Başbakan Binali Yıldırım,
''Ana muhalefet partisi, Türkiye'de şeffaf bir şekilde yapılan, sınırsız bir propaganda alanı sağlanan ve içeriden, dışarıdan yedi düvelin izlediği, taraf olduğu bir halk oylamasının sonucunu hazmetmek mecburiyetinde'' dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, AK Parti 116. Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu.
Yıldırım'ın açıklamalarından satır başları şöyle:
"Türkiye bir birlik, beka mücadelesi veriyor. Bu mücadele hiç ama hiç tereddüde uğramadan, rehavete düşmeden devam edecek. Pazar günü yaptığımız halk oylamasının da bize verdiği mesaj, terörle mücadelenin kararlılıkla sürmesi ve milletin birliğinin, kardeşliğinin artarak devam etmesidir.
''BEYHUDEDİR, BOŞTUR, AYIPTIR''
Halk oylaması demek, 'doğrudan halkın iradesine müracaat etmek' demektir. Bir kez daha altını özellikle çiziyorum, bu halk oylamasında 'evet' diyenler de 'hayır' diyenler de başımızın tacıdır. Milletin sözünün üzerine söz söylemek beyhudedir, boştur, ayıptır.
''BU SAĞDUYULU YAKLAŞIMDAN DOLAYI TEŞEKKÜR EDİYORUM''
Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan gelen 'evet' oylarındaki anlamlı artış, bölgenin terör örgütlerinin çağrılarına prim vermediğini açıkça ortaya koymuştur. Vatandaşlarımız birliği, beraberliği, kardeşliği, birlikte Türkiye olmayı tercih etmişlerdir. Bu sağduyulu yaklaşımdan ve şuurdan dolayı ayrıca teşekkür ediyorum.
Bugün bazı partiler ana muhalefet partisi HDP gibi ve bazı vatandaşlar YSK'ya itirazlarda bulunmuştur YSK da bugün değerlendirip açıklayacaklarını belirtmiştir. Demokrasi anlayışı gereği her sesi duymak mecburiyetindeyiz. Her seçimden sonra çıkan tablodan duyulan memnuniyetsizlikler hep olmuştur. İtirazın sınırı da hukuktur adalettir. Çeşitli iletişim mecraları kullanılarak insanları sokağa davet etmek sonuçları tanımamak asla ve asla kabul edilemez. Şimdi ana muhalefet partisine düşen, yaptıkları itirazın sonucunu beklemektir. Bunun aksine yapılacak her hareket, hukukun dışına çıkmak olacaktır. Türkiye bir hukuk devletidir, dolayısıyla hiç kimsenin hukuksuz, sorumsuz bir tutum sergilemesi asla hoş karşılanmayacaktır.
Çok açık ve net ifade ediyorum; siyasi tartışmaların zemini, meşru siyaset zeminidir. Herkese davetimiz bu meşru zemini korumak olmalıdır. Her vatandaşımdan istediğim, bu süreçte azami hassasiyet göstermesidir, tahriklere kapılmadan uzak durmalı ve sonucu sükunet içerisinde izlemelidir. Siyaset yapıyorum diye kimse kimsenin duygularıyla oynamaya kalkmasın.
Kemal (Kılıçdaroğlu) Bey ağzını 'hayır hayır' demeye o kadar alıştırmış ki 16 Nisan'da sandığa gitmemiş gibi 'hayır hayır' demeye devam ediyor. Neymiş, bu halk oylamasının sonuçlarını tanımayacakmış. Bu ne demektir? Eğer sen bu sonuçları tanımazsan, bu sonuçları ortaya koyan millet de seni tanımaz kardeşim.
Sayın Kılıçdaroğlu'nun 50 milyona yakın insanımızın sandığa giderek oyunu kullandığı bir seçime gölge düşürme çabası hem üzücüdür hem de büyük talihsizliktir. Bir ana muhalefet partisi başkanının siyasette her türlü sonucun sokakta değil, sandıkta olduğu gerçeğini bilmesi gerekir. Milletin kabul ettiğini sen kabul etmezsen ne yazar. Millete fatura çıkaracağına başarısızlığı kendinde ara.
Türkiye'de şeffaf bir şekilde yapılan, sınırsız bir propaganda alanı sağlanan ve içeriden, dışarıdan yedi düvelin izlediği, taraf olduğu bir halk oylamasının sonucunu hazmetmek zorunda ana muhalefet partisi. Demokrasiye inanıyorsa, demokrasiyi içselleştirmişse hazmetmek mecburiyetinde.
Çareyi sokakta aramak, kaos ortamı oluşturmaktan medet ummak ana muhalefet partisine yakışmaz. Eğer böyle bir iş içerisinde olursa millet gereken cevabı verir. Türkiye bir hukuk devletidir, hiçbir anarşiye, sokak faaliyetine, yasaları çiğneyecek hiçbir fiili duruma rıza göstermemiz söz konusu değildir. Ben milletime çağrı yapıyorum, provokasyonlara gelmeyin, tahriklere kapılmayın ve buna benzer çağrılara kulak asmayın.
Yapacak çok işimiz var. Ülkemizin ekonomisini daha da büyütmek, yatırımları daha da hızlandırmak, reformları hayata bir bir geçirmek ve 2019'un 3 Kasımı'na hazırlanmak. 2019'da iki seçimimiz var; Bir tanesi 2019 Mart sonu yerel seçimler, belediye seçimleri, bir de 3 Kasım 2019'da yaptığımız bu anayasa değişikliğine göre Birleştirilmiş Meclis ve Cumhurbaşkanı seçimleri olacak. Bunun dışında Türkiye'nin gündeminde herhangi bir seçim yoktur, vatandaşlarımızın kafasını bulandırmaya gerek yok, yapacak çok işimiz var.
''CHP, ESKİ FABRİKA AYARLARINA DÖNDÜ''
CHP, ana muhalefet partisi kendi eski fabrika ayarlarına döndü. Sayın Kılıçdaroğlu yenilgisini gürültüyle, tahrikle bastırmak istiyor. Ama artık mızrak çuvala sığmıyor, belli ki durumunda sıkıntı var. Bizim işimiz onların iç meseleleriyle uğraşmak değil, biz yolumuza devam edeceğiz.
Ana muhalefet partisi, AK Parti'ye karşı meşru siyaset kaygısı taşımayan bir çizgide siyaset yapma yolunu tercih ediyor. Bunun bedelini her seferinde sandıkta ödemesine rağmen bu alışkanlığı bir türlü terk etmiyor. Bu tavrı esasen Türk milletini ve Türkiye demokrasisini küçümseyen bir ruh halinin yansımasıdır. Milletle, vatandaşla barışık olsa kendileriyle de kavgalı olmaktan kurtulacaklar ama ne yazık ki bunu başaramıyorlar. Hayırdan hayırsız bir sonuç çıkarmak isteyen ana muhalafete son tavsiyemiz, millete itaat edin rahat edin.
Bütün teşkilatımızla, çıkan bu sonucu, bölgede alınan oyların değerlendirmesini önümüzdeki süreçte sakin bir şekilde, serinkanlılıkla yapacağız. Bütün teşkilatlarımıza buradan ilan ediyorum, bölgenizdeki durumu tahlil eden ayrıntılı bir raporu kısa zamanda genel merkeze iletmenizi istiyorum.
Yüksek Seçim Kurulu'nun seçim kararının resmen açıklanması ve Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla, Cumhurbaşkanımızın AK Parti'ye dönmesinin önündeki anayasal engel tamamen kalkmış olacaktır. Partimizin kurucusu, liderimiz ve şimdi de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı, partimize bir an önce gelip katılması, üye olması için sabırsızlıkla bekliyoruz. Cumhurbaşkanımız bu kampanya boyunca çok büyük bir gayretle kampanyamıza çok büyük destek vermiştir. Bu meselenin en doğru şekilde anlatılması bunun şahıslar meselesi olmadığını yurdun her köşesinde vatandaşlarımıza anlatılmasını sağlamıştır.
Vesayet odaklarının siyasete müdahalelerini sona erdirmek için bu değişiklik önemli bir başlangıçtır. Demokrasiye bundan böyle balans ayarı verecek tek merci millettir. Biz, siyaseti her zaman milletle beraber yaptık, 'millete rağmen' iş yapmak asla bizim tarzımız olmadı, olmayacak.''
NTV