loading
close
SON DAKİKALAR

12 Mart faşizmine nasıl gelindi?

Turgut Ünlü
Tarih: 28.01.2020
Kaynak: Vişne Haber Ajansı

Turgut Ünlü: Finans-Kapital ve özellikle orijinimiz Tefeci-bezirganlık son derece pragmatiktir. Her koşula hemen uyum sağlar. Buna kesinlikle aldanılmamalıdır.

Emperyalizme karşı ilk ulusal bağımsızlık mücadelesi vererek, hem emperyalistleri hem de işbirlikçileri yenilgiye uğratıp, yepyeni bir devlet kuran bir ulus, 2.Emperyalist Savaş sonunda -20 yıl gibi bir süre sonra- yeniden emperyalistlerin kontrolüne girmişti.

Savaş sonunda iyice belirginleşen iki kamptan (ABD-SSCB) biri olan ABD safını tercih eden Türkiye’yi yönetenler, ülkeyi çok kısa bir süre içersinde ABD istek, öneri ve bağımlılaştıran “yardımlar”, ajanlar v.b. eliyle tam bağımsızlıktan bağımlılığa doğru hızlı adımlarla “Küçük Amerika” yapma yoluna girmişti.  Çok partili yaşama geçiş, Köy Enstitülerini terkediş, karayolculuk, sağ-sığ politikalara yöneliş vb. sonunda 14 Mayıs 1950’de ABD’nin gerçek partisi DP’nin iktidara getirişini gerçekleştirdi.

DP iktidarı döneminde ; NATO’ya giriş, Kore’ye asker gönderme, yoğun antikomünizm propagandaları, kontrgerilla çalışmaları ve eylemleri, tarikat ve cemaatçilik, her türlü milli politika ve çabaların terkedilişi, muhalefet, Üniversite gençliği üzerinde yoğun baskı, liyakatsizlik, partizanlık, işsizlik ve pahalılık vb. tarihe geçenler olmuştu.

Tüm bunlara karşın, ordu ve üniversite gençliği, zinde kuvvetler, tarihten gelen gelenekleriyle ayaktaydılar ve direniyorlardı.

Devleti kuran finans-kapitalin gerçek partisi olan CHP’de boş durmuyordu. Özellikle 1959 Kurultay’ında yayınlanan ve bütün delegelerin ayakta “Dağ başını duman almış” marşıyla Kabul ettiği ‘İlk Hedefler Beyyannamesi’; DP iktidarının büyük sarsıntıya uğramasına yol açmıştı.

1960-71 ;

Nihayet, 27 Mayıs 1960 tarihinde, kendi toplumsal geleneği gereği –her ne kadar içlerinde “14’ler” gibi Amerikancı, faşizan anlayışta olanlar var ise de- ordunun genç subayları, yurtsever üniversite gençliğinin aktif desteği ile olaya müdahale etti ve DP iktidarı devrildi.

Tarihimizin gördüğü en demokratik Anayasa (1961) yapıldı. DPT (Devlet Planlama Teşkilatı) kuruldu. Senato getirildi. Ülkede esen demokrasi rüzgarı ie DİSK (Devrimci İşçi Konfederasyonu), TİP, FKF, DEV-GENÇ… kuruldu. Üniversite özerkliği, örgütlenme özgürlüğü vb. kazanımlar sağlandı.

Ne var ki, işçi sınıfının, yoksul köylülüğün yeterince örgütlü olamayışı, öncü sınıf partisinin bulunmayışı… gibi nedenlerden, 27 Mayıs devriminin kazanımları, siyasal erk kısa sürede domuzuna örgütlü finans-kapital ve tefeci-bezirgan ittifakına bırakılıvermişti.

İşte olanlar bundan sonra oldu…

Yükselen sol dalga, üniversitelerden işçiler ve yoksul köylülerle buluşmaya başladığında, uluslararası finans-kapital, yerli işbirlikçileri; besleyip büyüttükleri kontrgerilla, Komünizmle Mücadele Dernekleri vb. eliyle yurtseverlerin üstüne saldırtıldı.

27 Mayıs yapıcılarından A.Türkeş’in başını çektiği Irkçı Turancı görüşteki 14’ler, MBK’den uzaklaştırılıp sürgüne gönderilmişlerdi. 2 yıl sonra geri döndüklerinde önce CKMP’ni ele geçirmişler ve A.Türkeş’i de  –tıpkı Hitler’e führer, Musollini’ye Duçe, Franko’ya Condillo… denildiği gibi- “ “Başbuğ” yapmışlardı. Yeni ideolojileri,Türk-İslam Sentezi, amblemleri ise “bozkurt” yerine “üç hilal” dı. 1965’te MTGT kuruldu (adı sonradan ‘Ülkü Ocakları’ yapıldı). 1969’da Adana Kongresinde, CKMP adı MHP olarak olarak değiştirildi. Yoğun bir iç-dış destek gören bu örgütlenmelere, Dündar Taşer’in nezaretinde Komando kamplarının (25 Kamp) kuruluşu eklendi. Ve yoğun silahlanma ve solcular üzerine saldırılar başlatıldı. 

Vedat Demircioğlu, Duran Erdoğan, Mehmet Büyüksevinç, Battal Mehedoğlu, Dr. Necdet Güçlü, Yaşar serpin, Mustafa Kuseyri, Hüseyin Aslantaş, Nail Karaçam, İlker Mansuroğlu, Şener erdal, Niyazi Tekin… ardarda öldürüldüler.

Üzerlerine her gün, her saat; sivil-resmi, legal-illegal güçlerle saldıranlara karşı, sol güçler de nefsi müdafa olarak silahlandılar. İstenen olmuştu. Bu arada işçi sınıfının 15-16 Haziran büyük başkaldırısı da malüm güçlerde büyük telaş uyandırmıştı. Bu uyanışın  önünü kesmek için uygulanan planın son safhası 12 Mart Askeri müdahalesi olacaktı. Amerikancı generaller eliyle faşizm uygulamaya konuldu. Ülkücüler arasında bir tek suçlu bulunamadı. Ama solcular idam edildi, topluca, tek tek infaz edildi. Sol’da kapatılmadık bir tek kuruluş kalmadı. Anayasa budandı. Demokratik hak ve özgürlükler kısıtlandı.

Bir dönem böyle kapandı. Ama mücadele devam ediyordu.

Çıkarılacak Derslar ;

Emperyalizmin, işçi sınıfı, yoksul köylülük, gençliğin uyanışına, ulusal değerlere, anayasal haklara sahip çıkışına asla tahammülü yoktur. Bunlara karşı gizli-açık ne gerekiyorsa yapar, kardeşi kardeşe kırdırır. Bu konuda en zayıf halka neyse (ırkçılık, tarikatçılık, cemaatçilik, etnisite, para, mevkii vb.) kullanır.

Bir ülkenin motor gücü işçi sınıfı ve onun öncü partisidir. Bu yoksa, o ülkede emekçiler ve emekten yana olanlar rahat yüzü göremezler. Faşizme karşı birleşik bir cephe oluşamaz, oluşsa bile kalıcı olmaz. Merkezde olanlar, sosyal demokratlar sürekli sağa kayar. Büyük kalkışmalar (15-16 Haziran) kalıcı sonuç vermez. Devrimciler heder olur.

Türkiye ordusu NATO’dan çıkmalıdır. NATO demek, emperyalist bağımlılık, savaş, başka ülkelere asker gönderme, kontrgerilla, gladyo demek, komşu ülkelere düşmanlık demek, ülkenin iç işlerinin her zaman karıştırılması, darbeler, faşizm demek. Ordunun geleneklerinden koparılışı, halk ordusu olmaktan çıkarılması baskı, sömürü, zulüm demektir.

Üniversite gençliği yapısı gereği küçük burjuvadır. Aydın olarak sınıf mücadelesinde yer alması iyidir ama sınıfın yerine kendisini koyması olamaz. Bu, gençliği devrime götürmez.

Bir ülkenin her zaman en demokratik bir Anayasaya ihtiyacı vardır. Anayasa ne denli demokratik ise, toplumun aydınlanması o derece yüksek olur.

Finans-Kapital ve özellikle orijinimiz Tefeci-bezirganlık son derece pragmatiktir. Her koşula hemen uyum sağlar. Buna kesinlikle aldanılmamalıdır.

Ülkemiz özelinde CHP iyi değerlendirilmelidir. Köklerini ARMHC (Anadolu ve Rumeli Müdafaii Hukuk Cemiyeti)’den alan, halkçı ve devrimci özlü CHP, klasik bir sosyal democrat bir parti olarak adlandırılmamalı, kuruluş özündeki antiemperyalist, tam bağımsızlıkçı çizgisine çekilmelidir. Bunun için CHP’nin  Sol’unda bulunan yapının (öncü parti, birleşik cephe) güçlü olması gerekir. Bu dönemde “Ortanın Solu” politikası CHP’nin solunda TİP, DİSK, FKF, DEV-GENÇ vb. örgütlenmelerin oluşundandır.

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları