru önergesi de verildi. Henüz yanıtlanmadı, tartışılıyor. Açıklık getirilmedi. Ama Türkiye’nin birçok noktası bu patriotların konuçlandığı yerden koruma sağlanamayacak alanlar olarak gözüküyor.


Almanya’dan onay çıktı ama Almanya’da çok ciddi tartışmalar oldu biliyorsunuz. Bilhassa sol parti ve sosyal demokrat partinin bir direnci var. Yeşillerin bir direnci var. Ama NATO angajmanları çerçevesinde bu süreç yaşanıyor.


Bundan sonrasında ne olacak? Yalnız Putin’in çok önemli bir sözü var. Bir Çehov alıntısı var biliyorsunuz. Çehov piyeslerinde duvarda duran tüfek oyunun bir yerinde eğer orada duruyorsa mutlaka patlayacaktır diyor. Yani bu çok anlamlı bir söz. Yani patriotlar Türkiye’ye konuşlanıyorsa önümüzdeki süreç içerisinde kullanılma ihtimalleri var. Bir savunma sistemi evet ama neye karşı savunacaksınız? Bir saldırı olursa savunacak. Nereyi savunacak? Daha çok Amerika eksenli İsrail havadan savunma sistemini besleyen, bilgileri koruyan Kürecik bölgesini savunacak şeklinde gözüküyor. Türkiye’nin bütün büyük toprak parçasını, kara parçasını değil.


Murat AKGÜN- Şununla bitirelim. Ana dilde milletvekillerinize 4 sayfalık bir rapor veyahut bir bilgi notu gönderilip partinizin görüşünün bu olduğu söyleniyor. Buna niçin ihtiyaç duydunuz bir? Partide görüş ayrılığı varda bu yönde bir görüş birliği sağlanması için mi? Çok kısaca yanıtıyla bitirelim.


Haluk KOÇ- Şimdi bakın, bu çok yadırganan bir durum. Demokratik partiler yaşayan partilerdir, tartışan partilerdir. Farklı görüşler olur bunu saygıyla karşılamak gerekir. Ama partinin seçilmiş üst kurulları parti görüşünü belirledikten sonra TBMM grubuyla bunu paylaşırlar ve parti görüşü ortaya çıkar. Burada bazı milletvekillerimizin kendi görüşlerini ifade etmesinden rahatsız olmamak gerekir. Bu gayet doğaldır. Sonuçta bunu niye yapıyoruz? Çok geniş bir örgütümüz var. Bunlar sadece Ankara’da belirli platformlarda tartışılan konular değil. Anadolu’da da tartışılıyor. Orada Cumhuriyet Halk Partisinin temel tartışma konularındaki görüşü budur diye bir taslak hazırlanıyor ve burada bütün argümanlar sıralanıyor gönderiliyor. Bu kılık kıyafet yönetmeliğiyle ilgili yapıldı. Bu savunma konusunda yapıldı. Diğer konularda da bu şekilde küçük notlar hazırlanarak gönderilecek. Olması gereken bu. Partinin görüşü bu. Ha ben bunun dışında da şu görüşüm var. Olabilir. Saygıyla karşılıyorum. Ama biz partiysek parti içerisindeki disiplinde farklı görüşlerin ifade edilmesine saygı göstererek, onların ifade edilmesine olanak sağlayarak ama partinin resmi görüşünü de bir kurum olarak belli bir disiplin içinde gündemde tutmayı gerektirir. Cumhuriyet Halk Partisinin herhalde farkı o. Yani çok biat eden bir parti değiliz. Tartışan bir partiyiz. Doğalıda o. Düşünen bir organizmadır siyaset. Cumhuriyet Halk Partisi onu yaşatıyor. Çok seslilik olarak almamak lazım. Planlılık belirtisi.


Murat AKGÜN- Teşekkür ediyorum vakit ayırdınız.


Haluk KOÇ- Ben teşekkür ederim, sağ olun.


Murat AKGÜN- Efendim konuğumuz Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Sayın Haluk Koç’tu. Gündeme vaktimiz elverdiği ortamda, müddetçe değerlendirdik. Yeniden görüşünceye kadar hoşçakalın efendim.

Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları