loading
close
SON DAKİKALAR

'IŞİD ile gerçek bir mücadele olacak mı El Bab'da göreceğiz'

'IŞİD ile gerçek bir mücadele olacak mı El Bab'da göreceğiz'
Tarih: 20.09.2016 - 07:13
Kategori: Gündem

ÖSO’ya bağlı cihatçı güçlerin El Bab’a ilerleyişiyle yeni bir aşamaya girildi. Akademisyen Güneş, 'IŞİD’e karşı gerçek bir mücadelenin yapılıp yapılmayacağını El Bab’da göreceğiz' dedi.

ÖSO’ya bağlı cihatçı güçlerin El Bab’a ilerleyişiyle yeni bir aşamaya girildi. Akademisyen Güneş, 'IŞİD’e karşı gerçek bir mücadelenin yapılıp yapılmayacağını El Bab’da göreceğiz' dedi.

TSK’nin ÖSO’ya bağlı cihatçı güçler ve koalisyon güçleri ile 24 Ağustos’ta başlattığı Fırat Kalkanı Operasyonu’nda (Cerablus Operasyonu) şu ana kadar Cerablus’un batısına doğru Azez-Mâre hattına kadar Türkiye sınırının IŞİD’den temizlendiği belirtildi. Operasyon kapsamında, IŞİD’in Suriye’nin kuzeyindeki en önemli direnç noktası olduğu belirtilen Halep’e 40 km mesafede olan El-Bâb bölgesi ise bir sonraki aşama olarak gösteriliyor. Bu kapsamda, operasyonun 26. gününde ÖSO’ya bağlı cihatçı güçler iki koldan El Bab’a ilerleyişini sürdürüyor. Bu ilerleyişte ise El Bab’dan önce ilk hedeflerin Savran, Akterin ve Dabık’ı ele geçirmek olduğu belirtiliyor.

BirGün’den Zeynep Yüncüler'in haberine göre; İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Güneş, El Bab meselesini operasyonun kilit noktası olarak belirterek, “Fırat Kalkanı denen operasyonda şu ana kadar IŞİD’e karşı gerçek bir muharebe yapılmadı. IŞİD ile gerçek bir mücadele olacak mı olmayacak mı onu El Bab kapısında göreceğiz” dedi.

IŞİD’in taktik olarak geri çekilişini gördük

Güneş şöyle konuştu: “Henüz IŞİD ile gerçek bir muharebe yapılmış değil, bu ancak El Bab meselesinde görülecek. Burada ABD, IŞİD’i devre dışı bırakacak gücün, başka bir güç olmasını da bekliyor olabilir. Bunu da tam kestremiyoruz. El Bab çoğu şeyi gösterecek. Şimdiye kadar IŞİD’in taktik olarak geri çekilişini görüyoruz, bu geri çekilişte de PYD’nin frenlenmesi ile belirli bir saha kontrol altına alındı.Bu da çok zor olmadı. Burada Kürt sorunu çerçevesinde İran Şam ve Rusya ile belirli bir yakınlık kurulmuş olması da işi biraz kolaylaştırmış oldu. Tabii bu çok kırılgan bir denge. Gerçek bir muharebe El Bab kapısında görülecek. El Bab sonrası da sıradaki hedef olan Rakka’ya kimin yürüyeceği sorusu var. Bu bir buçuk veya 3 yıllık bir zaman dilimini kapsayacak.”

TSK’nin Rakka’da yer alması zor

TSK, ‘Rakka harekatında yer alacak mı almayacak” mı tartışmalarına ilişkin ise Güneş, “TSK’nin Rakka’ya girmesi uluslararası denklemler müsade etmez. Sahada desteklediği güçler bu güne kadar gerçek başarılı bir operasyon yürütemediler. Örneğin, Çobanbey’i alıp iki günde kaybettiler. Kuzeyden desteklenen güçlerin çok stratejik bir başarı sağlayabildikleri doğrusu söylenemez. El Bab’ı almaları çok şaşırtıcı olmaz, ama bu bile şu anda o kadar kolay görünmüyor” diye konuştu.

Operasyon Nisan’da duyuldu

Operasyonun 25. gününde ÖSO’ya bağlı cihatçı güçlerden Ahrar El Şarkiyye grubunun, ABD askerlerinin Suriye’nin kuzeyinde yer alması nedeniyle harekattan çekilmesine ilişkin, Güneş, ABD ile Türkiye’nin arasında tam bir anlaşma olmadığını, operasyon kapsamında bu tarz gelgitlerin olabileceğini ancak bu konularda da anlaşacaklarını belirtti. Güneş şöyle devam etti: “2016 Nisan başında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan New York ziyareti yapmıştı. Bu ziyaret sırasında aynı anda Fırat Kalkanı denen operasyonunun ilk versiyonu, ilk adımı aslında Azez-Mare hattında başlamıştı. Bu aşamada bir tür anlaşma olduğu görülüyor. Türkiye’nin desteklediği ÖSO kuvvetleri ise Azez’den ilerliyordu. 20-30 km bir şerit ÖSO’da, daha aşağıdaki şerit ise Menbiç- Bab arasındaki mesafe esas olarak SDG’lerin olması yönünde bir anlaşma olduğunu anlıyorduk. Fiilen Şam merkezi yönetimi hem de Kobane kantondan gelen PYD güçleri aslında Azez’i alabilecek noktadaydı. Anlaşma olduğunu buradan çıkarıyorum. Çünkü hem Suriye yönetimi hem de PYD Azez’e saldırmaktan vazgeçti. ABD’nin taraflara imza attırmadan düzenli yaklaşımı bu olsa gerek. Bu konuda bir belli ısrarı var ve Türkiye bu sınırları biraz zorlamak istiyor. Yani o 20-30 km’lik koridorun altına geçmek istiyor. Buna karşılık ABD de, Türkiye’nin desteklediği grupların çokta aşağı inmemesini tercih ediyor bunu bir varlık yokluk meselesi haline getirmeyecektir. Bu kez Fırat’ın batısına değil, doğusuna doğru harekette IŞİD’e karşı savaşan PYD’yi de dışlayacak bir hamle olmadığı sürece Amerika için bu bir kırmızı çizgi olmayacaktır. Burada gelgitler görüyoruz. Daha da önümüzdeki günler de göreceğiz. 6 yıllık savaşta bunu ilk defa görmüyoruz.”

Çok büyük mesele: Halep


Ateşkes sonrası ilk hava saldırılarının yaşandığı Halep’in en büyük mesele olduğunun altını çizen Güneş, “ABD’nin buradaki konumunu şöyle özetliyebiliriz. Rejimin Halep’te 6 yıldır bir varlığı var. Rusya’nın desteği ile bu pekişti. Neredeyse bu rejim kapanmak üzere ama bunun kapanmasına izin vermiyorlar. Batı ittifakı buna izin vermiyor. Türkiye tam darbe işleri ile uğraşırken, o arada Rusya destekli Suriye yönetimi Halep’teki o koridoru kapatmak üzereydi ama hızla ağır silahlarla donatılmış hatta El Nusra’ya belli bir silahlar gönderildi. Halep’in tam olarak bütünüyle Şam rejimiyle denetime girmesi engellemek istiyor. Burada bir pazarlık sürüyor. Türkiye, Suudi Arabistan Ürdün gibi Katar gibi ülkeler ve bunların desteklediği grupların ABD ile uyumlu davranmasını bekliyor. Burada bir takım tartışmalar var. Burada da gelgitler uyumsuzluklar var. Büyük parça olan görece Halep konusunu zamana bıraktılar. Halep’i Şam’a bırakmak istemiyor ama kimin getirileceği sorusunu Amerika da yanıtlamış değil bunun için biraz daha uyumlu gruplar oluşturmaya çalışıyor.”

Cenevre’den kesin sonuç beklenmez

Ayrıca Güneş, Cenevre masasında PYD’nin yer alıp almayacağı tartışmalarınına ile ilgili ise, “Suriye masası kurulurken toprakların önemli bir kısmını kontrol eden bir gücün masada dahil olmaması yapılacak olan planların ciddi bir şekilde aksamasına neden olacak. Cenevre masasında bir 3. taraf olarak tanımlar güçler var. Bunlar Suriye devrimine veya Esad karşıtı halk ayaklanmasına başlarda katılmış ama daha sonradan onlardan ayrılmış olan önemli isimler var. Bu güçler zaman içerisinde kendilerini daha çok, SGD ile tanımlamaya başladılar. Bunlar SGD ile irtibatlı gruplar. Cenevre masasından bu yıl içerisinde kesin bir sonuç beklemek imkansız gözüküyor.”


ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları