loading
close
SON DAKİKALAR

''Son 6 ayda İSKİ suyu %35 zamlandı''

''Son 6 ayda İSKİ suyu %35 zamlandı''
Tarih: 18.11.2012 - 10:21
Kategori: Gündem

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nde konuşan CHP'li Serdar Bayraktar; ''Son 6 ayda İSKİ suyu %35 zamlandı'' dedi...

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclisinin 2012 yılı Kasım ayı toplantılarının 16 Kasım Cuma günkü birleşimi İSKİ Genel Kurul gündemi ile toplandı. Yapılan oylamada CHP Grubu, İSKİ Analitik Bütçe Tasarısına, Yatırım Programına ve Performans Programına ret oyu verdi. 

Toplantıda, Plan ve Bütçe Komisyonu raporu olarak görüşülen İSKİ Genel Müdürlüğü 2013 Yılı Analitik Bütçe Tasarısı, 2013 Yılı Yatırım Programı ve 2013 Yılı Performans Programı hakkında Cumhuriyet Halk Partisi grubu adına CHP Başakşehir ve İBB Meclis Üyesi Serdar Bayraktar İBB Meclis kürsüsünde Meclis Üyelerine hitaben görüş, öneri ve eleştirilerini sıraladı; 

Son altı yılda İSKİ suyu reel olarak %35 zamlandı.
İstanbul'u asıl rahatlatacak olan gri su ve geri dönüşüm suyu.
Madem suyumuz temiz, ambalajlı sudan vazgeçelim.
Marmara denizi kirlenmeye devam ediyor.
İSKİ'nin 139 personelinden sadece üçü bayan.
İSKİ dere yataklarına sahip çıkmıyor.
Taşeronlaşma ve kontrollük mekanizması gözden geçirilmeli.
Melen projesine 2 milyar dolar yatırım yaptık, %20sini kullanmıyoruz.

CHP’li Bayraktar’ın, Meclis Kürsüsünde konuşmasında su ile ilgili dünya’da ve Türkiye’de örnekler sunarak gerçekleştirdiği konuşmasında şunları söyledi;

Su insan yaşamı için vazgeçilmez bir maddedir; başta yerel yönetimler olmak üzere sorumlu kamu kuruluşları yeterli miktarda içme ve kullanma suyu üreterek dağıtım şebekelerine vermeli ve ücretlendirme politikasını suyun kullanımını özendirici yönde yapmalıdırlar. Öncelikle yatırımlar konusuna partimizin pozitif bakmakta olduğunu ve birçok yatırıma destek vermekte olduğumuzu belirtmek isterim. İstanbul halkının yararına olduğuna inandığımız birçok konuda da katkı sağladığımızı da sözün başında ifade etmek istiyorum.

Gri su kullanımı konusu daha önce Meclisimiz gündemine birçok kez gelmiştir. Bilindiği gibi, gri su, tuvalet suyu yani siyah su haricinde, bir evden boşaltılan atık suların genel adıdır. Yani duştan, küvetten, lavabodan, mutfaktan, bulaşık ve çamaşır makinesinden gelen suların tümüdür. 

Sabun, şampuan, diş macunu, yiyecek parçaları, pişirme yağı, deterjan ve saç gibi maddeleri içeren gri su, evsel atık sular içinde en büyük orana sahiptir. Bir evde kullanılan suyun %80’i banyo ve mutfaktan kaynaklanan gri sudur. Gri su geri kazanım sistemleriyle, %50 su tasarrufu sağlanabilir. Arıtılan suyun depolanması gerekmez ve suda mevsimsel bir değişiklik olmadan sürekli kullanılabilir.

Ancak bu faydaların elde edilebilmesi için öncelikle uygun sistemin kurulması gerekmektedir. Milyonlarca insanın yaşayabileceği inşaatlar Kayabaşı, Tahtakale gibi kentsel gelişme alanlarında üretilmekte iken bu sistemin proje aşamasında tasarlanıp kurulması en uygun olanıdır.

İSKİ’nin teknik bilgi altyapı hazırlığı ve uygun yöntemlerin geliştirilmesi konularında öncü olması gerektiğini düşünmekteyiz. Bu alanlarda ve kentsel dönüşüm alanlarında atılacak küçük adımlar kentimizin refahına büyük oranda katkıda bulunacaktır.

Geri kazanılmış suların bazı Marmara sahillerinde bahçe sulama suyu olarak kullanılmasını ve geçtiğimiz aylarda Fikirtepe planlarına Gri su ile ilgili yapmış olduğumuz plan notunu pozitif gelişme olarak görmekteyiz. Ancak kent geneline yönelik taze su, gri su, geri dönüşüm suyu planlarının yapılması ve gri suyun siteler bazında değil İSKİ eliyle üretilmesi, bu su için standart, işaret, marker, renklendirici ve benzeri uygulamaların İSKİ tarafından planlanıp denetlenmesi gerektiğini düşünmekteyiz. İleri biyolojik arıtma tesislerinden geri kazanılmış suyun kullanım alanlarına taşınması konusunun da planlanıp uygulanması gerektiğini düşünmekteyiz.

Bu konu üzerinde daha fazla durulmalı, özellikle kentin yeni yapılan ve yenilenen toplu yaşam alanlarında inşa süreci öncesinde altyapı hazırlıkları yapılmalıdır. Öncelikle yeni yapılmakta olan toplu konut alanları, kentsel dönüşüm alanları, sanayi alanlarına yeni hatlar inşa etmeliyiz. Tüm ileri biyolojik arıtma tesislerinin arıtılmış suları kentin ihtiyaçları için kullanılmalıdır.

Sayın Genel Müdürün biraz önce ifade ettiği yerlerin bu kapsama eklenmesinden memnuniyetimizi ifade etmek isterim.

İstanbul'da arıtma tesislerinin bazıları faaliyete geçmiş bazıları da tamamlanıp faaliyete geçmek üzeredir. Ancak kent ağır bir nüfus baskısı altındadır. Bu gün itibariyle İstanbul'un nüfusu 14 milyon civarındadır ve yapılan projeksiyonlara göre 2023 yılında 19 milyon olması öngörülmektedir.

Bu durum İstanbul'daki altyapı yatırımlarının kapasitelerinin yeniden hesaplanması ve yeni ayarlamaların yapılmasını gerektirmektedir.

Temiz güvenli içme suyu sağlamak belediyelerin temel görevlerindendir. Hali hazırda İstanbul halkı yiyeceklerini şebeke suyu ile temizlemekte, yiyecek ve içeceklerini bu su ile yapmaktadır. İstanbul halkının önemli bir kesimi şebeke suyunu içmeyi tercih etmemektedir. Şişe suyu şebeke suyundan yüzlerce kat pahalı olmasına karşın İstanbul’da her gün milyonlarca pet şişe ve damacana su tüketilmektedir. Şişelenmiş su satıcıları kendi sularının dağ, nehir, el değmemiş doğal bölgelerden geldiklerini iddia ederlerken, şebeke suyunun filtre edilmesiyle elde edilen içme suyu satışları gün geçtikçe artmaktadır. 

Plastik şişede su satanlar, cam şişede su satanlar, arıtım cihazı satıcıları kamuoyuna farklı yönde bilgiler vermekteler. Bazen damacana şişelerin sağlık üzerindeki olumsuz etkileri ile ilgili haberler medyada çıkmakta, İstanbullular şebeke suyu hakkında endişelenmekte, sağlıklı karar vermesi mümkün olamamaktadır. 

Bu propaganda çalışmalarının bu şekilde devam etmesi durumunda şebeke suyu sadece duş ve yıkama makinelerde kullanılır olacak. Korkutmak cezp etmek ve yanlış yönlendirerek talep yaratmak bu ürünleri pazarlamanın temel dayanakları olmaktadır. Toplumda genel olarak temiz içme suyunun şişelenmiş su olduğuna dair kanaat oluşturulmaktadır.

Plastik su şişelerinin sadece %20 si toplanabilmekte, geri kalanı yakılmakta veya çöp toplama alanlarında yüzyıllarca kalacak şekilde depolanmaktadırlar. %20 lik geri dönüşüm için toplananlar da gerçek anlamda geri dönüştürülememekte, bir sonraki sefer çöp olacakları ürünlere dönüştürülmektedirler. Bu ambalajların üretilmesinde yüksek miktarda petrol ürünü ve enerji harcanmaktadır.

Ayrıca bu plastik ambalajlar doğaya dağıldıklarında, yüzyıllar boyunca varlıklarını sürdürmekte, suyun, toprağın, havanın kirlenmesine sebep olmakta, bununla da kalmayıp, suda yaşayan canlılara zarar vermekte ve hatta ölümlerine neden olmaktadır. Harcanan bu gereksiz gider kent refahına olumsuz etki etmektedir.

Halkımız şebekeden gelen suyun güvenli, arıtılmış ve dezenfekte edilmiş bir su olduğunu ve dışarıdan temin ettiği sudan daha güvenli olduğunu bilmelidir.

Sayın İSKİ Genel Müdürü; "İstanbul'da musluklardan akan suyun daima kaliteli, temiz, içilebilir ve sağlıklı olması gerekmektedir. Bu maksatla içme suyu arıtma tesislerinde içilebilir özelliğine kavuşan suyun musluklardan aynı kalitede akmasını temin etmek için gerekli altyapı çalışmalarının yanında suyun kalitesini izlemek üzere uluslararası akreditasyona sahip, Türkiye'nin en iyi laboratuarlarından biri olan İSKİ'nin yeni laboratuar binasında; şehre verilen içme suyu her gün 350-400 farklı noktadan numuneler alınmak suretiyle analiz edilmektedir." demektedir.
Bu nedenle gecikmeksizin varsa şebeke suyundaki eksiklikler giderilerek çeşme suyunun içme suyu olarak kullanımını artıracak önlemler alınmalıdır.

İstanbul'da şişe suyunun litresi 2 lira oldu, herkesin kullanabildiği çeşmeler yapalım, her İstanbullu yola, çarşıya, işine giderken çeşme suyu içsin, hem milli ekonomiye bir katkı sağlansın hem de İstanbul'un sokakları temiz kalsın, su şişesi kirliliğinden kurtulalım.

Marmara denizi kirlenmeye devam ediyor; Çeşitli kurumların yaptıkları ölçümlerde Marmara Denizi’nin kimyasal kirliliği tehlikeli değerlerini koruyor. İlgili kuruluşlar denizde yer yer oksijensiz bölgeler bulunduğunu belirtmekte, özellikle nitrat, nitrit ve amonyak değerlerinin yüksekliğine dikkat çekmektedirler. Yüzde sekseni karasal atıklardan kaynaklanan bu kirlilik ile İstanbul’a yaklaştıkça Marmara Denizi dip yapısında canlılık yer yer sıfıra düşüyor. Gerek İstanbul'dan kaynaklanan gerekse Marmara kıyısına yakın 400 belediyenin deşarjlarından kaynaklanan kirlilik nedeniyle Marmara'da kirlilik değerleri artmaya devam ediyor. Kirlilik Karadeniz'de de artmaya devam ediyor.

İSKİ'nin yönetici kadrolarına baktığımızda İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bağlı kuruluşları ve iştiraklerindeki genel yapıyı İSKİ'de de görüyoruz. Yönetici olarak çalışan toplam 139 personelin sadece üçünün bayan olması kadınıyla erkeğiyle yaşamın her alanında omuz omuza yürümemiz gerekirken bizleri üzmektedir.

Maalesef İSKİ dere yataklarına sahip çıkma konusunda yeterli hassasiyeti göstermemektedir. Özellikle Başakşehir ve Küçükçekmece'de dere yatağındaki yapılar için hukuki takipte eksiklikleri olduğunu, İstanbulluların taşkın konusundaki güvenliği ile ilgili tedbir ve hukuki takipte daha fazla özeni göstermesi gerektiğini düşünmekteyiz.

Taşeronlaşma ve kontrollük mekanizması gözden geçirilmeli. Eyüp'te inşaat alanında çökme oldu, Sancaktepe de kazı altında kalan işçiler, Eyüp düğmecilerde göçük nedeniyle evlerinden oldular gibi haberleri duymaya devam ediyoruz.
İSKİ taşeronları tarafından gerçekleştirilmekte olan inşaat faaliyetleri sırasında mühendislik hataları ve kazalar devam ediyor. Bu tür kazaların ve bir türlü önlenememelerinin araştırılması ve bu konunun üzerine daha fazla gidilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.

Melen projesi;

Ülkemizde ilçe ve illeri kapsayan kentsel nüfus oranı 2007 yılında %50 iken 2011 yılı sonu itibariyle % 58 civarındadır. Bu durum kent nüfusunun her yıl %2 kadar artmakta olduğunu göstermektedir. Bu trendin böyle devam etmesi durumunda bugün 13,5 milyon olarak kabul ettiğimiz İstanbul nüfusunun 2023 yılında 19 milyon olacağını söyleyebiliriz. 

Sayın İSKİ Genel Müdürü; "İstanbul'un su kaynaklarını arttırma projeleri ve yatırımlarımıza devam ediyoruz. Bu maksatla gelecek yıllarda su sıkıntısı yaşanmaması için halihazırda yapımına devam ettiğimiz Melen Projesi 2. Aşama isale hattının 135 km lik kısmının 70 km sini tamamladık." demekte. ve ikinci aşamanın İstanbul'a 307 milyon metreküplük ilave su kaynağını sağlanacağını söylemektedir.

Melen birinci aşamasının 1 milyar 181 milyon dolara mal olduğunu ve ikinci aşamasının da 980 milyon TL ye mal olacağını ve birinci aşamasının kapasitesinin 268 milyon m3 olduğunu bilmekteyiz.
Ancak Melen projesinden bugüne kadar alınan su miktarlarına baktığımızda

2007 yılında 5,5 milyon m3
2008 yılında 134 milyon m3
2009 yılında 76 milyon m3
2010 yılında 6 milyon m3
2011 yılında 52 milyon m3
2012 yılının bu güne kadarki kısmında 22 milyon m3 olduğunu görüyoruz.
Yani başka bir söyleyişle yıllık 268 milyon m3 kapasiteli Melen projesinden yılda ortalama 50 milyon m3 su alınmaktadır. Proje %20 kapasite ile kullanılmaktadır.
Bu durum açıklamaya ihtiyaç duymaktadır. Kişi başına kullanılan su miktarında batılı şehirlerin gerisinde olan İstanbulluların daha fazla su kullanımını sağlayacak fiyat propaganda gibi teşvik edici uygulamaların neden yapılmadığı da açıklamaya ihtiyaç duymaktadır. Koşullar izin verdiğinde İstanbul halkının bol ucuz su kullanımı sağlanmalıdır.

Su fiyatı

Bilindiği gibi 2007 yılında kurak bir yıl geçirmiş İstanbul'a düşen yağış ortalamaların yarısı kadar olmuş, 213 mm olmuştu. 2007 yılında su kullanım miktarını azaltmak amacıyla su fiyatlarına enflasyon üzerinde bir artış yapılmıştı. Bu artış yapılırken suda rahatlamanın sağlanması ile artışın geri alınacağı ifade edilmişti. Ayrıca 2011 yılı başında Mahkeme kararı gereği kademeli satış fiyatlarından vazgeçilerek, tek kademeli fiyata geçilirken bir yeni düzenleme yapılmıştı. Ancak bu düzenleme yapılırken, aynı miktar su satışı için toplam hasılatı artıracak fiyatlar belirlenmişti. Bunun dışındaki dönemlerde genellikle enflasyon oranları civarında fiyat ayarlamaları yapıldı.

Ancak, 10.12.2006 tarihindeki su fiyatından bu güne geldiğimizde toplam enflasyon değeri %60 olmuş iken, su fiyatlarının 2 kat tan fazla arttığını görüyoruz. 10.12.2006 tarihinde kademelere göre konutlarda 1,64 - 3,28 TL/m3 olan fiyatlar bugün 3,38 TL/m3 değerine, işyerleri için 3,28 TL/m3 olan değer 7,17 TL/m3 değerine gelmiştir.

Bu hesaplamada konut ve işyeri kullanımları baz alınmıştır. 2011 yılında kademeli su fiyatı öncesinde tek fiyat gösterge fiyatı kademelerdeki abonelerin toplam içindeki kullanım oranları baz alınarak, eşit hasılat beklentisine göre yapılmıştır.
Aynı dönemde TÜFE değişimi %59,4 olmuştur.

Bu durumu satışı yapılan her m3 su başına Teşebbüs ve mülkiyet gelirlerinin değişiminde de görmekteyiz.
Ayrıca, merkezi hükümet nezdinde Katma değer vergisinde indirim alınması yönünde girişimlerde bulunulması gerektiğini düşünmekteyiz.

Son söz olarak;

İstanbul halkının ucuz kaliteli bol su kullanması konusunda İSKİ'nin elindeki olanaklar kullanılmalı, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis üyeleri olarak bizler bu hedefe ulaşmada gerekli adımları atmalı, kararları almalıyız.
Bu düşüncelerle sözlerime burada son verirken CHP Grubu olarak İSKİ Analitik Bütçe Tasarısına, Yatırım Programına ve Performans Programına olumsuz oy kullanacağımızı bildirir, hepinize saygılarımı sunarım.

Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları