'Emek, Barış, Demokrasi Mitingi' için 10 Ekim 2015'te Ankara Garı önünde toplanan vatandaşlara karşı terör örgütü IŞİD mensubu iki canlı bombanın patlaması sonucunda 107 kişinin hayatını kaybettiği 500'ün üzerinde kişinin yaralandığı katliamın 1. yılı...
Ülke tarihinin en çok sivil ölümle sonuçlanan terör saldırısı olarak tarihe geçen #10Ekim saldırısının üzerinden bir yıl geçti.
'Emek, Barış, Demokrasi Mitingi' için 10 Ekim 2015'te Ankara Garı önünde toplanan vatandaşlara karşı terör örgütü IŞİD mensubu iki canlı bombanın patlaması sonucunda 107 kişinin hayatını kaybettiği 500'ün üzerinde kişinin yaralandığı katliamın 1. yılı...
Türkiye'nin siyasi tarihi açısında birçok önemli gelişmenin yaşandığı 2015 yılında, terör örgütleri PKK ile IŞİD, sivillere yönelik peş peşe bombalı saldırılar düzenledi.
20 Temmuz 2015'te Suruç Belediyesine ait kültür merkezinin bahçesinde basın açıklaması yapan gruba düzenlenen "canlı bomba" saldırısında 34 kişi hayatını kaybetti. Suruç Katliamın etkisi devam ederken, 10 Ekim'de bu sefer Ankara Garı'nda kanlı yüzünü gösteren IŞİD, yine sivilleri hedef aldı. İki canlı bombanın kendilerini patlattığı kanlı saldırıda, ikisi çocuk 107 kişi yaşamını yitirdi, 500 kişi de yaralandı.

İlk duruşma 7 Kasım'da
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının terör saldırısıyla ilgili hazırladığı iddianame, 13 Temmuz'da Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.
Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçları Soruşturma Bürosunda görevli Cumhuriyet Savcısının hazırladığı iddianamede, bazı şüphelilerin "anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs etmek" ve "100 kişiyi öldürmek" suçundan 101 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yanında, saldırıda yaralananlar için de "terör örgütünün faaliyeti kapsamında 391 kişiyi öldürmeye teşebbüs etmek", ayrıca "terör örgütünün faaliyeti kapsamında ruhsatsız silah ve patlayıcı madde bulundurmak" suçlarından toplam 7 bin 631 yıldan 11 bin 750 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları istendi.
Bazı şüpheliler için "silahlı terör örgütü DAEŞ üyesi olmak" suçundan 15 yıldan 22,5 yıla kadar hapis cezası talep edilen iddianamede, şu isimler sanık olarak yer aldı:
"İlhami̇ Balı, Deni̇z Büyükçelebi̇, Edremi̇t Türe, Yakub Şahi̇n, Hakan Şahi̇n, İ̇brahi̇m Hali̇l Alçay, Resul Demi̇r, Hacı Ali̇ Durmaz, Hüseyi̇n Tunç, Abdülmubtali̇p Demi̇r, Talha Güneş, Mehmet Kadi̇r Cebael, Meti̇n Akaltın, Savaş Yıldız, Burak Ormanoğlu, Suphi̇ Alpfi̇dan, Hasan Hüseyi̇n Uğur, Bayram Yıldız, Kenan Kutval, Ahmet Güneş, Abdulhami̇t Boz, Cebrai̇l Kaya, Ömer Deni̇z Dündar, Muhammet Zana Alkan, Walenti̇na Slobodjanjuk (Kazakistan vatandaşı), Mustafa Deli̇başlar, Mehmedi̇n Baraç, Ni̇hat Ürkmez, Nusret Yılmaz, Kasım Dere, Yakup Selağzı, Erman Eki̇ci̇, Yakup Karaoğlu, Yakup Yıldırım, Esi̇n Altıntuğ ve Hati̇ce Akaltın."
Kanlı terör saldırısının ilk duruşması, 7 Kasım'da görülecek.

#10 Ekim'de 1 yıl önce ne olmuştu?
Miting için Barış Bloku çağrıda bulundu
Geçen yıl, Suriye'den Türkiye yönelik saldırılara karşı önlem almak için sınır hattına asker ve mühimmat sevkiyatı yapılması üzerine, aralarında HDP ve CHP’li milletvekillerin de bulunduğu Barış Bloku kuruldu. "Suriye'de savaşa son, Türkiye'nin Suriye'ye müdahalesine hayır" sloganıyla bildiriler yayınlayan blok, ilk toplantısını 10 Temmuz'da İstanbul’da düzenledi.
Bu tarihten itibaren miting, protesto ve yürüyüşler yapan blok, 10 Ekim'de Ankara Sıhhiye'de "Emek, Barış, Demokrasi Mitingi" düzenleyeceklerini açıkladı. Mitinge katılım için bu oluşumu destekleyen HDP, DİSK, KESK, TMMOB ve TTB'den de çağrı yapıldı.
10 Ekim'de DİSK, KESK, Türk Tabipleri Birliği, TMMOB, HDP ve pek çok sivil toplum örgütünün katılımıyla Barış Mitingi düzenlendi. Fakat yürüyüş başlamadan yürüyüş alanına kortej halinde ilerleyen grupların bulunduğu Tren Garı kavşağında, 3 saniye arayla 2 patlama gerçekleşti. Patlamanın ardından ambulanslardan önce polis meydana ulaştı. Meydandaki herkesi alandan çıkartmaya başlayınca yaralılara yardım etmek isteyen göstericiler, engellendikleri için polisi protesto etti. Bunun üzerine polis gruba tazyikli su ve biber gazı ile müdahale etti.
Saldırı sonrası olay hakkında hiçbir açıklama yapılmadan ilk iş olarak RTÜK tarafından yayın kuruluşlarına geçici yayın yasağı getirilmiştir. İnternet servis sağlayıcıları tarafından bazı sosyal medya (Twitter, Facebook) sitelerine erişim engeli uygulanmıştır.
Temmuz 2015'te, hükûmetin Türkiye'yi Suriye'deki savaşa dahil etmesine karşı çıkan Halkların Demokratik Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri ile bazı sendika, meslek örgütü, vakıf ve platformların desteklediği 'Barış Bloku' ortaya çıktı. Blok bu tarihten itibaren çeşitli miting, protesto ve yürüyüşler düzenledi. Ekim 2015'e gelindiğinde, 10 Ekim'de Ankara Garı önünde yapılacak olan Emek, Barış, Demokrasi Mitingi için Barış Bloku destekçileri DİSK, KESK, TMMOB ve TTB tarafından katılım çağrısı yapıldı...
Emek, Barış, Demokrasi Mitingi'ne Türkiye'nin farklı illerinden katılımlar oldu. Katılımcılar mitingin yapılacağı Sıhhiye Meydanı'na gitmeden önce Ankara Garı önünde toplanma kararı aldı. Kalabalık toplandıktan sonra saat 10.04'te, 3 saniye arayla iki patlama gerçekleşti. Patlamalar iki trafik ışığının arasında ve Gar'ın önündeki alt geçidin iki yanında EMEP, HDP, SGDF pankartlarının olduğu yerde gerçekleşti. HDP'den Sırrı Süreyya Önder, bu iki patlama kadar güçlü olmayan üçüncü bir patlamanın da gerçekleştiğini bildirdi. Patlamalar sonucunda iki eylemcinin yanı sıra 107 kişi hayatını kaybederken 500'ün üzerinde kişi yaralandı....
Polis alana ambulanstan önce girdi ve biber gazı sıktı
Patlama alanında bulunan Türk Tabipleri Birliği yöneticisi Hande Arpat, alana ambulanslardan çok çok önce çevik kuvvet polislerinin girdiğini ve hayati tehlikesi olan ağır yaralı insanlara müdahale eden sağlıkçılara, yaralılara ve ölülere biber gazı ile saldırarak insanların canına kast edildiğini ifade etti.
Ankara Cumhuriyet Başsavcısı açıklama yaptı
Olaydan sonra ilk incelemeler üzerine bir değerlendirme yapan Ankara Cumhuriyet Başsavcısı, iki canlı bomba olma ihtimali üzerinde durulduğunu söyledi. Saldırıdan bir gün önce Twitter'da anonim bir kişinin Ankara'da bir patlama gerçekleşebileceğine dair iddialarda bulunduğu gözlendi.
Hükümet ve Muhalefet Partileri birbirlerini suçladı
Bilinen herhangi bir örgütün saldırının sorumluluğunu üstlenerek açıklamada bulunmaması, olası failler üzerine spekülasyona yol açtı.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli, saldırıların Temmuz ayında Suruç'ta gerçekleştirilen patlama ile benzerlik taşıdığını belirterek saldırıdan Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD/DEAŞ) örgütünün sorumlu olabileceğine işaret etti. Olayda kullanılan bombaların Suruç’ta meydana gelen saldırıda kullanılan patlayıcı ile büyük benzerlik taşıdığının belirlenmesi, iki olay arasında bir potansiyel bağlantıya işaret etti.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) ülkede güvenliği sağlamakla sorumlu tuttuğu Türk hükümetini, açıkça katil ve "en büyük terör destekçisi" olmakla suçladı.
AKP'li Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, katliamın HDP'yi "mağdur duruma düşmek" için yapılan bir "provokatif eylem" olduğu yönünde açıklamalarda bulundu.
Fail olarak Hükümet ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı farklı terör örgütünü açıkladı
Başlangıçta hükümet, faillerin hükümet karşıtı gruplardan Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD/DEAŞ), Kürdistan İşçi Partisi (PKK), Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (DHKP-C) ve Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP)'nin herhangi birisinin olabileceğini önerdi. Başbakan Ahmet Davutoğlu, saldırıdan iki gün sonra yaptığı açıklamada birinci öncelik olarak IŞİD/DEAŞ’i araştırdıklarını dile getirdi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, canlı bombalardan birinin Suruç bombacısının ağabeyi Yunus Emre Alagöz olduğunu, diğerinin de fotoğrafla teşhisi yapıldığını ve açık kimliğinin belirlenmesi için çalışmaların devam ettiğini, bombacılara yardım ettikleri düşünülen toplam 20 şüpheliden 11'inin tutuklandığını açıkladı.
Seçim öncesi 3 gün yas ilan edildi
Yurt içi ve yurt dışında saldırıya tepkiler yağdı, terör sert bir dille kınandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaptığı yazılı açıklamada, "Bu saldırıyı lanetliyorum. Her türlü terör eyleminin karşısındayız. Birlik ve beraberliğimize, ülkemizin huzuruna kasteden bu menfur saldırıyı şiddetle kınıyorum. Kaynağı, söylemi, amacı, adı ne olursa olsun, her türlü terör eyleminin ve terör örgütünün karşısındayız, hep birlikte de karşısında olmak mecburiyetindeyiz." ifadelerini kullandı.
Adalet ve Kalkınma Partisi: Başbakan Ahmet Davutoğlu saldırının ardından 3 gün süreyle seçim miting ve çalışmalarını iptal edildiğini açıklamış, bununla birlikte 3 gün ulusal yas ilân edildiğini beyan etmiştir.
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, "Seçim zamanı özellikle milletin huzurunu bozmak isteyenler hep bu tür terörist eylemleri yapıyorlar. Daha önce Diyarbakır’da seçimlerden önce ’sırf barajı aşsın’, ’mağdur duruma düşsün’ diye böyle bir provokatör eylem yapıldı. Aynı filmi biz Diyarbakır'da görmüştük. Başka yerde de gördük." şeklinde değerlendirme yaparak saldırıyı düzenleyen kişi veya kişilerin mitingi düzenleyenlerin kendi içlerinden çıktığını iddia etmiştir.
Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu patlama ile ilgili "Çok ağır bir tablo. Milletimizin başı sağolsun. Hep birlikte teröre karşı göstereceğimiz tutum ile Türkiye üzerindeki büyük oyunları bozacağız." ifadelerini kullandı.
Katliam sonrası İçişleri Bakanı Selami Altınok, herhangi bir güvenlik açıklarının olmadığını açıkladı.
CHP yapacağı seçim miting programlarını güvenlik nedeniyle iptal etti
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise terörizme karşı her türlü işbirliğine açık olduklarını bildirdi.
Cumhuriyet Halk Partisi: Olayın gerçekleştiği gün gerçekleşecek olan parti programının iptal edildiği açıklanmıştır. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu terörizme karşı her türlü işbirliğine açık olduklarını duyurmuş, CHP Merkez Yönetim Kurulu ise "Güvenlik ve istihbarat kurumlarının hangi gerekçeyle böyle büyük bir zaaf içerisinde olduğunun araştırılmasını talep ediyoruz. Bu olayda ihmali olan tüm siyasi sorumluların geçikmiş de olsa istifa etmelerini bekliyoruz" şeklinde bir açıklama yapmıştır.
CHP milletvekili Musa Çam ve DİSK Genel Başkanı Kani Beko patlamadan sonra çevreye demir bilyeler saçıldığını bildirmişlerdir.
HDP Hükümeti suçladı
Halkların Demokratik Partisi: HDP eş başkanı Selahattin Demirtaş "Çok acı bir durum var ama mafyalaşmış, katilleşmiş ve bunu seri katil gibi uygulayan bir devlet anlayışı ile karşı karşıyayız. Toplumu esir almaya çalışıyorlar. Zulme karşı boyun eğmeyenlerin direnişiyle bu günleri atlatacağız, ancak hukuk çerçevesinde bunun hesabını da soracağız." diyerek failin devlet olduğunu beyan etmiştir.
Ayrıca patlamanın ardından tüm parti programları iptal edilmiş, bununla birlikte İstanbul HDP il binası güvenlik nedeniyle partililerce boşaltılmıştır. Gazeteciler ve çalışanlar dışarı çıkarılmış ve partililer binada aramalar yapmıştır. HDP milletvekili Ertuğrul Kürkçü ise Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nı kastederek "Barış için toplanan insanlara yapılan bu saldırının sorumlusu saraydır. Bunun hesabını mutlaka verecekler, mutlaka verecekler." demiş ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı suçlamıştır.
Bahçeli, 'Türkiye AKP’nin teröre sempatik ve sıcak bakışının, dış politikadaki tarafgir ve gayri milli yaklaşımın bedelini ödemektedir'
Milliyetçi Hareket Partisi: Genel Başkan Devlet Bahçeli, "Türkiye AKP’nin teröre sempatik ve sıcak bakışının, dış politikadaki tarafgir ve gayri milli yaklaşımın bedelini ödemektedir. Canlı bombalar başkentimize kadar gelebilmeyi göze almışken, güvenlik ve istihbarat kurumlarının bundan habersiz kalmaları bir başka sorgulanması, üzerine gidilmesi gereken sorumsuzluk ve ihmalkârlıktır." yorumunu yapmıştır. Partinin 11 Ekim'de İzmir Gündoğdu Meydanı'nda yapılması planlanan açık hava toplantısı ertelenmiştir.
Yine MHP Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Kalaycı ise "Ben öncelikle şunu sormak istiyorum, istihbarat birimlerimiz ne yapıyor? İstihbaratçıların tek derdi saray mıdır? Biliyorsunuz Suruç'ta da bir patlama olmuştu. Hâlen kimin yaptığı, nasıl meydana geldiği izah edilebilmiş değil." diyerek olayda güvenlik açığının olduğunu vurgulamıştır.
2 Gün Grev
Saldırıyı terör örgütü IŞİD üyesi Yunus Emre Alagöz ile Suriye uyruklu bir teröristin gerçekleştirdiği tespit edildi. Yaşamını yitirenler için üç gün ulusal yas ilan edilirken, mitingi düzenleyen sendika ve meslek odaları da grev kararı aldı.
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) terör saldırısını protesto amacıyla 11 Ekim'den itibaren 2 gün grev kararı almıştır.
Konya’da milli maç da katliamda ölenler yuhalandı
13 Ekim'de Türkiye ile İzlanda milli takımları arasında Konya’da oynanan 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası grup elemeleri maçı öncesinde, Ankara’daki patlamada hayatını kaybedenler için yapılan saygı duruşunda tribünlerden "Ya Allah Bismillah Allahuekber" ve "Şehitler ölmez, vatan bölünmez" sloganları eşliğinde ıslık ve yuhalama sesleri yükseldi.
Vişne Haber Ajansı - Dilfiraz Değerli