Radikal ’den
Özgür Mumcu , Oral Çalışlar , Milliyet’ten Hasan Cemal, Star’dan Eser Karakaş, Ömeroğlu’nun
Hrant Dink kararına imza atmasını eleştiri konusu yapmıştı. Eleştirileri doğrudan Ombudsman Ömeroğlu’na sorduk. Çok üzülmüş. Geçmişte yazdığı makalelere, özgürlükçü kararlarına bakılmasını isteyen Ömeroğlu,
Hrant Dink kararıyla ilgili eleştirilere şu yanıtı verdi: “18 kişi biz vardık. 5 kişi de kararı onaylayan Yargıtay 9. Ceza Dairesi’ndekiler. Yani 23 kişiydik. Ben sadece biriydim. Dosya üzerinden rutin işlem yaptık. Hrant Dink’i ulusalcıların tepkilerinden, medyadan biliyordum ama dosyadaki ismin
Hrant Dink olduğunun farkına bile varmadım. Zaten isim Hrant bile değildi. Fırat Dink diye yazıyordu. Dosya üzerinden vicdani kanaatimize göre karar verdik.”
Referansım anayasa ve AİHS
Ömeroğlu’yla ilgili ikinci eleştiri noktası oğlunun nikâh şahidinin Başbakan
Tayyip Erdoğan olması. Yüksek yargıda görev yapan bir bürokrat olarak hükümetten isimleri davet etmesinin normal olduğunu belirten Ömeroğlu, “Yine olsa yeni çağırırım. Geleceğini bilseydim Sayın Kılıçdaroğlu’nu da çağırırdım. ‘Kamu görevlisi yöneticilerle kavga ederse iyi, iyi geçinirse kötü’ diye bir şey var mı?” dedi.
Ömeroğlu, Ombudsman olarak referansının anayasa, yasalar ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olacağını vurgulayarak, “Yöneticilerle yakınlığım adaletli kararımı engellemez. Bunu anlamak için kararlarıma baksınlar. Ombudsman olarak alacağım kararlarda adaletsizlik olursa o zaman sonuna dek eleştirsinler” diye konuştu. Gazetecilerin sadece
Hrant Dink kararından ya da oğlunun nikâhına Başbakan’ın katılmasından dolayı kendisini yargılamasını eleştiren Ömeroğlu, “Hayatım boyunca demokrasi mücadelesi verdim. Üstünlerin hukukunu değil hukukun üstünlüğünü savundum. HSYK’nın hedefinde olduğum için Yargıtay’da bir kısım insan bana selam bile vermiyordu. Yazılarımda ve katıldığım programlarda dile getirdiğim görüşlerimden dolayı 1. Daire Başkanı’ndan tehdit bile aldım” dedi.
Deniz Zeyrek-Radikal