Darbe Girişimi sonrası kamuda başlatılan ihraç dalgasının muhalif isimleri de içine alarak adeta bir 'cadı avı'na dönüşmesine yönelik tepkiler sürerken, yeni mağduriyetler de yaşanmaya devam ediyor.
Darbe Girişimi sonrası kamuda başlatılan ihraç dalgasının muhalif isimleri de içine alarak adeta bir 'cadı avı'na dönüşmesine yönelik tepkiler sürerken, yeni mağduriyetler de yaşanmaya devam ediyor. Sakarya Valiliği'nde görevli KESK ve BES üyesi Erdal Aydın, telefonunda kripto yazışma programı olarak bilinen ''ByLock'' programı bulunduğu gerekçesiyle tutuklandı.
'Ben yüklemedim'
''Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ)''ne üye olduğu iddiasıyla tutuklanan Aydın'ın, valilikteki tek KESK ve BES'ye üye çalışan olduğu ve ''Kesinlikle ben telefonuma ByLock indirmedim. Telefonumda ByLock olduğunu ne gördüm ne de fark ettim'' dediği belirtildi.
Algı operasyonu
BirGün'den Rabia Yılmaz'ın haberine göre; Erdal Aydın'ın annesi Seyhan Aydın, yaşananların bir algı operasyonu olduğunu belirterek, “Bu algı operasyonunu boşa çıkarmanın yolu, bilişim alanındaki hak temelli STK, odalara ve bu alanda uzman vicdan sahibi teknokratlara, bilim insanlarına çok iş düşüyor. Bir an önce bu konuya açıklık getirici bilimsel raporlar oluşturup yayınlamalılar” şeklinde konuştu.
Cadı avının kurbanı oldu
FETÖ ile ilişkisi olmayan birçok kişinin aynı mağduriyeti yaşadığını ve maruz kaldıkları suçlamaların kabul edilemez olduğunu vurgulayan Seyhan Aydın, şöyle devam etti: “Oğlumun tek suçu, çalıştığı yerdeki tek Alevi kökenli ve KESK ile BES üyesi olmasıdır. Oğlumuzun, darbeci FETÖ terör örgütü ile ilgisinin ve alakasının olması mümkün değildir. Oğlum kesinlikle böyle bir programı telefonuna kendisinin indirmediğini söylüyor. Belli ki; fırsatçı ve karanlık bir tertip ya da asılsız ihbar söz konusu. Dava dosyası da OHAL gerekçesi ile avukatlara gösterilmiyor. Telefonunda böylesi bir programın olup almadığını dahi bilmiyoruz. Varsa, 'Ne zaman indirilmiş, bunun mesaj geçmişi var mı? Varsa kimle, ne konuşmuş' bilinebilinir. Ancak oğlum, OHAL ve darbe bahanesiyle muhaliflere uygulanan cadı avının kurbanı oldu.'”
'Neden tedbir alınmadı?'
Yetkililerin programa ilişkin ilginç açıklamaları olduğunu kaydeden CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdal Aksünger, “2013’ten sonra MİT tarafından bilindiği, sonrasında da bu deşifre olunca daha farklı bir programı kullanmaya gidildiği söyleniyor. Madem bu biliniyordu, toplum neden uyarılmadı ya da buna yönelik neden bir operasyon yapılmadı, gerekli tedbirler neden alınmadı?'' dedi.
Deliller adil şekilde ortaya konulmalı
Cadı avının başlatıldığı bir süreçte delillerin net bir biçimde ortaya konulması gerektiğini belirten Aksünger, şunları söyledi: “Öncelikli olarak bu programın yüklenip yüklenmediği veya nasıl yüklendiğinin dışında, bu programda hiçbir işlem yapılıp yapılmadığına bakmak gerekir. Bu program, telefona dışarıdan yüklenebilir ve şu aşamada işlem yapıp yapmadığı bilgisine teknik olarak ulaşılabilir. Telefondaki kayıtlardan işlem yapılıp yapılmadığı da ortaya çıkarılabilir. Bu konuda mağdur olan arkadaşların masumiyetlerinin kanıtlanması için gereken şey hukukun işletilmesi, savunma hakkının korunması ve delillerin adil şekilde ortaya koyulmuş olmasıdır.”
Yargı siyasi talimatlarla işliyor
Sürecin muamma içerisinde sürdüğünü aktaran Aksünger şöyle devam etti: “Bugün Türkiye'deki en büyük problem yargının tarafsız bir şekilde işletilemiyor olması. Şu anda yargı, siyasi talimatlarla işliyor. Cihazlara delil olarak el koyuldu. Bu cihazların bir kopyasının alınarak dijital imzayla kilitlenmesi gerekiyordu. Dijital imzayla konulmamış olanlar önümüzdeki günlerde de sorun çıkarmaya devam edecektir. Teknik analiz yapmaları ve ortaya somut deliller koymaları gerekiyor. Ancak bu şekilde adil bir yargılamadan söz edilebilir.”