"Parasız eğitim, sınavsız gelecek" sloganıyla kampanya başlatan öğrencilere yanıt ise
şiddeti oldu. Polis, çadırlarını kaldırdığı ve gözaltına aldığı öğrencilere karşı
Vücutlarındaki yaralar da anlatımlarını doğrular biçimde olan öğrenciler, gazın etkisinin yıkama ile de geçmediğini ifade ettiler. Öğrenciler, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin acil servisine başvurdu.
Öğrencilerden Cavit Yılmaz, polisin "müdahalesini" şöyle anlattı:
"Çadırı açmak istediğimiz ilk gün gözaltına alındık ve sonrasında dört kez saldırıya uğradım. Ters kelepçe ile kelepçeleyip, kelepçeleri sürekli sıktılar. Değişik bir
gaz sıktılar,
gaz şerbet kıvamındaydı,
gaz dokunduğu yeri uyuşturuyor, vücuda yapışıyordu, nefes darlığı yaratıyor. Gazdan sonra da beni ambulans ile Haseki Hastanesi'ne götürdüler. Bu
kimyasal gaz, aşırı yanma hissi yaratıyor, gece uyutmuyor, güneş altında deri kabarıyor, yıkama ile süt ile çıkmıyor. Üzerinden iki gün geçmesine rağmen hala yanıyorum. Diğer gazlara hiç benzemiyor. Bu bambaşkaydı."
"Gözlerimizi ertesi gün açabildik"Yusuf Sinan Kul ise atılan gaza ilişkin şunları dile getirdi:
"Cuma günü değişik bir
gaz attılar. Uhu gibi saydam ve yapışkan bir gaz. Benzin istasyonlarındakiler gibi bir hortum vardı. Parça parça fırlattılar üstümüze. Gözlerimi ertesi gün açabildim. Gözümü açtığımda hala sızlıyordu. Vücudumda ise üç gün boyunca ağrı sızı kaldı. Ne yapsak geçmiyordu. En sonunda katkısız sabun ile yıkayıp biraz rahatladık. Bu gazın ne olduğunu bilmiyoruz. İlk defa gördük. Ama üç gün boyunca aralıksız dayak yesek böyle acı verirdi ancak."
Yakup Işık da polisin müdahalesini, "Bayılacak gibi oldum,
gaz sıktıklarında göremez oldum, kafam sürekli yanıyor. Saldırmadan önce silahla tehdit ettiler,
gaz sıktıktan sonra vurmaya devam ettiler, kalkan ve silah dipçikleri ile vurmaya devam ettiler, küfür ettiler, kelepçeyi sürekli sıkıyorlardı" diye anlattı.
"Elbiselerden sızıp vücudumuzu yakıyordu"Polisin kullandığı gaza ilişkin Erdem Hanoğlu ise, "Portakal gazı sıktılar. Bunun yanında başka bir
gaz daha sıktılar. Gözlerimi açamadım, bayılacak gibi oldum, hastaneye taşıdılar. Yüzümü kaynar suya sokmuş gibilerdi. Gaz elbiselerden içeriye girip vücudumuzu yakıyordu, bir gün boyunca çıkmadı, bacağımda bitip kollarım yanmaya başlıyordu" diye konuştu.
Bir diğer
öğrenci Birdal Nakay ise "Beş kez saldırıya uğradım, en çok yapışkan gazdan etkilendim. Yapışkan
gaz nedeniyle hastaneye taşıdılar bizi. Gaz dayanılmaz bir yanma hissi veriyor, acıdan çıldırıyorsun. Araçla bizi hastaneye götürürlerken, trafikte durduğumuzda acıdan camları kırmak istedik. Gözümü kapatınca bir daha açamadım, derim soyuluyor gibi oluyor. Süt döktüm fayda etmedi. Doktor, "bu nasıl bir gaz' dedi. Krem sürdü ama geçmedi. Bugün üçüncü gün etkisi devam ediyor. Üstüne normal
gaz yedim, beş saat gözümü açamadım" şeklinde konuştu.
Öğrencilere yönelik
polis şiddeti ve kullanılan gaza yönelik Halkın Hukuk Bürosu'dan da bir açıklama yapılarak, bu gibi uygulamaların "faşizan" yöntemler olduğuna işaret edildi. Açıklamada, öğrencilerin anayasal hakkı olan demokratik tepkilerini gösterdikleri hatırlatılarak, polisin kullandığı gaza ilişkin şunları söyledi:
"Kullandıkları bir
gaz öyle değişik ve kullanılmamış bir
gaz ki salep kıvamında, kokusuz bu madde vücuda yapışarak yakıyor. Ve çok uzun bir süre etkisini yitirmiyor. Değdiği yer kızarıp şişiyor, dayanılmaz acılar yaşatıyor. Benzer gazları ve daha kötüsünü 19 Aralık 2000 tarihinde 20 hapishaneye aynı anda yapılan hapishaneler katliamında tutsakların üzerine attılar. AKP iktidarı bugün sokaklara çıkan, hak talep eden herkesi
kimyasal gazlarla öldürmeye çalışıyor."