loading
close
SON DAKİKALAR

KCK Basın Davasında 7 Tahliye

KCK Basın Davasında 7 Tahliye
Tarih: 08.02.2013 - 15:10
Kategori: Gündem

KCK Basın Davasında İsmail Yıldız, Pervin Yerlikaya, Zühal Tekiner, Ziya Çiçekçi, Çağdaş Kaplan, Ömer Çiftçi ve Saffet Orman tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı...

15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri yerleşkesinde bugün 3.’sü görülen duruşmaya tutuklu sanıkların tümü katıldı. Tutuksuz sanıklar, yoklamaya Kürtçe, Türkçe, Lazca başta olmak üzere kendi anadillerinde “Buradayım” diyerek yanıt verdi. ANF muhabiri İsmail Yıldız’ın 9 aylık Zerya Zin adındaki bebeğinin “mahkeme huzurunu bozduğu” gerekçesiyle salona alınmaması dikkat çekti. Duruşma avukatların sözlü talep ve savunmalarının alınması ile devam etti.

Duruşmada anadilde savunmaya izin verilmezken, 7 gazeteci tahliye edildi.

"Gelenek gazeteciliği yargılanıyor"

Avukat Eren Keskin, davada gelenek gazeteciliğinin yargılandığını belirterek, “Yasaklı bir coğrafyada kimsenin haberdar olmak istemediği haberleri canları pahasına yapan gazeteciler burada yargılanıyor. Onlar aslında şanslı, çünkü hayattalar. Onların geleneğinde gazetecilik yapan birçok gazeteci devlet güçleri tarafından katledildi. 79 yaşındaki Musa Anter’inden, 9 yaşındaki gazete dağıtımcısını kadar” dedi.

Yargılamanın Kürt sorunundan bağımsız düşünülemeyeceğini kaydeden Keskin, dosyada sadece gazetecilerin yurt dışına giriş çıkışları, yaptıkları haberler ve telefon görüşmelerinin “örgütsel ilişki” kapsamında değerlendirildiğini söyledi, “Hukuk somutluk ister” dedi.

Gazetecilerin bir yıldır tutuklu olduğunu hatırlatan Av. Keskin, bugüne kadar kendilerini ifade etmelerinin engellendiğini belirterek, anadilde savunma yapmalarına izin verilmesi gerektiğini kaydetti. Anadilde savunmanın önündeki engellerin kaldırılması iddiası ile yasal değişikliğin yapıldığını hatırlatan Av. Keskin, “Mahkeme buna rağmen cesur davranmıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin altına imza attığı uluslararası sözleşmeleri daha hiçe sayarak yanlı kararlara imza atıyor” şeklinde konuştu.

“Devlet ne istiyor bunu açıkça ifade etmeli. Sürekli olarak Kürtlere ‘dağdan inip gelsinler’ deniyor” diyen Av. Keskin, müvekkillerinden Yüksel Genç’in PKK’liyken, barış grubu içerisinde yer alarak Türkiye’ye geldiğini ancak şimdi sanık sandalyesinde olduğunu kaydetti. “Devlet öyle bir şey yapmalı ki Kürtler güven duysun” diyen Keskin, KCK davalarının güvensizliği perçinlediğini söyledi, müvekkillerinin tahliyesini talep etti.

Değişikliğe rağmen anadilde savunma hakkı kullandırılmadı

Av. Fırat Epözdemir ise, yasal değişikliğe rağmen anadilde savunma hakkının tanınmadığını söyledi, “Bu durum başta Kürtler olmak üzere bu ülkenin diğer asli unsurlarına haksızlıktır” dedi. Av. Epözdemir, yasal değişiklik yapılmadan da uluslararası sözleşmelerin tanıdığı bu hakkın kullandırılması gerektiğini belirtti.

Dünyada 113 ülkede birden fazla resmi dilin kullanıldığını, 3. Dünya ülkeleri arasında yer alan İran’da 8 Irak’ta ise 4 resmi dilin kullanıldığını örnek gösteren Epözdemir, “Bu ülkelerde bölünme olmazken burada asli unsur olan halkın anadilini kullandırmamak manidardır” şeklinde konuştu. Epözdemir, anadilde savunma taleplerinin yargılamanın her aşamasında yerine getirilmesini, birkaç yıl içerisinde anadilin, yargılamanın bütün evrelerinde yer alacağına işaret ederek, müvekkillerinin tahliyesini talep etti.

Avukat Ercan Kanar, KCK davalarının siyasal oportünizmle açılmış ve düğmeye basılmış gibi birbirini takip eden davalar olarak tanımladı. Bu davalarda, haberleşme, bilgiye ulaşma, haber kaynağını açıklamama, siyasal katılım, yoksulluğa, eşitsizliğe, zulme karşı direnme hakkının saldırıya uğradığını söyleyen Kanar, tüm bu hakların sanık sandalyesine oturtulduğunu kaydetti.

“Skolastik , yapay bır davadır”

36 bin kişinin ölümüne neden olan Kürt sorununun çözümüne ilişkin yeni bir sürecin başladığını hatırlatan Av. Kanar, “Buradaki gazeteciler haberlerinde Abdullan Öcalan’ın muhatap alınması yönünde ifadeler kullandıkları için yargılanıyor. Şimdi Başbakan İmralı’nın çözüm konusunda muhatap olduğunu açıklıyor. Bu iddianame gerçekle çelişiyor” dedi.

Kanar, “Bu süreçte değişmeyen tek şey yargı pratiğidir” dedi ve devam etti: “Siz buradakilerin, Kürt halkı ile empati kurmanız gerekiyor. Dünyada barış için yargıya çok iş düştü. Hukukçular barış kapısını açacak. Bunun örnekleri dünyada birçok ülkede yaşandı. Yargıçlar ideolojilerden bağımsız hukuk ürettir. Barışa siz de katkıda bulunmalısınız. Vereceğiniz kararlarla buna hizmet etmelisiniz. Ama siz değişen yasalara dahi direnç gösteriyorsunuz. Vazgeçin. Yasaları özgürlükçü yorumlayın.”

İdeolojik önyargılarla tutuklamaların devam ettirilmemesi gerektiğini vurgulayan Av. Kanar, “Ana akım medya için geçerli olan bütün haklar bu gazetecilerin etnik kimliklerinden dolayı suç unsuru olarak görülüyor ve şoven bir tutum sergileniyor. Bu skolastik düşüncelerle açılmış yapay bir davadır, bu davada yargılananlar gerçek gazetecilerdir” şeklinde konuşarak bir yıldır tutuklu olan gazetecilerin serbest bırakılmasını talep etti.

"Merkez medya yapınca suç değil ANF yapınca suç"

Gazetecilerin avukatı Tamer Erdoğan ise, gazeteciliğin tanımını yaparak başladığı savunmasında, tüm basın yayın kuruluşlarının ANF’de yayımlanan haberleri kullandığında “suç” sayılmadığını fakat ANF muhabirlerinin ANF haber müdürünün muhabiri ile yaptığı görüşmelerin “örgüt faaliyeti” olarak nitelendirdiğini kaydetti.

Hasan Cemal, Mehmet Ali Birand gibi ana akım medyada bulunan gazetecilerin KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan ile haber amaçlı yaptıkları görüşmelerden dolayı yargılanmadığını ancak Hakan Tahmaz ya da şu an tutuklu olan gazetecilerin Karayılan ya da Kandil ile ilgili yaptıkları haberlerden dolayı yargılandıklarını veya tutuklandıklarını söyledi.

"Gazeteciler kamuoyunun ve gerçegin gözü kulağıdır"

Gazeteciler için “bekçi köpeği” tanımının kullanıldığına işaret eden Av. Erdoğan, “Gazeteciler gerçeğin bekçi köpeği değil, kamuoyunu ve gerçeğin gözü ve kulağıdır. Buradakilerin hepsi özgür basın çalışanları ancak tutsaklar. Özgür basın emekçilerinin gerçekten özgür olması için özgür bırakılmalarını istiyoruz” diyerek, müvekkillerinin tahliyesini talep etti.

"Asıl talimat alan savcıdır, yasal işlem başlatılsın"

Avukat Nazan Yaman, "İddianamenin dili Türkçe'dir ama iddianame anlaşılmazdır. Çünkü verilmiş hükümlerden oluşmuş, hukuki olan hiçbir şey yoktur, anlaşılmaz bir şekilde tanzim edilmiştir. Bu yüzden anlaşılmazdır" şeklinde konuştu. Av.Yaman, iddianamede flash belleklerde PKK’nin bayrağı fotoğrafının çıkmasının suç unsuru olarak görülmesine tepki gösterdi ve ekledi: "Çıkabilir. Çünkü bu insanlar gazetecidir” dedi. Savcılığın, gazetecilerin talimat aldığı yönünde iddiasına ilişkin ise Yaman, “Asıl talimatı iddianameyi hazırlayan savcı almıştır. Bu nedenle savcı Bilal Bayraktar hakkında yasal tatbikat yapılmasını talep ediliyorum“ diye konuştu.

Davayı takip eden basın mensuplarına uyarıda bulunan Yaman'ın, “Evrensel Gazetesi ‘Newroz olaylarının faturası DİHA’ya çıktı” şeklinde haber yaptığı için savcı örgüt değerlendirmesinde bulunmuş. Hazırlıklı olun sıra size gelebilir” şeklindeki ifadeleri basın mensupları, duruşmaya katılanlar ve basın mensupları arasında gülüşmeye sebep oldu.

Av. Zincir: Barışa katkı koyacak bir karar verin

Avukat Sinan Zincir de söz alarak taleplerini sıraladı. Zincir, birleştirilen iddianameden yargılanan Mikail Barut’a iddianamenin tebliğini, firari sanık Şerafettin Sürmeli hakkındaki yakalama kararının kaldırılmasını istedi ve Kandıra F Tipi Cezaevi’nde kalan erkek müvekkillerin, Silivri’ye beş günlüğüne getirilmesinin müvekkiller açısından sıkıntı yarattığını belirterek, Silivri Cezaevine sevkini istedi. Zincir son olarak, müvekkillerinin tutukluluklarının "rehin alma" olduğunu savunarak “Barış ortamı için mikrofonların Kürtçe’ye açılmasını talep etmiştik. Kürtler Kürtçe konuştukça barış daha da mümkündür. İleri ki günlerde açılacağını biliyoruz. Barışa katkı koymak için, bugün iyi bir karar verin” dedi.

7 gazeteci tahliye edildi

Avukatların taleplerinin alınmasının ardından iddia makamına söz verildi. İddia Makamı İsmail Işık, avukatların iddianameye ilişkin söyledikleri “yapay”, “siyasi” ve “çok komik “şeklindeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, iddianame okunurken gülen bir avukat görmedikleri için iddianamenin komik olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığını ifade etti.

Savcı Işık, birleştirilen iddianamenin henüz okunmadığını gerekçe göstererek, tercüman talebini reddederken, “kuvvetli suç işleme” ve “kaçma şüphesi” bulunması sebebiyle adli kontrol uygulamasını yetersiz görerek, 7 kişi dışında kalan sanıkların tahliye taleplerinin uygun olmadığı yönünde görüş bildirdi. Savcı Işık, avukatların suç içeren konuşmalar yaptığını belirterek, avukatlar hakkında suç duyurusunda bulunulmasını mütalaa etti.

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları