ÇHD Başkanı Selçuk Kozağaçlı da bugün gözaltına alınırken, “Operasyonun asıl nedeni Suriye mi” sorusunu gündeme getiren bir olay da ortaya çıktı...
Polisin, DHKP-C operasyonu diye Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Grup Yorum üyelerinin evlerini yapılan baskınların ardından derneğin başkanı Selçuk Kozağaçlı da bugün gözaltına alınırken, “Operasyonun asıl nedeni Suriye mi” sorusunu gündeme getiren bir olay da ortaya çıktı.
Polisin DHKP-C’ye yönelik operasyonu iki gün önce (18 Ocak) yapıldı. Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya başta olmak üzere yedi ilde yapılan operasyonlarda ÇHD Genel Merkezi ile şubelerine de baskın düzenlendi ve aramalar yapıldı. Dernek üyesi üyesi avukatların evleri de basılarak gözaltına alındı. ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı da bugün İstanbul Atatürk Havalimanı’nda yakalanarak emniyete götürüldü.
Aynı gün Suriye Haber Ajansı’nın (SANA) da baskınların yapıldığı gün ilginç bir haber geçtiği ortaya çıktı. Bu habere göre; ÇHD Genel Başkanı Kozağaçlı, Suriye’nin başkenti Şam’da 17 Ocak’ta; yani operasyonlardan bir gün önce bir basın toplantısı düzenledi. Kozağaçlı bu basın toplantısını, Suriye’deki sorunun çözümü için İran’ın öncülüğünde yapılan Tahran Konferansı’nda oluşturulan Ulusal Diyalogu İzleme Komisyonu’yla ortak yaptı.
Kozağaçlı, ortak basın toplantısında yaptığı konuşmada, ÇHD’nin 2 bin 500 üyesinin bulunduğunu belirterek, Suriyelilerin öldürme, hırsızlık, gasp ve yağmalamalarla ilgili şikayetlerini toplayarak, bu olaylardan sorumlu tuttukları isyancıları (!) topraklarında ağırlayan, silah ve para desteği veren AKP hükümetine karşı Türkiye’de dava açacaklarını söyledi.
Masum Suriyeli vatandaşları hedef alan saldırılara, ekonomi tesislerinin soyulup yağmalanması ve yıkılmasına ÇHD üyelerinin tanık olduğunu belirten Kozağaçlı, Türkiye’de Türk halkını savunduktan sonra şimdi Suriye halkının avukatlığını üstleneceklerini de kaydetti.
Ulusal Diyalogu İzleme Komisyonu’nda Hukuk Komitesi üyesi Tarık Ahmet, Suriye’de işlenen suç ve cinayetler ile Suriye-Türkiye sınırındaki ihlaller konusunda Türk heyete bilgi verildiğini bildirerek, Şam’da derneğin bir iletişim ofisinin açılması ve ortak bir komisyonun oluşturulması konusunda anlaşmaya varıldığını açıkladı.
Ahmet, yaşanan olaylardan zarar gören herkese kendilerine karşı işlenen suçlarla ilgili Suriye ve Türkiye’den edinebildikleri bilgileri ve belgeleri sunma çağrısı yapıldığını söyleyerek, bununla birlikte Suriye ve Türkiye’de terör gruplarının suçlarını belgelemek isteyenlerin komisyona katılma ve görüşlerini bildirmeye davet edildiklerinin altını çizdi.
Ahmet, Şubat ayının ikinci yarısında iki tarafın İstanbul’da bir toplantı düzenleme ve konuyu Türk ve dünya basınına duyurma kararı aldığını kaydetti.
Polisin operasyonunun bu basın toplantısının hemen ertesi gün başlaması, “Operasyonun nedeni ÇHD’nin, hükümetin Suriye politikalarıyla mücadele için yaptığı çalışmalar ve Suriye’deki olaylardan ötürü AKP Hükümeti hakkında Türkiye’de dava açacaklarını söylemesi mi” sorusunu gündeme getirdi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü, ÇHD üyelerinin gözaltına alınmasına gelen sert tepkilerin ardından yaptığı açıklamada şöyle demişti:
“Legal görünüm altındaki dernek/kültür merkezi/dergi bürolarında çelik kapılarla (11 çelik kapıdan geçilerek) korunaklı hale getirdikleri yerlerde, yurtdışında bulunan örgüt elebaşlarına ülkemizin kozmik bilgilerini şifreli metinler halinde kodlayarak raporladıkları, başka ülkeler lehine ajan faaliyeti yürütmek için gizli haberleşme merkezleri oluşturdukları tespit edilmiştir.”
Emniyetin bu ajanlık suçlaması da operasyonunun nedeninin ÇHD’nin Suriye’de hükümetin politikalarına karşı yürüttüğü çalışmalar nedeniyle yapıldığı kuşkusunu güçlendirdi.
Gazeteciler.com