loading
Yükleniyor
close
SON DAKİKALAR

Bu kanun bu 'virüs'ü söküp atmaya yeter mi?

Çiğdem Toker
Tarih: 14.10.2026
Kaynak: Çiğdem Toker - T24

Çiğdem Toker; Fatma Betül Sayan Kaya’nın ifadesi kimse tarafından görüntülenemeyeceği bir devlet ihtimamı altında alınırken gazeteciler üzerindeki baskılar yoğunlaşıyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın fon vurgunu ardından görevlendirilen Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nun (DDK) çalışmasıyla ilgili sözlerini duydunuz mu? 

“Devlet Denetleme Kurulumuz çok yönlü bir şekilde, bütün ilgili kurumları kapsayacak bir şekilde bu çalışmasını sahada başlatmış durumda. Bağımsız finansal otoriteler, bütün bu kurumlar denetim altında incelenecek, soruşturulacak. İdarelerin açıkları da kişilerin sorumlulukları da bu süreçte ortaya konmuş olacak." 

Yılmaz’ın denetlenecek dediği “bağımsız finansal otoriteler”den ikisinin SPK ile BDDK olduğu anlaşılıyor. Daha açık bir anlatımla; fon vurgunu konusunda DDK, SPK ile BDDK’yı da inceleyip soruşturuyormuş. 

Kanundaki adıyla piyasa dolandırıcılığını aylar önce bilen, hatta başkanları tarafından açık açık ifade edilmiş kurumlardan bahsediyoruz. 

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'ın; denetim talimatını aldığı güne dek Borsa İstanbul’un da başkanvekili olan DDK Başkanı’nın halen görevde olmasını, aylarca sürmüş çıkar çatışmasını, denetimin sağlığı açısından sorun görmediği anlaşılıyor.  

Açıklamaları yaptığı AA Editör Masası’nda bu yönde soru sorulmuş olsa cevabını da görürdük muhtemelen... 

Faturanın büyüğünün, bu dolandırıcılığı aydınlatmaya çabalayan gazetecilere kesildiği şu dönemde; Yılmaz’ın rahatsızlık verecek soruların yöneltileceği ortamlarda bulunmasını beklemiyoruz. Ama milyonlarca insanın hayatını etkileyen ve daha da etkileyecek tüm bu olanlar, işi  denetim olan kurumlar görevini ZAMANINDA yapmadığı için oldu ve bunu da herkes biliyor. 

* * *  

Fonlar tasfiye edilince Yeni Parti’nin duyurmasıyla portföy işlemleri ortaya çıkan eski bakan ve AKP Genel Başkan yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, ülkenin en önemli ve en büyük kamusal alanlarından biri olan Çağlayan Adliyesi’ne ifade vermek üzere geldi, ifadesini verdi ve çıktı. 

Çağlayan Adliyesi’ne ne girerken, ne ifade verirken, ne de çıkarken onu görüntüleyebilen oldu. 

Kamuoyunun yakından izlediği sayısız ismin eller kelepçeli gazetecilerin önünden geçirildiği, bazen film platosu gibi düzenek hazırlandığı, yürüyüş beğenilmezse tekrarlatıldığı ve tüm bu hukuksuzlukların normalleştirilmek istendiği bu dönemde, bazılarının daha eşit olduğu bir kez daha gözlere sokuldu. 

Fatma Betül Sayan Kaya’nın ifadesi kimse tarafından görüntülenemeyeceği bir devlet ihtimamı altında alınırken gazeteciler üzerindeki baskılar yoğunlaşıyor. Soruşturma, gözaltı, tutuklama, haberlere ve sosyal medya hesaplarına erişim engelleri hız kesmeden sürüyor. 

Belli ki erçeklerin ortaya çıkarılmasına sorgulanmasına yönelik gazetecilik büyük rahatsızlık veriyor. 

Oysa ilke basit: Kamu görevi üstlenen herkes hesap vermek zorunda. Kamu kaynaklarını kullanan herkes saydam olmak zorunda.  

Gazetecilik en çoķ bu hesabın verilmediği, saydamlığın sağlanmadığı durum ve zamanlar için vardır. 

Kanun teklifi yarın  

Fonların tasfiyesine ilişkin kanun teklifi, yarından itibaren TBMM’de görüşülmeye başlanacak.  

Bu vurgunun etkilerinin yalnızca mağdur sayısıyla sınırlı kalmayacağı, hesabı bugünden yapılamayan büyük bir hasar bırakacağı ortada. Fon vurgunu mağdurlarının son  TBMM ziyaretleri de gösterdi ki, zaman ilerledikçe sadece tasfiyelerle alacaklı hale gelen yatırımcılar değil, işletmesini ekonomik olarak çevirmeye ayırdığı kaynağı bu fonlarda değerlendiren çok sayıda kişi var. 

Dolayısıyla tasfiyeye tabii fonlardan tahsilatın uzaması ve herkesin alacağını tam alamayacağı gerçeği faiz oranlarından istihdama, ev geçindirme kaygısından çocukların eğitimine kadar geniş bir etki alanı doğuracak. 

Başka bir ifadeyle durum, AKP TBMM Grup Başkanı Abdullah Güler’in “Bu virüsü bünyeden söküp atacağız” dediği kolaylık ve hızda olmayacak. Kamu kaynağı kullanılmayacağı iddiası şimdiden tartışmalı. Tasfiye sürecinde herkesin alacağını çabuk ve tam alacağının garantisi kanun teklifi metninde bulunmuyor. 

TMSF’ye 6183 sayılı kanun yetkileri sağlanacak olsa dahi; hukuka aykırı olarak çıkarılan değerlerin geri kazanılması, malvarlıklarının fonlara doğrudan iade imkanı, eksik kalanların sorumlulardan tahsil edilmesi, ciddi bir süreye ihtiyaç olduğu anlamına geliyor.  1 milyon TL üzerindeki alacakların karşılanabilmesi de ancak tahsil edilebilecek varlıklara bağlı. 

Dolayısıyla "virüs" dedikleri organize dolandırıcılığın bıraktığı hasar yıllar sürebilir.

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları