loading
close
SON DAKİKALAR

Nazım'a biri niye okula gidemediğini anlatsın?

Nazım'a biri niye okula gidemediğini anlatsın?
Tarih: 05.09.2012 - 10:32
Kategori: Sağlık, Yaşam

10.5 yaşındaki Nazım Özgün, 4.5 yaşında konuştu. 5.5 yaşında okumayı söktü. Parlak bir öğrenci ama Asperger Sendromu nedeniyle okul bulamıyor...

Radikal'den Umay Aktaş Salman'ın haberine göre, Uzun bir mücadele onlarınki. Önce otizmi öğrenme, sonra otizmle yaşamaya alışma mücadelesi. Maddi manevi fedakarlıklarla dolu bu yolda herkese ve her şeye rağmen bir başarı öyküsü aynı zamanda. 10,5 yaşındaki Nazım Özgün 7 yıl önce içine kapalı, iletişim kuramayan bir çocuk iken bugün ilkokulu takdir ile bitiren SBS deneme sınavlarında derece yapan bir çocuk. Ancak Nazım Özgün’ün ve annesinin harcadığı tüm bu çaba onun ‘anayasal hakkı’nı alması için yeterli olmadı! Annesinin deyişiyle Nazım Özgün yine okullu olamadı. İlköğretime başlarken sekiz okuldan geri çevrilen Nazım Özgün şimdi ortaokul kaydında aynı sorunu yaşıyor. İstediği kolejin yazılı sınavından başarıyla geçen, 100 sorudan sadece 5 yanlış yapan Nazım otizm geçmişi nedeniyle okula alınmadı. Annesi İrem Afşin ön yargıyı ve bilgisizliği kırmak için hikayelerini herkesin duymasını istiyor.



   
   
   
   
   
   
   

   
       
       
       
       
       
       
       

           

Bu video Adobe Flash Player'ın son sürümünü gerektirmektedir.


           

Adobe Flash Player'ın son sürümünü indirin.


       

   






Nazım’a 3 yaşında ‘atipik otizm’ teşhisi kondu. Teşhis sonrası, yoğun tedavi ve eğitimle, 4,5 yaşında konuşmaya başladı. 5.5 yaşında kendi kendine okuma yazmayı söktü, 4 yaşı ile 7 yaşı arasında sürekli ayrımcılık görüp kovulduğu için 4 farklı anaokuluna gitti. 7 yaşında da kaynaştırma raporu ile ilkokula başladı. Zorlandı ama hem otizmden gelen fotografik ve video hafızası hem de öğrenmeye olan sevgisi nedeniyle, akademik başarısı hızla yükseldi. Başarı geldikçe sosyal uyumu da arttı. Tüm bu çabası 4 yol boyunca veli ve öğrencilerin önyargılarını ve dışlamaları kırmadı. 4. sınıfı ‘takdirile, SBS deneme sınavlarında yaptığı dereceleri ile bitirmeyi başardı. Ancak şimdi de ortaokul bulamıyor.

“Biz öyle çocuk almıyoruz”

Anne Afşin okullu olamama hikayelerini şöyle anlatıyor:

“7, 5 yıldır otizm dünyasında yaşamanın zor ve farklı taraflarını, gerçek dünya ile buluşturmaya çalışıyoruz. Oğlum, iyileşme kaydetmiş, sosyal hayata uyum sağlayabilmiş ‘yüksek fonksiyonlu bir otizmli’, son 4 yıldır tanısı giderek bir üst sınıflandırma olan Asperger Sendromu’na kayıyor. Ona dışarıdan, kalabalık bir çocuk grubu içinde baktığınızda, geçmişinde bir otizm hikayesi olduğunu anlamanız artık mümkün değil. Oturup sohbet ettiğiniz zaman, bazı konularda sanki 10,5 değil 15-16 yaşında bir genç adamla sohbet ettiğinizi sanabilirsiniz. Fotoğraf çekmeyi, şarkı söyleyip alet çalmayı, metroları, satranç oynamayı, yüzmeyi, basketbolu, tenisi, sinemaya gitmeyi, bol bol kitap okumayı, seyahat etmeyi ve sosyal mecralar dahil tüm medyadan ülke ve dünya gündemini takip etmeyi çok seven bir çocuk Nazım Özgün. Görüştüğümüz 5 ayrı okulda, daha seviye tespit sınavı ve okul bilgilendirme randevusu vermeden önce, Nazım Özgün’ün geçmiş hikayesini dürüstçe anlattığım zaman, şöyle bir cevaplar yelpazesi ile karşılaştım; ‘ Biz öyle çocuk almıyoruz/standart öğrenci alıyoruz/biz başarı odaklı bir okuluz.

Otizm yüzünden bin türlü bahane


Kabul edileceğimizi sandığımız İstanbul Koleji ile ise son bir aylık süreç içinde, 3 kez telefonda, 2 kez de yüz yüze uzun görüşmeler yaptık. İlk görüşmeden itibaren detaylı olarak Nazım Özgün’ün otizm hikayesini ve başarıyla bitirdiği ilkokul sürecini paylaştım. Görüştüğüm rehber öğretmen ve okulun halkla ilişkiler sorumlusu hanımlar, hiçbir negatif tepki vermediler, hatta başarısına hayranlıklarını ve şaşkınlıklarını belirttiler. Ve Nazım Özgün’e 5. Sınıf seviye belirleme sınavı için randevu verdiler. Sınav günü tam 2,5 saat iki yetkiliyle yüz yüze görüştük, yine detaylı olarak otizm geçmişimiz konuşuldu. Her ikisi de birkaç kez ‘siz durumu anlatmasaydınız, biz zaten anlayamazdık otizm geçmişini, gerçekten ne kadar ilerlemiş, biz konduramazdık” dediler. Ben o okula yalan söylemedim, dürüst davrandım, ama yalan söylemem gerekiyormuş meğer. Otizm geçmişi yüzünden bin türlü dayanağı olmayan bahane üreterek, sınavı kazandığı halde Nazım Özgün’ü okula kaydetmediler. Bu kararlarını da basit bir mail ile bildirdiler. Daha önce hiç söylemedikleri başka bir ‘davranış sorunları gösteren öğrenci’ olduğu için, aynı sınıfa ikinci bir kaynaştırma öğrencisi almak istemedikleri, benim çocuğumun gerilemesinden korktuklarını anlatıyorlardı. Uzun lafın kısası, “bizde bir tane var zaten, bir ikincisi ile uğraşmayalım…” dedi okul.

Eğitimciler ne zaman öğrenecek ?

Dört yılda bir arpa boyu yol gidemediğimizi, otizm denince hala tek akla gelenin konuşamadığı, iletişim kuramadığı için şiddete başvuran çocuklar olduğunu bir kere daha anladım, bu kadar yıldır anlatıp duruyoruz, kimse bilmiyor ki otizm çok geniş bir yelpaze ve her otizmli/ Aspergerli çocuk birbirinden çok farklı! Bizim içinde yaşadığımız toplumdaki önyargılar ve bilgisizlikten kaynaklanan öyle haksızlıklara ve keskin bir ayrımcılığa maruz kalıyorsunuz ki, siz okulu değil, okul sizi istiyor mu, tercih ediyor mu, önemli olan bu. Yok mudur gerçekten Nazım Özgün’ü alıp okutacak, Onu eğitmek isteyecek bir okul? Bu nasıl bir ayrımcılık, nasıl bir ısrarla devam ettirilen bilgisizlik halidir? Okullar ya da eğitimciler, özel gereksinimli öğrencilerin neye ihtiyacı olduğunu, nasıl bir eğitim sürecine ihtiyaçları olduğunu ne zaman öğrenecek? Benim oğlum “iyi durumda, okuyabilecek bir Aspergerli.” Eğer bu durumdaki bir çocuğa bile okul bulamıyorsak, diğer özel gereksinimli çocuklarımızı, farklı çocuklarımızı asıl okutabiliriz ki?


ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları