‘Bu suça ortak olmayacağız’ bildirisine imza attıkları için tutuklanan akademisyenler hakim karşısına çıktı. Savcı akademisyenlerin tahliyesini istedi.
‘Bu suça ortak olmayacağız’ bildirisine imza attıkları için tutuklanan akademisyenler Yrd. Doç. Dr. Esra Mungan, Doç. Dr. Kıvanç Ersoy, Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Kaya ve Yrd. Doç. Dr. Meral Camcı bugün ilk kez hâkim karşısına çıktı. Dava Çağlayan Adliyesi 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülüyor. İddianamenin okunmadığı davada, dört akademisyen ifade verdi. Savcı, aradan önce akademisyenlerin tutukluluk hallerinin devamını talep etti. Ara sonrasında konuşan savcı, bu kararından vazgeçip akademisyenlerin tahliyelerini talep etti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, 4
akademisyen hakkında terör örgütü propagandasından 7.5 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
İddianamede 1128 kişinin “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı metne imza attığı belirtiliyor ve “PKK/KCK terör örgütüne destek bildirisi” yayımlandığı ileri sürülüyor.
“Siyasi iktidarı eleştirip, barış istediğimiz için tutuklandık”
Bildiriyi imzalamasının ardından Nişantaşı Üniversitesi'ndeki görevine son verilen Akademisyen Muzaffer Kaya sorgusunda, gelirinin sorulması üzerine "İşsiz akademisyenim" dedi. Kaya sorgusunda şunları söyledi: “Bugün bizim nezdimizde düşünce ve ifade özgürlüğü yargılanıyor. İddianamenin kötü bir özet olduğunu düşünüyorum ben bir hoca olarak 10 üzerinden 2 bile vermezdim. İddianamede belirtilen çözüm süreciyle, davaya konu suç isnadının bağı kurulmamıştır. Savcılık iddianameyi Wikipedia’daki yanlış bilgilerden yararlanarak hazırlamıştır
Dolmabahçe görüşmesi sonrası Tayyip Erdoğan bunu yanlış bulduğunu belirtmiş ve Kürt sorunu olmadığını söylemiştir. Ülkenin içine düştüğü durumun işaretlerini 7 Haziran öncesi Diyarbakır'daki mitingde patlayan bombayla gördük. Suruç ve Ankara patlamalarında yüzlerce yurttaşımız hayatını kaybetti. Ülkemiz yangın yerine döndü.
Bildirinin kalemi alındığı günlerde hükümet 90'lar konseptine geri dönüş yapmıştı. Operasyonlarda yüzlerce sivil öldürüldü. Biz bu ülkenin akademisyenleri bunca şey yaşanırken sessiz kalmayı onurumuza yediremedik.
Bildirimiz hükümete uyarı ve talep içeren bir bildiridir. Ağır insan hakları ihlallerinin durmasını istedik. Bildiri için bize kızabilir, bizi sevmeyebilirsiniz ama bildirimizde hiçbir şekilde terör örgütü propagandası yer almamaktadır. İddianamede söylediklerimiz değil, söylemediğimiz şeyler yüzünden de yargılanıyoruz. Bu hukuken mümkün değildir, nokta.
Bildirimizde sahip çıkılan özyönetimler değil temel insan haklarıdır. Özyönetim ibaresi bir kere bile geçmemektedir. Burada, olmayan bir şeyin olmadığını ispatlamaya çalışıyorum. Bizi bağlayan tek şey hakikat ve vicdanımızdır. İddianamede suç olmayan eylemler suç olarak gösterilmiştir. Kamuoyu oluşturma çabası suç gibi gösterilmeye çalışılıyor. BM gözlemcilerinin görevli göndermesine zemin hazırlamak diye bir suç olamaz. Yaptığımız ikinci açıklamayla akademisyenlerin imzalarını geri çekmelerini engellemeye çalıştığımız ileri sürülüyor. İmza attığım için işten atıldım, İşten atıldığım için açıklama yaptım hapse atıldım. Siyasi iktidarı eleştirip,
barış istediğimiz için tutuklandık. Yargının muhalifleri susturma aracı olmasına ortak olmayın. Önce derhal beraatime karar verin, yargılama devam edecekse tahliyeme karar verilmesini talep ediyorum.”
“Böyle bir iddianameyle nasıl insan tutuklanır”
Muzaffer Kaya’nın ardından
akademisyen Yrd. Doç. Dr.
Esra Mungan'ın ifadesi alındı. Mungan, “Böyle bir iddianameyle nasıl insan tutuklanır? İddianame biterken sadece son kısımda suçlama yer alıyor ama herhangi bir dayanağı bulunmuyor. Bizi tutuklarken hedeflenen ortamı susturmakken, insanların bize desteğiyle tam tersi olmuştur. İnsanların eşit olarak yaşadığı demokratik bir ülke talep ediyorum” dedi.
“Barışı savunduğumuz ve barışçıl iki yöntem olan imza atmak ve basın açıklaması yaptığımız için tutuklandık” diyen Akademisyen Kıvanç Ersoy da, “Mahkemenin karşısında anayasayı savunmak da bize düşmektedir. Barışı savunmak anayasal haktır ve aydın olarak vazifemizdir. Pişman değiliz yine olsa yine imzalarız. Aydın sorumluluğuyla bu metni kaleme aldık ve okuduk” diyerek tahliyesini ve beraatini talep etti.
Akademisyen Meral Camcı'nın da ifadesinin de alınmasının ardından akademisyenlerin tutukluluğunun devamını isteyen savcı, aranın ardından akademisyenler için tahliye talep etti.
Ne olmuştu?
1128 Akademisyen ‘‘Bu suça ortak olmayacağız’’ adlı bildiriyle
barış talebini dile getirmişti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Barış için Akademisyenler İnisiyatifi üyeleri hakkında başlatılan soruşturma dosyalarını bünyesinde toplayarak, bildiriyi imzalayan 733 akademisyenin ifadesini almaya başlamıştı. Soruşturma kapsamında akademisyenlere, “PKK’nin terör örgütü olup olmadığı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti katliam mı yapıyor? Bildiriyi imzalamak için baskı veya tehdit aldınız mı?” şeklinde sorular yöneltilmişti. Bu arada, 733
akademisyen haricinde bildiride imzası olan 395 kişi hakkındaki işlemin ise Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütüldüğü belirtilmişti.
T24
ETİKETLER : türkiye gerçeği, vişne haber ajans, vişne ajans, istanbul gerçeği, türkiye haberleri, son dakika haberler, istanbul haberleri, sondakika, Savcı, akademisyenlerin tahliyesini istedi, akademisyen, barış, bildiri, Esra Mungan, Meral Camcı, Muzaffer Kaya, Kıvanç Ersoy